Bakan Tunç, Adalet Bakanlığı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Afyonkarahisar'daki termal otelde düzenlenen Kanun Yolu Uygulamaları Programı'nda 6 Şubat depremlerinin 3. yılı vesilesiyle yitirilen canlara Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabır dileğinde bulundu.
Millete bir daha böyle acılar yaşatmaması için Allah'a dua eden Tunç, "Başta 11 ilimiz olmak üzere, ülkemizin dört bir yanında hissedilen bu büyük acı, her bir can kaybıyla toplumsal hafızamıza kazınmıştır. Bu süreç, milletimizin dayanışma ruhunu, birlik ve beraberlik iradesini de açıkça ortaya koymuştur. Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğinde, yaraları sarmayı, umutları yeşertmeyi ve şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmayı en temel görevimiz bildik." diye konuştu.
Tunç, Bakanlık olarak 6 Şubat depremlerinin ardından hızla harekete geçtiklerini, adalet hizmetlerinin kesintisiz sürdürülmesi amacıyla 7 gün 24 saat esasına göre çalışan kriz merkezini kurduklarını söyledi.
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Hakimler ve Savcılar Kurulu kararlarıyla yargısal süreleri durdurarak hukuki güvenliği teminat altına aldıklarını belirten Tunç, böylelikle hak kayıplarının önüne geçtiklerini dile getirdi.
Tunç, hakim, savcı ve adalet personelinin gönüllülük esasıyla bölgeye intikal ettiğini, "kardeş adliye" uygulamasıyla barınma, tahliye ve psikolojik destek hizmetlerini sağladıklarını anlattı.
Adli tıp hizmetlerini de seferberlik anlayışıyla yürüttüklerine dikkati çeken Tunç, kayıpların kimlik tespitlerini bilimsel yöntemlerle titizlikle tamamladıklarını söyledi.
"Bugüne kadar 2 bin 673 kişi hakkında dava açıldı"
Bakan Tunç, depremler sonrası bölgede artan iş yükünü karşılamak amacıyla yargı teşkilatının güçlendirildiğini anlattı.
"İlk günler kendi araçlarında, çadırlarda bu görevleri yapmaya çalıştılar, fedakarca çalıştılar." diyen Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Cezaevi kurtarma personelimiz CEKUT, o zaman Kahramanmaraş bölgesinde enkazdan canları kurtarmak için çalıştılar ve Kahramanmaraş'ta 41 canımızı enkaz altından kurtarmayı başardılar. Depremler sonrası bölgede 731 adli, 28 idari olmak üzere toplam 759 ilk derece mahkemesinin kurulmasını sağladık. Ayrıca bölgede 27 bölge adliye mahkemesi dairesi ve 17 bölge idare mahkemesi dairesi olmak üzere toplam 44 istinaf dairesinin de kurulmasını sağladık. Yargının kapasitesini artırarak özellikle idari yargı ile hukuk ve ceza yargılamalarında artan iş yükünü karşılayacak dairelerin kurulmasını ve hakimlerin atanmasını sağladık."
Yargı mensuplarının büyük fedakarlık gösterdiğini vurgulayan Tunç, "Deprem ceza yargılamaları kapsamında bugüne kadar 2 bin 673 kişi hakkında dava açıldı. Elbette ki büyük bir afet, dünya tarihinin en büyük depremiyle karşı karşıya kaldık." dedi.
Yıkılan konutlarla ilgili sorumluluk ve kusur varsa bunu tarafsız ve bağımsız yargının tespit edeceğini dile getiren Tunç, şu bilgileri paylaştı:
"Bilirkişilerin verdiği raporlar, hakimlerimizin vereceği kararlarda da etkili oluyor. Bu anlamda da 2 bin 673 kişi hakkında dava açıldı. 202 kişi hakkında da 1 yıldan 21 yıla kadar değişen süreli hapis cezaları verildi. Halihazırda 142'si tutuklu, 59'u hüküm özlü olmak üzere toplam 201 kişi, ceza infaz kurumlarında deprem soruşturmaları yargılamaları nedeniyle bulunuyor. 949 kişi hakkında da adli kontrol kararı bulunuyor. Soruşturma aşamasında 949, kovuşturma aşamasında 2 bin 673 kişi hakkında süreç devam ediyor."
Tunç, hukuk mahkemelerinde de deprem kaynaklı 64 bin 663 davanın açıldığını belirterek, "Bu davalardan 58 bin 149'u ilk derecede karara bağlandı yani yüzde 90'ı ilk derecede karara bağlandı. Bunun 5 bin 655'inde istinaf yoluna başvuruldu, orada da yüzde 61'i karara bağlanmış durumda. Hukuk mahkemelerindekilerin çoğu istinafa gitmeden kesinleşen kararlar olduğu için burada yüzde 90 kesinleşme durumu söz konusu oldu. Şu anda ilk derece hukuk mahkemelerinde depremle ilgili derdest dosya sayısı 8 bin 688." ifadelerini kullandı.
