Politika

Araştırmacı Yaldız, üç binanın vakıflara devrine değindi: Burası Yunan belediyesi mi?

İntegral Araştırma Koordinatörü Ümit Yaldız, Egemenlik binası, Meslek Fabrikası ve gasilhanenin belediyeden vakıflar bünyesine geçirilmesi sürecini yorumladı. Vakıfların üç binayı üzerine geçirmesi sonrası Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ile AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan’ın üslup noktasında sorunlu açıklamalar yaptığını söyleyen Yaldız, “CHP’li belediyelerin elinden şu malları alalım anlayışı varmış gibi geliyor bana. Bu belediyeler Yunan belediyesi mi?’ dedi.

Abone Ol

EGEDESONSÖZ- İntegral Araştırma Koordinatörü Ümit Yaldız ile Gazeteci Fatih Yapar, SonSöz TV yayınında ülke ve kent gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Gazeteci Fatih Yapar, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ile AK Parti’nin İzmir’deki siyasi aktörleri arasında son dönemde yaşanan gerilime dikkat çekti. Yapar, DSİ kuyularına izin verilmemesi üzerinden başlayan tartışmanın Egemenlik binası, Meslek Fabrikası ve gasilhanenin belediyeden vakıflar bünyesine geçirilmesi ile zirve yaptığını kaydetti.

BU TARTIŞMADAN KAZANÇLI ÇIKACAK TARAF BELLİDİR
Araştırmacı Ümit Yaldız ise vakıfların üç binayı üzerine geçirmesi sonrası İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ile AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan’ın üslup noktasında sorunlu açıklamalar yaptığını belirtti. Yaldız yaptığı değerlendirmede “Egemenlik Binası, büyükşehirin resmi adresi, başkan makamının olduğu yer. Tugay, idari bina yoksunluğunda Egemenlik binası makam kabul noktası olarak kullandığı bir yer. Belediyenin resmi adres orası. Başkanın oturduğu binanın altından alınması anlamına geliyor. Tugay, İzmir’in malına çökülmesinden söz etti. Çökme işi mafyavari bir terim, üslup olarak doğru bulmadım. Vakıflar’ın yaptığını da hiç doğru bulmadım. CHP-AK Parti muamelesinde İzmir’de CHP’li belediye yerine AK Partili belediye olsaydı Vakıflar bu hamleyi nasıl yapardı? Büyükşehir Belediyesi topu kalede mi yoksa orta sahada mı görürdü? Tartışırlar, belki dava açılması ile ilgili bir yol bulunurdu. Kritik öneme sahip gayrimenkullerin büyükşehirin elinden alınması nereden bakılırsa bakılsın üzerinde durulması gereken bir husustur. Doğru bulmadım. Bir yolu vardır. Vakıflar senetlerine bakıldığında İzmir’in çok önemli gayrimenkulleri, Konak Meydanı dahil olmak üzere çoğu yere vakıflara bırakmamız lazım. Kemeraltı’nın, Basmane’nin tamamı vakıf malı. CHP’li belediyelerin elinden şu malları alalım anlayışı varmış gibi geliyor bana. Bu anlayış doğru değil. İnan, ‘bu vakıflar Yunan Vakfı mı?’ diye sordu, tersten soralım ‘bu belediyeler Yunan belediyesi mi?’ O da devletin bir kurumu, bu da devletin kurumu. İki devlet kurumunu çatışmalı hale getirmenin siyasetçilere faydası var mı? Bu tartışmadan kazançlı çıkacak taraf bellidir. Geçmişte bunun benzeri Özel İdareler kapatılıp büyükşehir yasası geçtiğinde Kocaoğlu döneminde verildi. İzmir’in malların ham yaptırmam diye kampanya yaptı Kocaoğlu ve bu kampanya ile seçim kazandı. Tekrarlıyorum, Çökme tabiri yanlış. Devlet mafya değildir, Tugay, devletin bir organizasyonu için bu tanımı kullanılmamalıydı. İkincisi, İnan’ın kullandığı Yunan Vakfı mı tabiri yanlış. Bu sefer Yunan belediyesi mi deme hakkı doğar” dedi.

SOYER DE KOCAOĞLU DA DENEDİ, KENT ESERLERİNE SAHİP ÇIKTI
Gazeteci Fatih Yapar şunları söyledi:

