Başıma nelerin geleceğini bilmiyorum demişti kitabında Hanefi Avcı. Dün gördü.
Kitap yazdı, cemaate dokundu. Tutukladılar.
Aslında şahsen ben de biliyordum bir şeyler olacağını da bu kadar hızlı ve bu kadar zalimce olacağını düşünmemiştim.
Makam mevki sahibidir, iş yaptırmıştır, kameriye yaptırmıştır mesela, birilerine yardım etmiştir, buralardan gizli tanık yoluyla bir şeyler uydururlar adamı karalarlar diye düşünmüştüm.
Daha zalimcesini yaptılar. Hayatı örgütlerle mücadele ile geçmiş bir adamı örgüte yardım ve yataklık etmekten suçladılar.
İçeri aldılar. Avladılar Avcı’’ yı.
İçeri aldılar. Avladılar Avcı’’ yı.
Bir kitap okudum hayatım değişti, demişti Orhan Pamuk. Hanefi’’de bir kitap yazdı hayatı kaydı.
Bence mesele değil. Tutuklanması kitap yazması kadar onur verici. Kendi açısından omuzuna takılmış şeref madalyası. Orada ne yazarsa yazsın, herkes biliyor ki kitap yazdığı ve cemaate dokunduğu için tutuklandı.
İşte özgürlükçü Anayasa dedikleri bu... Canhiraş karşı çıktığımız Anayasa bu. Liboşların, yandaşların, gaztiplerin yere göğe sığdıramadıkları Anayasa bu. Bir kitap yazarsın, cemaate dokunursun hayatın değişir.
Söyledik söylüyoruz. Özel mahkemeler, özel savcılar ancak dikta rejimlerinde olur. Normal demokrasilerde özel mahkeme olmaz. Bu doğal yargıç müessesesini ortadan kaldırıyor.
Şimdi bazı aymazlar diyecekler ki yahu ülkede dikta mı var, işte yazıyorsunuz çiziyorsunuz. Var kardeşim var. Çağın diktası böyle oluyor. İlada toplanıp fırınlarda yakılması, işkence edilmesi, karanlık köşelerde infazlar yapılması gerekmiyor. Suçlu suçsuz ayırımı yapmadan yargılamadan hapislere tıkıyorlar. Ekmeği var mı, çoluk çocuğu ne yiyecek diye sormuyorlar. Tutukluyorlar, özgür dünyadan koparıyorlar.
Bir seçim kaldı. 2011 çok önemli. Ülke için halk için özgürlükler için önemli bir seçim. Ya normale dönecek ülke, yada Sovyetler gibi, İran gibi, Suriye gibi sonucu belli seçimler yapılacak.
Şimdiden uyarıyorum, şimdiden dikkatli olun diyorum, özgürlük önemli, demokrasi önemli, bu ülke çok ama çok önemli’…