İdari yargıda 86 bin 467 dava karara bağlandı
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının uyguladığı projelerin gecikmeksizin gerçekleştirilmesinin önemini vurgulayan Tunç, inşa süreçlerinin aksamaması için idari yargı süreçlerinin bir an önce sonuçlanmasının gereğine işaret etti.
Tunç, idari yargıda 119 bin 957 dava açıldığını, bugüne kadar 86 bin 467'sinin karara bağlandığını dile getirdi.
Depremin üzerinden 3 yıl geçtiğini, bunu unutmanın mümkün olmadığını ifade eden Tunç, "Acılarımız çok büyük oldu. Milletçe bir taraftan bu afeti yaşarken ama bir taraftan da milli birlik ve beraberlik ruhu içinde, her düşünceye mensup insanın, sivil toplum kuruluşlarının, devletimizin tüm kuruluşlarının, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde büyük bir koordinasyon içinde şehirlerimiz yeniden ayağa kaldırıldı. Depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum." diye konuştu.
Tunç, Yargıtay ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tarihsel kökleri itibarıyla Osmanlı Devletinin yüksek yargı geleneklerinden beslenen önemli kurumlar olduğunun altını çizdi.
Yakın zamanda TBMM'de görüşülecek 12. Yargı Paketi'nin kanun yolunu ilgilendiren önemli düzenlemeler içerdiğine dikkati çeken Tunç, "Son 12. Yargı Paketi'nin içerisinde olacak önemli bir husus. Bunların yanında kanun yoluyla ilgili reform irademizi sürekli canlı tutuyoruz. Uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda yeni adımlar atmaya da devam ediyoruz. 12. Yargı Paketi'nde bozma sonrası dosyaların öncelikli incelenmesi var. Sadece görev yönünden kararların bozulmasının önüne geçilerek yargılamaların uzamasının önüne geçilmesini amaçlayan taslak çalışmalarımız var." diye konuştu.
Yargıtayda 141 bin dosya sonuçlandırıldı
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk de 2025'te temyiz incelemesi için gelen dosyalardan 113 bininin okunduğunu ve ilgili ceza dairelerine gönderildiğini belirterek, "Yaklaşık 20 bin itiraz dosyası incelenmiş, yapılan itirazların 1100'ü kabul edilmiş, kanun yararına bozma istemiyle gelen 8 bin dosya ilgili ceza dairelerine gönderilerek takibi yapılmıştır. 2025'te 141 bin dosya sonuçlandırılmıştır." dedi.
Türkiye'de 187 aktif siyasi partinin bulunduğunu dile getiren Şentürk, "Bu partilerden 40'ı seçime girme yetkisini haizdir. 2025'te 28 yeni siyasi parti kurulmuşken 9 siyasi parti kapanmıştır. 2025'te 7 siyasi parti hakkında Anayasa Mahkemesine tüzük ihtarında bulunulmuştur. Siyasi partilere yönelik çalışmalarımız, şeffaflık ve açıklık ilkeleri kapsamında özenle yürütülmektedir." diye konuştu.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yabancı sermayeli şirket sayısının 2002'de 5 bin civarındayken bugün 93 bini geçtiğini belirterek, "Türkiye'de hukuk güvenliğinin olduğunu gören yatırım yapmaya geliyor." dedi.
Tunç, Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası'nda düzenlenen İş Dünyası Buluşmaları Programı'nda alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle ilgili projeler gerçekleştirdiklerini söyledi.
Bu kapsamda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Adana, İstanbul, Kocaeli ve Kayseri'de iş dünyası sempozyumlarını gerçekleştirdiklerini anlatan Tunç, "Çok geniş katılımlı, bütün tarafların olduğu, oda yönetimleri ile sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin katıldığı geniş kapsamlı toplantılar gerçekleştirdik. Önümüzdeki hafta Konya'da gerçekleştireceğiz. İl ziyaretlerimizde genellikle ticaret ve sanayi odalarımıza uğramaya çalışıyoruz." diye konuştu.
Tunç, son 23 yılda Türkiye'nin yüksek standartlı demokrasiye kavuşması, yargı bağımsızlığı ve hukuk devletinin tahkimi için yapılan reformlarla ekonomi alanında önemli ilerlemelerin sağlandığını vurguladı.
4. Yargı Reformu Strateji Belgesi'nin 264 hedefi bulunuyor
Tunç, iş dünyasındaki ve ekonomideki ilerlemenin güven ortamıyla ilişkili olduğunu dile getirdi.
