Aziz Kocaoğlu kanunları!

Abone Ol
Kanun deyince benim aklıma ilk gelen 'Türk Ceza Kanunu' olmuştur. Oysa Umumi Mağazalar Kanunu, Kan ve Kan Ürünleri Kanunu ile Entegre Devre Topoğrafyalarının Korunması Hakkında Kanun gibi günlük hayatta ismini pek duymadığımız kanunlarda vardır. Kanunlar; uyulması zorunlu hukuk kurallarıdır. Evet, birey olarak belki de adını bile duymadığımız kanunlara kesinlikle uymak zorundayız. İhlali durumunda tarafımıza ceza kararı hükmedileceği gibi bazı yaptırımlar da uygulanabilir. Ne yazık ki kanunu bilmemek mazeret değildir.
Adına 'Kanun' denilen bir de müzik aletimiz var ki; o da 24 veya 27 perdeli bir sazdır. Her bir perdedeki sesi 3 tel tınlatır. Dinlerken dinlenir ve çoğu zamanda demlenirsiniz.
Bir de 13 sayısı uğursuz sayıldığı için 13. maddesi yazılmayan 'Hamurrabi Kanunları' vardır. 2 metre uzunluğunda silindirik bir taş üzerine çivi yazısı ile işlenmiş 282 maddeden oluşur. Ahali kanunları Tanrı sözü sayar. Mesela bir kimse başka bir kimseye ait evin duvarında ondan izinsiz bir delik açarsa o deliğin önünde ölümle cezalandırılarak gömülür. Bir delik için çok ağır bir bedel değil mi? Bence de öyle ama demek ki adamlar deliği önemsiyor.
Bu hafta köşemde Hamurrabi Kanunları'nı değil ama Azizabi Kanunları'na yer vereceğim. Azizabi Kanunları da ne?
Bilir misiniz bilmem; 60'lı yıllardan günümüze adeta bir fenomen haline gelen Türkan Şoray Kanunları bugün bile bir çok sanatçıya referans olmuştur. Türkan Şoray; öpüşmez, sevişmez ve soyunmazdı ya işte öyle bir şey... Azizabi Kanunları ; Aziz Kocaoğlu Kanunları'nın kısaltılmış halidir. Yani tıpkı Türk Ceza Kanunu'na TCK dendiği gibi…
Bilmem izlediniz mi?
Aziz Kocaoğlu CNN Türk ekranlarında yayınlanan 5N1K programının konuğu olmuş. Canlı izleme fırsatım olmasa da internet ortamından üzülerek izledim. Hatta bir de kasılarak. (Ki kasılma eskiyen bilgisayarımdan kaynaklı bir problemdir.)
'Güldüren ihale savunması', 'İzmirli başkanın zor anları', 'Büyük başkan çuvalladı' gibi başlıklarla verilen programa ilişkin görüntü videoları inanın canımı acıttı. İçimi acıtan şey haberler yada o haberleri yapanlar olmadı. İçimi acıtan şey Kocaoğlu'nun düştüğü bu kimine göre komik ama bana göre acınası durumdu.
O görüntüyü izledim, izledim, izledim. Hatta döndüm tekrar izledim. (İlk izlemeden sonra bilgisayar kasmıyor) Kanımca Kocaoğlu hata yapmamak adına hata yapmıştı. Ne dediğini herkesin anlamasını bekledi. Herkes anladı aslında ama bence yanlış anladı. Pek doğru da anlatmadı zaten. Kim bilir? Belki de anlatamadı. O an zavallıydı. Ben en çok ona üzüldüm. Yorgun ve yorulmuştu.
Kocaoğlu'nun o programdaki açıklamaları tam bir karmaşaydı. Büyükşehir Belediye Başkanı; 'Normal bir ihale yaptık, Anormal biri alsa, İhaleyi iptal ettik' gibi hepsi birbirinden menkul cümlelerle battıkça battı. Ancak beni en çok; 'Kanun değil, kanunu bırakın. Kanuna uygun olarak vermem' sözü üzdü.
Neden mi?
Bu cümle daha 3 gün önce Torbalı'da 'Adalet istiyorum' diye bağıran mağdur bir belediye başkanına yakışmadı da ondan. Ne demek canım kanunu bırakın? Kanun; işimize geldiğinde açıp okuyacağımız fakat işimize gelmediğinde ise kapatıp komidine koyacağımız bir başucu kitabı değildir. Ya anlatmak istediklerinizi doğru anlatıp çelişkiye meydan vermeyeceksiniz. Ya da anlatamayacağınız şeyleri çıkıp ulu orta ekrana serip insanları germeyeceksiniz!
Bana göre o programda daha birçok çelişki var. Eğer vakit ve fırsat bulursam onları da bir sonraki yazımda ele alacağım. Ama söz vermiyorum. Bu arada başkan bir açıklama yaptı ama ben tatmin olmadım. Konuyu daha da açar bizleri aydınlatırsa gerek de duymayabilirim. Bu ön yargı ve peşin hüküm içeren ifadeleri doğrusu hala anlamış değilim. Anladığım şeyler de yok değil!
Mesela bir şey çok netti.
Aziz Kocaoğlu Kanunları / Madde 1
'Mafya'ya otopark vermem!'
Not 1 : Deniz Baykal gündemdeki Dersim tartışmalarına yönelik açıklamasında; 'Bizim görevimiz; tarihten husumet çıkarmak değildir. Bizim görevimiz özellikle kendi tarihimizden, ulusal tarihimizden düşmanlık, nefret, kızgınlık, kuşku çıkarmak değildir, bizim görevimiz tarihimizi doğru anlamaktır. Acısını tatlısını, iyisini kötüsünü, elbette bütün gerçekliğiyle görmektir ve o tablo karşısında gerekeni yapma sorumluluğundan kaçmamaktır. Ama bunun ötesinde temel sorumluluğumuz, tarihimizden çatışma değil, barış çıkarmaktır. Düşmanlık değil sevgi çıkarmaktır, karşıtlık değil dayanışma, bütünlük çıkarmaktır' diyerek halkının kardeşlik ve güven duygularına karşı sorumlu bir devlet adamı ciddiyeti sergilemiştir. Bu dönemde ayakta alkışlanması lazım gelen bu açıklamanın satır aralarında saklı kalmasına gönlüm razı gelmediği için sizlerle paylaşma gereğini duydum.
Not 2 : Bilgisayar kasıyor filan diye boşuna demedim. Bu Ege'de Son Söz ailesinde yer bulan 78. yazım hani 100. yazım anısına diyorum…