Arınma değil, intikam

Abone Ol

Beklenen karar dün geldi. Daha doğrusu, verilen karar, dün ilan edildi. CHP’nin değişim kurultayı ve yönetimi iptal edildi.

Kılıçdaroğlu, uzun zamandır, görevin kendisine verilmesini istiyor ve bekliyordu. Kurultaydaki mağlubiyeti, bir ihanet olarak gördü ve bu hayal kırıklığı ile baş edemedi.

O kurultaya gidilirken, seçmende kendisine yönelik büyük bir öfke birikimi vardı. Seçilebilecek kişi yerine kendisi aday olduğu için. Diyelim ki, İmamoğlu'na güvenemedin, Mansur Yavaş'la böyle bir sorunu da yoktu.

Geniş seçmen kitleleri, Erdoğan'sız Türkiye beklentisinde büyük hayal kırıklığına uğradı.

Aslında doğrusu, görevi bırakmasıydı. Bırakmadı, bırakamadı.

Siyasal konumunu ve ikbalini kendisine bağlayan profesyoneller de bırakmaması için etrafını kuşatmıştı. Belediye başkanları ve il başkanlarının neredeyse tamamı Kılıçdaroğlu'na destek açıklamışlardı.

Kurultay için genel başkan adayı olan Özgür Özel'e hiç şans verilmediği gibi, bazı il kongrelerinde konuşma izni verilmiyor ve hatta delegelere yuhalatılıyordu.

İmamoğlu ve Özel, Kurultay'ı kazandı.

Bu küskün, kırgın ve öfkeli seçmenin tekrar umutlanmasına neden oldu.

Çünkü İmamoğlu ve Yavaş gibi büyükşehir belediye başkanları seçim kazanmakla kalmamış, yönetme kapasitelerini de ortaya koymuşlardı.

CHP değişim kurultayının üzerinden bir yıl geçtikten sonra dava açılması manidar. Burada profesyonel bir oyun hamlesi, kurultayın kazanılması da.

Ama Özel'in haklı olarak hatırlattığı bir detay var. Kurultay salonunda, Kılıçdaroğlu delegesi daha fazla bekleniyordu ama tribünler, "delege sokağın sesini dinle" diye saatlerce slogan atıyordu.

Çünkü delege ile sokağın beklentisi aynı değildi.

Kılıçdaroğlu'nun gidişi ve daha genç, daha yönetebilir bir yönetimin gelmesi, seçmeni tekrar umutlandırdı.

Gelelim fanatizm düzeyindeki taraftarlık tartışmalarına ve Kılıçdaroğlu'nun koltuğu geri almak için meşruiyet arayışına. Partiyi arındırmak, karşılığı olmayan, tutarsız bir gerekçe.

Bir defa bunca belediyeye yönelik operasyonlara ses çıkarmayan Kılıçdaroğlu, daha önce arkadaşları olan çok sayıda insanı mahkeme kararını beklemeden, suçlu ilan etmiş oluyor.

Arındıracağım dediği kişilerin neredeyse tamamı, kendi yönetimi sırasında, genel merkez batonlarıydı. Ayrıca en gözdesi olan Özlem Çerçioğlu’nun ve Burcu Köksal'ın kalibresini de gördük.

Eğri oturup doğru konuşalım. Siyaset, parti ayrımı olmaksızın aşırı derecede yozlaşmış ve kirlenmiştir. Ancak yargı ve operasyonlar hukuki bir dayanaktan mahrum ne yazık ki. Hem zamanlaması hem AKP'li belediyelere dokunulmazlık sağlanması hem de şaibeli başkanların AKP rozeti takınca aklanması bunu açıkça ortaya koyuyor.

Kılıçdaroğlu gidip, Özel ve İmamoğlu, CHP yönetimini ele geçirince, partiye yönelik seçmen ilgisi arttı. Kılıçdaroğlu bu durumu görmek istemiyor ne yazık ki.

Öte yandan CHP yönetimi değişince, parti yapılanması açısından siyaset yöntemi değişti mi? Kesinlikle hayır.

Kılıçdaroğlu yönetiminde de adam kayırma, nepotizm, bölgecilik, mezhepçilik etkiliydi. Özel döneminde de aday belirleme sürecinde yine etkili oldu.

Zaten yeni CHP yönetimi eski isimlerden oluşuyordu ve bunların bildiği siyaset buydu.

Özel yönetimindeki CHP'de yerel seçimlerde iyi bir aday belirleme stratejisi benimsenmedi. Nitekim onlarca transferde bu durum net olarak ortada.

Kılıçdaroğlu'nun artık partililer ve seçmen düzeyinde karşılığı yok. Sadece bir grup profesyonel ve duygusal olarak mezhepçi düşünen dar bir kitle var. Ancak Alevi siyasetçi ve seçmenlerin kahir ekseriyeti artık Kılıçdaroğlu'nun bu davranışını onaylamıyor.

Kılıçdaroğlu, mahkeme kararı ile o koltuğa oturduğunda arındıracağı hiçbir şey yok ama CHP'yi bölmeye, kaosa sokmaya ve sarayın takdirini alma şansı var.

Duygusal olarak yaşadığı sıkıntıları böyle giderebilir mi, sanmıyorum. Ama büyük bir vebal altında olduğu ve kötü bir final açık.