Askerin görevini bilmeyen vatandaşımız yoktur. Ülkemizi dış tehditlere, düşmanlara karşı, korumak savunmak. Her ne kadar Cumhuriyet tarihinde belirli aralıklarla demokrasiyi kesintilere uğratarak darbe yaptıysa da, askerimizin görevi darbe yapmak değil.
Darbeler milletimizin vicdanında derin yaralar acıtmıştır. Darbeler sonucunda karşı görüşlerden idam edilen gençlerimizin, yurt dışına kaçan milli sermayelerimizin, kesintiye uğrayan demokrasimizin, çöken ekonomimizin sorumlularına da elbet unutmamak gerek.
28 Şubatta post modern darbe akabinde ticaretten hiç anlamayan generallerimizden bazılarının bazı holdinglerin başına geçerek yüksek oranda maaşlar aldığını bilmeyenimiz yoktur. Yine 28 Şubattan sonra Başbakan olan Sayın Mesut Yılmaz'ı ben Başbakan yaptım diye uygunsuz kıyafetlerle karşılayan iş adamlarını da unutmadık.
Ancak; asker bizim askerimiz, bizim çocuklarımız, bizim büyüklerimiz, görevlerinin dışında girişimlerde bulunanlar var ise, suçlu olanlar cezasını çeksinler. Suçlu olanın cezasını verelim. Mahkemeye çıkartalım. Zamanında yargılayalım. Gereğini yapalım.
Sen suçlusun diyerek içeri attığımız askerlerimizi yıllarca içeride tutmayalım, generallerin istifasıyla boşalan koltuklar bir şekilde dolacak. Ancak içeri atılan sayıları 250 olduğu ifade edilen askerlerimizin de bizim komutanlarımızın olduğunu, onlarında ailelerinin, evlatlarının olduğunu unutmayalım.
Yapılması gerekenin öncelikle suçlanan kişi ya da kişiler için yargılama sürelerinin konulmasıdır. Hukukun objektif kıstaslara bağlanması gerekir. Bu gün hukuksuzluk yapanlara yarın o hukuk gerekli olabilir. Sular yükseldikçe, balıklar karıncaları, sular çekildikçe, karıncaların balıkları yediğini unutmamak gerekir.
Her kurumun içerisinde iyileri olduğu gibi kötüleri de elbette olabilir. Suçlu olduğu ifade edilen askerlerimizin şahsında topyekûn ordumuz yıpratılırsa, milletimizin gözünde değeri düşürülürse Allah korusun yarın düşmanla yaşanabilecek bir savaşta başarı beklememiz hayalcilik olur. Aynı zamanda ordumuzu yıpratmak düşmana cesaret vermek olur.
Tabi 28 Şubat sürecinde yaşananlar da tasvip edilecek türden değildi. Askerde olan oğlunu ziyarete gidip garnizon kapısından ağlayarak dönen tesettürlü anneleri basın yayın organlarında okuduğumuzda yüreği cız etmeyen insanımız yoktur herhalde. Oğlunu askere, vatan savunmasına gönderen annenin duygularına varın siz hesap edin.
Sebep ne olursa olsun, askerimizin topyekün yıpratılması milletimizin gözünde değerinin düşürülmesi bu millete hizmet olmayacaktır. Her gün şehit verdiğimiz bu günlerde, millet olarak ayrışmaya değil, birlikteliğe ihtiyacımızın olduğunu unutmamak gerek…