Arınma!

Abone Ol

“Arınma” son günlerde en çok kullanılan ve duyulan sözcük oldu. 4-5 Kasım 2023 günü yapılan 38.CHP Kurultayının mutlak butlanı istemiyle dava açılmıştı. Arife günü Ankara Bölge İdare Mahkemesi(BAM), “Yönetimin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına” kararını açıkladı. Konu hızla ülkenin siyasal ve olağan gündemine yerleşti. O kadar ki arife günü öğrenilen karar Kurban Bayramı’nda başka şakalara, tartışmalara izin vermedi. Bir türlü düzelemeyen ve insanları açlığa mahkûm eden ekonomi, sağlık ve eğitim sorunları gündemden düştü. Yeni durumlar ve konumlar üzerinde hukuksal / siyasal sav ve yorumlar hızlanarak devam ediyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara Valiliğinden istemi sonunda, bariyerleri aşarak demir kapıları kıran ve insanların yüzlerine biber gazı sıkan polis görüntüleri toplum vicdanını incitti ve belleklerde yerini aldı; daha da ötesi tarihe geçti! Göreve başlayan Kemal Bey’in ilk uygulaması binanın cephesine uzun bir pankart astırmak oldu. Üzerinde ARINMA yazıyordu. Merak ettim ve başta Türk Dil Kurumu olmak üzere çeşitli sözlüklere baktım. Bunlar sözcüğü tanımlıyordu:

“Arınma bir şeyin saflığını bozan, onu kirleten veya değersizleştiren unsurlardan kurtularak temiz, saf ve duru bir duruma gelme sürecidir. Kullanım durumları da şöyledir. A – Maddi kirlilikten veya kusurdan arındırmak, B – Suçluluktan, ahlâkî veya törensel lekelerden arındırmak, B – İstenmeyen unsurlardan arındırmak.”

Bu durumda Atatürk’ün “Benim iki eserim var. Biri Türkiye Cumhuriyeti diğeri de Cumhuriyet Halk Partisidir”diye gelecek kuşaklara emanet ettiği CHP büyük bir tehlike altındadır. Demek iki milyon parti üyesi içinde arındırılacak kişiler vardır. Hukuken çok tartışmalı biçimde ve kamuoyunun sert tepkiyle karşıladığı yeni yönetim açıklamak zorundadır. Arınacak kişiler kimlerdir? Bu soru yanıtsız kalırsa iki milyon üye töhmet altında kalacaktır!

Eğer davası devam eden ve çoğu tutuklu bulunan kişilerle ilgiliyse durum daha da vahimdir. Türk Ceza Kanunu 236. Maddesinde “İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” yazıyor. Görülmekte olan davalarda sanıklar savunma aşmasındadırlar. Arınacak veya arındırılacak isimler açıklanmazsa onların “lekelenmeme hakkı” çiğnenmeyecek mi? Anayasamızın 138. Maddesi açık: “Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.” Ülkenin en yetkili kişileri ve onları destekleyen televizyon kanalları günde birkaç kez Anayasa maddesini çiğnerken, arınma edebiyatı ile bu kervana katılınmıyor mu?

Arınma salt çıkar amaçlı konularda olmaz. Lâik Cumhuriyetimizin ve partimizin ilkeleri konusunda da gereklidir. Bu konuda uzun bir liste çıkarmak niyetinde değilim. Anca birkaç önemli örnek vermek isterim.

Arınma tartışmalarında isimler açıklanmadıkça CHP yara almaktadır. CHP’nin toplumu ikna etmesi için tek yol vardır. O da 3 Kasım 2003 seçimlerinden sonra görev yapan milletvekillerinin sarı zarflarda bulunan mal beyanlarıyla bugünkü durumlarının, (birinci derece yakınları dahil) kamuoyuna açıklanmasıdır. Ayrıca TBMM’ne yasa önerisi sunarak tüm parlamenterlerin bu işleme zorunlu olarak katılması istenmelidir. Buna karşın yasaya ret oyu veren vekiller ve partileri açığa çıkmış olacaklardır. Aynı durum 29 Mart 1984’itibaren görev yapan CHP’li Belediye Başkanları için de söz konusu olmalıdır. Böylece toptan arınmış bir CHP siyasal yaşamımıza unutulmayacak bir model oluşturacaktır.

Kemal Kılıçdaroğlu ayrıca partiye sızan FETÖ üyelerine gerekli önlemi almadığı için özür dilemektedir. Aynı sorular bu konuda da geçerlidir. Partiye sızan Fethullahçılar kimlerdir? Bu soruya yanıt verilmedikçe aynı şekilde iki milyon CHP üyesi töhmet altında kalmaktadır. Asıl bu konuda arınma gerekiyor. Uzun bir liste çıkarmak istemiyorum. Ancak birkaç çarpıcı örnek var. 24 Eylül 2010 günü CHP Genel Başkanı Cumhuriyet Gazetesinden Utku Çakırözer’e “Lâiklik elden gidiyor politikasını izlemek doğru değil” demişti. 5 Aralık 2013 günü CNN programında da “Cemaat bize oy verirse memnun oluruz” diyordu. 10 Ocak 2014 günü Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’ün Dubai gezisi masraflarını başkasına ödettiği tartışılırken CHP Genel Başkanı Öz’le ilgili şunları söylüyordu: “Uzun yıllar devlet hizmeti görmüş, devlete hizmet etmiş bir kişi. Yalan söylemesine gerek yok.”

Deneyimli parlamento muhabiri Zihni Erdem CHP ile ilgili çok önemli bir eser yayınladı. (CHP’nin Üzerindeki Eller, İmge Yayınları, Ankara, 2025) Eserin 438-464 sayfaları arasında “Ülkücü, Cemaatçi ve Liberal Danışmanlar” başlığıyla yer alan bölümde Kemal Kılıçdaroğlu’nun bizzat seçtiği; hüküm giyen, yurt dışına kaçan ve bazıları çeşitli illerde CHP aday listelerine yerleştirilen cemaatçi danışmanların isimleri ve eylemleri yer alıyor. Kitap yayınlanınca ses getirdi. Ama kendisi bugüne dek bir açıklama yapmadı. Bundan sonra CHP’lileri ve kamuoyunu aydınlatacak mı? Göreve başlarken CHP Genel Merkezi önünde iddialı bir konuşmayla partiyi arındıracağını söyleyen atanmış genel başkan acaba kendisi arınmayı düşünüyor mu?