"Çünkü hukuk güvenliği, öngörülebilirlik çok önemli." diyen Tunç, şöyle konuştu:
"Yargı Reformu Strateji Belgemizin kapağında da yazar. Hukukun üstünlüğünü esas alan, öngörülebilir ve gecikmeyen bir yargı ve adalet sistemi vizyonuyla hazırladığımız, 264 hedefi içeren, önümüzdeki 4 yılı planladığımız 4. Yargı Reformu Strateji Belgemiz var. Orada da yine ekonomiyle ilgili, iş dünyasını ilgilendiren, yatırım ortamını iyileştirmeye yönelik, yargı süreçlerini sadeleştirmeye ve gecikmeksizin sonuçlanmasını sağlamaya yönelik önemli hedefler var."
Tunç, 23 yılda temel kanunların tamamını yenilediklerine dikkati çekerek, "Başta ticaret, borçlar kanunlarımız, ceza mevzuatımız hepsi yenilendi yani 80 yıldan bu yana başka ülkelerden çevirdiğimiz kanunların yerine kendi milli kanunlarımızı yaptık. Meclisimizin hazırladığı, akademisyenlerimizin emek sarf ettiği o kanunları yürürlüğe koyduk." diye konuştu.
Zaman zaman "23 yıldır reform yapıyorsunuz." eleştirileriyle karşılaştıklarını anlatan Tunç, "Bu eleştiriler doğru değil. Bizim reformumuz bitmez. Sürekli yenilenme, yeni ihtiyaç, mevzuatımızı uyarlama ve uygulamadaki ortaya çıkan sorunları da süratle giderme noktasında sürekli reform yapma ihtiyacı hissediyoruz. Hukukla ekonomi atbaşı giden iki kavram yani demokrasi ile iktisat birbirinden ayrılamaz. Nerede bir hukuk güvenliği varsa orada yatırım ortamı vardır." ifadelerini kullandı.
Yeni anayasa vurgusu
Tunç, Türkiye Yüzyılı'nı terörsüz Türkiye ile inşa edeceklerine dikkati çekti.
Tunç, şöyle devam etti:
"Daha huzurlu bir geleceğe adım atmamız hem de Türkiye Yüzyılı'nın başında darbecilerin yazdığı bir anayasayla değil de milletimizin temsilcilerinin yazdığı ve millet tarafından onaylanan demokratik, sivil, katılımcı, herkesin içinde kendini bulduğu ve adeta bir toplum sözleşmesi hüviyetinde bir anayasayı da inşallah Mecliste bir uzlaşma sağlanırsa biz tabii ki anayasada gerçekleştirilen bunca reform ve değişikliği elbette ki yeterli göremeyiz. Biz, sivil bir anayasa ile darbe anayasasını artık geride bırakmış ve milletimize olan borcumuzu ödemiş hem iktidar hem de Meclis olarak inşallah yolumuza devam etmek istiyoruz."
Türkiye'ye 2002'ye kadar toplamda doğrudan 15 milyar dolar yabancı sermayenin geldiğini anlatan Tunç, son 23 yılda ise bu rakamın 286 milyar dolara ulaştığına işaret etti.
"Türkiye'de hukuk güvenliğinin olduğunu gören yatırım yapmaya geliyor"
Tunç, hukuk güvenliğinin olmadığı yerde yabancı sermayenin ülkeye gelmesinin mümkün olmayacağını söyledi.
"23 yılda gelen yabancı sermaye tutarı 286 milyar dolar." diyen Tunç, şu bilgileri paylaştı:
"Sadece bu gösterge bile Türkiye'de hukuk güvenliği olduğunun açıkça göstergesi. Yine şirket sayısına baktığımız zaman da 2002'de Türkiye'de toplam 950 bin 314 şirket varmış. Bugün itibarıyla 2 milyon 600 bin şirkete ulaştı. Yabancı sermayeli şirket sayısı, 2002'de 5 bin civarındayken bugün 93 bini geçti. Türkiye'de hukuk güvenliğinin olduğunu gören yatırım yapmaya geliyor."
Kara propagandanın ülkeye ve millete hiçbir faydasının olmadığına dikkati çeken Tunç, "Dolayısıyla yatırımcıyı ürkütmek ve korkutmak, bunun muhalefete de bir faydası yok. Bindiği dalı kesen bir siyaset anlayışı. Türkiye'de güvenliği olmayan bazı kesimler de vardır, çetelerin, yolsuzluk yapanların ve rüşvet yiyenlerin hukuk güvenliği yoktur. Türkiye'de artık darbeye teşebbüs edenlerin hiçbir güvenliği yoktur. Hepsi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır." ifadelerini kullandı.
Vali Vekili İhsan Ayrancı, ATSO Başkanı Hüsnü Serteser, AK Parti milletvekilleri İbrahim Yurdunuseven, Ali Özkaya ile Hasan Arslan ve iş insanlarının katıldığı toplantı soru-cevap bölümüyle devam etti.