'Babam Olsa Tanımam Politikası' ilk vetosunu yedi

Abone Ol
AK Parti İl Başkanı Ömer Cihat Akay, göreve geldiği günden bu yana bir yandan yönetim listesini hazırlarken bir yandan da güncel konulara ilişkin politika üretmeye çalıştı. Her İl Başkanına yaptıkları gibi Akay’’ın da etrafına ’“Etten Duvar’” örenler İzmir havasını teneffüs etmesini engelledi. Bir anda kendini istekler zincirinin ve büyük bir hengamenin içinde bulan Akay, İzmir’’in her daim ılıman iklim yaşadığını, sert söylemlerin her zaman tepki aldığını unutarak aciliyetle ’“Babam olsa tanımam’” politikasını üretti. İlk olarak yönetim konusunda ’“Herkesin kanaatini alırım ama son söz benimdir’” açıklamalarıyla üstü kapalı mesajını verdi. Hatta milletvekilleriyle ilgili bir soruma ’“Beni buraya milletvekilleri getirmedi’” diyerek arkasındaki Genel Merkez desteğine açık vurgu yapmıştı. Daha sonra ilçe başkanlarıyla yaptığı toplantının ardından basına sıza ’“Milletvekili adaylığı için desteklenecek İlçe Başkanları belirlendi’” konusunda Akay, öldürücü darbeyi vurdu. Bütün aday adaylarına eşit mesafede olduğunu söyleyerek ’“Babam olsa tanımam’” dedi. Ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’’in İzmir’’e yönelik açıklamaları konusunda ’“Babam olsa tanımam’” politikası karşımıza çıktı. O dönemde Akay, Başbakan Erdoğan’’la görüşerek Genel Başkan Yardımcıları ve Bakanların İzmir’’e yönelik açıklamaları konusunda çeşitli ricalarda bulunacağını açıkladı. Son olarak geçtiğimiz hafta EXPO konusunda İzmir’’e sataşan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’’e yöneldi ’“Babam olsa tanımam’” politikası. Şuana kadarki konularda ’“Babam olsa tanımam’” demekte belki de haklıydı İl Başkanı Akay, ancak unutmamak gerekir ki siyaset bu tarz politikaları kaldıramayacak kadar kırılgan bir sanattır.
Bir çok ekibin güç mücadelesi sırasında tüm ekiplerin dışından seçilerek getirilen Akay, atandığı günlerde ciddi bir gücü temsil etti teşkilat içinde. Tüm teşkilat arkasında Genel Merkezin desteği olan ve bizzat Başbakan Erdoğan’’ın bizzat atadığı güçlü İl Başkanı gözüyle baktı. Haklıydılar da. Böyle bir ortamda atanması nedeniyle rüzgarı arkasına alan Akay, önceki gün yönetim listesinin veto yemesiyle siyasetin ilk ve en önemli dersini almış oldu. ’“Siyasette iki kere iki her zaman dört etmiyor’” Yani göreve arkasında büyük bir destekle gelmesine rağmen Akay’’a, ’“İl Başkanımızsın ancak yetkilerinin de sınırları var’” mesajı verildi. Ayrıca yönetim listesinin hep yeni isimler olması nedeniyle geri gönderilmesi bir anlamda ’“Babam olsa tanımam’” politikasının da iflas ettiği anlamına geliyor. Demek ki ’“Deveden de büyük fil varmış’”
Yönetim listesine yapılan müdahale konusuna değinecek olursak bu durumun ciddi bir kaosu tetiklemesi öngörülüyor. Öncelikle Genel Merkez ’“İzmir’’e ağabey ol, toparla, ekibini kur, başarılı ol’” diyerek atama yapıyor. ’“Akay, bu listeyle başarılı olacağına inanıyor, bizden de tam destek’” demek yerine ’“Bu liste olmaz’” diyerek atanan İl Başkanı’’nın kendi ekibini kurma özgürlüğünü elinden alıyor. Yani Ömür Kabak’’la girilen 2009 Kongresindeki yönetim kurulu oluşturma sürecindeki krizin bir başka versiyonu çıkıyor bu kez de.
Diğer bir sorun ise henüz İl Yönetimi oluşmadan, milletvekili aday adaylığı için son gün olan 15 ocak geldi çattı ve teşkilatta ciddi makamlarda istifalar başladı. Kadın Kolları İl Başkanı Nesrin Ulema, Gençlik Kolları İl Başkanı Hamza Dağ, Konak İlçe Başkanı Latif Özkan, Karabağlar İlçe Başkanı Osman Sakman, Bergama İlçe Başkanı Hasan Şahin istifasını verdi. Karşıyaka İlçe Başkanı Tuncay Bozkurt, Seferihisar İlçe Başkanı Ümit Cingöz, Menemen İlçe Başkanı Arif Kuran, Bornova İlçe Başkanı Hüseyin Özkan gibi isimlerin de istifasını vermek üzere olduğu konuşuluyor. Yani geminin bir yerindeki çatlak onarılamadan diğer çatlaklar baş gösterdi makamlar boş kalmaya başladı. Şuanda yönetimi olmayan İl Başkanı Akay, pazartesinden itibaren kadın kolları, gençlik kolları ve bir çok ilçe başkanı da olmadan bir süre devam edecek. İl Başkanı Akay, bu süreci ’“Babam olsa tanımam’” politikasıyla mı yoksa Hacı Bektaş Veli’’nin ’“Bir olalım, iri olalım, diri olalım’” felsefesiyle mi yönetecek, bekleyip göreceğiz.