Arınma ayı ve sağlık

Abone Ol

Ramazan ayı denildiğinde herkesin aklında oluşan şey, oruç'tur. Oruç denilince de hemen yemeden ve içmeden kesilmek gelir. Ancak Ramazan ve oruç tutmanın insanın kendisini aç ve susuz bırakmasından daha önemli bir anlamı vardır. Zira insanın fiziksel bedeninin yanında aynı zaman da duygusal, zihinsel ve ruhsal bedenleri de vardır. Yani kısacası, yalnızca fiziki bedeni aç susuz bırakmanın ötesinde, hem zihinsel, hem duygusal hem de ruhsal olarak kendimizi arındırmadığımız müddetçe, ramazan onbir ayın sultanı olamayacaktır.

Yani, yalan söylemek, başka canlılara zarar vermek, başkasının hakkını gasp etmek, iftira etmek gibi sayabileceğimiz pek çok kötü davranış biçimleri, insanın öncelikle kendisine zarar veren durumlardır. Bunları yaptığımız müddetçe, zaman içinde vücudumuzdaki enerji akışlarında blokajlara neden olacak ve bir hastalık olarak kendisini belli eder hale dönüşecektir. Bu nedenle ramazan ayı, aç ve susuz kalmanın ötesinde, öncelikle kendisini arındırmasıdır. Her zaman kaçınılması gereken davranış biçimleri, ramazan ayında sistemli bir şekilde arındırmaya tabi tutulmalıdır. Öncelikli olarak yapılması gereken budur.

Fiziksel arınma ise bunun ardından gelir. Kişi uzun süre aç ve susuz kalmak suretiyle, bedenini arındırır. Bu esnada başta, şeker hastalığı olmak üzere yüksek tansiyon, obezite'den kansere kadar uzanan pek çok hastalığın altında yatan neden olarak duran insülin direnci ve hiperinsülinemi durumları bu uzun süren aç kalma periyodlarında düzeltilebilir. Bu suretle, pek çok şeker ve hipertansiyon hastası, aslında oruç tutmak suretiyle şifa bulabilir. Ancak, tüm şeker ve hipertansiyon hastaları aynı kategoride değerlendirilemez. Kimi hastalara, uzun açlık süreleri sorun oluşturabilir. Bu nedenle ancak hekimi tarafından, uygun görülen hastalar, bu arınma ayından istifade edebilir.

Bu arada açlığın insan sağlığı üzerine oldukça çok sayıda çalışmalar yapılıyor. Bunlardan bir tanesi, Güney Kaliforniya Üniversitesi uzmanları tarafından yapılmış. Sözkonusu araştırma özellikle kemoterapi gören ve bağışıklık sistemleri hasara uğrayan kanser hastaları açısından büyük önem taşıyor. Bugüne kadar açlığın sadece tam olarak sağlıklı olanlara faydalı olacağı biliniyordu. Ancak, bu araştırma, yaşlıların ve sağlığı yerinde olmayanların da uzun süreli açlıktan istifade edebileceklerini ortaya koyuyor.

Açlık, vücudu glikoz, yağ ve ketonlar adı verilen organik bileşikleri tüketmeye sevk ediyor; yaşlanmış, zayıflamış veya hasara uğramış bağışıklık sistemi hücrelerinin tahribini sağlıyor. Akyuvarların azalması, kök hücrelerin yeni hücreleri yaratmasını sağlıyor.

Açlık, yaşlanmayla alakalı olan 'PKA' isimli enzimi ve kanser riski ve tümör büyümesini artırıcı etkileri olan 'insülin benzeri büyüme faktörünü' (IGF-1) de azaltıyor. Aralıklı açlığın başta obezite, diyabet, kalp krizi, Alzheimer, Parkinson olmak üzere pek çok hastalığı önleyebileceğini gösteren araştırmalar var. Buradan da yola çıkarak şunu söylememiz mümkün, ramazan daki gibi aralıklı açlık periyodları, yalnızca sağlıklı olan kişilerde değil, aynı zaman da pek çok hastalıkta önleyici ve iyileştirici bir rol oynaması mümkün. Ancak tüm bunların bir hekim kontrolü altında sürdürülmesi kaydı ile.

Oruç tutmak bizlerde güçlü bir maneviyat elde etmemize yardımcı olduğu gibi, kendi ruh dünyamıza ve vücudumuza karşı, artan bir alaka göstermemizi sağlar. Tasavvur ve hatırlama gücünde artışa destek olduğu gibi, kendimize olan güvenin artmasını da sağlar. Sanırım buradaki etkisi, bizlerin enerji santralleri olarak tanımlanan çakraların dengelenmesini sağlamasıyla alakalı olsa gerek. Zira, yeme, içme ve cinsellik isteklerinden uzak kalma, bizlerdeki kök çakra, cinsel çakra ve mide çakrası dinlenirken, kalb, boğaz, alın ve tepe çakraları daha aktif olmaya başlar ve sonuçta daha dingin, ruhsal olarak daha güçlü, hakikat bilinci açık, yaradılış amacını kavramış kişilikler oluşturmaya yardım eder.