İzmir’deki Meslek Fabrikası mesleki eğitim amaçları için kullanılıyor. Kime zararı var, kimseye zararı yok. Kalsın, sorun değil. Soyer döneminde de tartışıldı bir dönem burası. Adıgüzel Vakfı’na verilmek istendi. Bilgi Üniversitesi’nin sahibi olduğu vakfa verilmek istendi. O dönem niye veriliyor diye İzmir ayaklandı, bunun doğru olmadığını söyledik. Kocaoğlu döneminde de Kültürpark’taki fuarın idari hizmetlerinin olduğu yerler de Tınaztepe Üniversitesi’ne, Mehmet Bektur’a verildi. O zamanda Kocaoğlu tartışıldı. Kent sahip çıktı eserlerine… Bugün de sahip çıkar. Çökme tabiri başka bir şey ama AK Partili İnan’ın yaptığı değerlendirmelerden bakılırsa o zaman vakıflar İZSU Genel Müdürlüğü var, idari binalarına el koysun. Karayolları’nda asfalt şantiyesi var büyükşehirin. Oralara gelsin el koysun. Vakıf senedine dayanarak herkes her yere gelecekse bu işler böyle gider. Büyükşehir’in kendi mülkiyetinde olan yerler var. O zaman gitsin Cumhur İttifakı’nın hakim olduğu Aliağa’nın, Menemen’in mallarına el koysun. Bu da doğru değil.

Bürokrasi bir talimatla mı bu işlemi yapıyor? Vakıflar Bölge Müdürü tek başına inisiyatif alamaz. Tapu merkezi sistemden denetlenen bir yer. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün yapması gereken birçok şey var. Konak’ın geçmiş ve şimdiki dönem belediye başkanları kendi bölgelerinde binlerce tescilli tapu var, çoğu vakıfların, vakıflar genel müdürlükleri restore etsin buraları diye çağrıda bulunuyor. Kemeraltı hazine, İzmir’in dünya tarihi eseri var. Çoğu da vakıfların. Hazır olan bir yerin tapusunu ben aldım, sen aldın tartışmasını kente sokmaya gerek yok”

BELEDİYE İLE DEVLET KURUMLARININ ÇATIŞMASINDAN BESLENEN BİR ANLAYIŞ VAR
Ümit Yaldız sözlerinin devamında “Burada belediye ile devlet kurumlarının çatışmasından beslenen bir anlayış var. DSİ kuyulara izin vermedi ve DSİ’den tık yok. Neden izin vermediklerinin gerekçelerini açıklamalı. 4 ay şundan dolayı evrak beklettik demeli. Çadır devletine döndü devletin sistemi. 4 ay siz kuyu izinlerini niye vermediniz, şimdi niye verdiniz? AK Partili İnan’ın burada ciddi baskısı var, Manisa Lobisi’ne karşı yoğun mücadelesi var. Manisa Lobisi güçlü. AK Parti’nin Grup Başkanvekili Bahadırlıoğlu, İzmir’in suyunu keseceğiz dedi. DSİ bundan dolayı mı bekledi 4 ay? İnan devreye girdiği için mi verdi? Vakıflar karnından konuşuyor, hiç konuşmuyor. Vakıfların konuşmadığı yerde siyaset konuşuyor” şeklinde konuştu.

KONAK KAYMAKAMLIĞI APAR TOPAR BOŞALTIN DEMİŞ
Gazeteci Fatih Yapar, üç bina ile ilgili olarak Konak Kaymakamlığı’nın aldığı pozisyona da dikkat çekti. Yapar, Meslek fabrikası, Vakıflar’ın eline geçmiş ve evrak gelir gelmez tahliye edilsin diye Konak Kaymakamlığı’na başvurmuşlar. Hemen yazı yazmış kaymakamlık boşaltın diye. Bir durun ya. Koskoca meslek fabrikası burası. Meslek Fabrikası’nda eğitim programı bitmiş mi, eğitimler sürüyor mu, insanlar mesleki eğitim alıyor mu, çalışanlar var, onların durumu ne olacak? Tapu tescil edilmiş, kaymakamlık hemen boşaltın demiş. Ne yapıyorsunuz siz?” ifadelerini kullandı.

AK PARTİLİ, MHP’Lİ BELEDİYEYE TAHSİS VAR, CHP’Lİ BELEDİYEYE YOK
Ümit Yaldız ise şunları söyledi:

Problem işte burada. Hayırdır, bu belediye Yunan belediyesi mi ya? Bu da Türkiye Cumhuriyeti’nin belediyesi. Bu belediyeyi seçen insanlar TC vatandaşı. Yüzde 90 oranında vergi veren bir İzmir var karşınızda. Hemen ‘boşaltın’ kardeşim. Ya belki ben itiraz edeceğim, karşı dava açacağım. Mahkeme zaten tahliye ilgili yürütmeyi durdurma vermiş. Yanlış olan olayın siyasetin konusu olması. AK Parti’nin en üst düzey görevlisi Vakıfların yaptığı yanlış hamleyi düzeltmeye çalışıyor. Bunu da başka bir üslupla ifade ediliyor. Bu toplara İnan’ı niye sokuyorsunuz ki? İnan’a da haksızlık var.

Binlerce gayrimenkul var. Belediyenin 3 stratejik belediye binasının nereden geldiği belli olmayan, belki de hukuken tartışmalı olan bir vakıf senedine dayanıp alacaksınız, kış ortasında tahliye ettireceksiniz. Depremden dolayı belediyenin ana binası yok. Sağda sola faaliyet yapıyor. İşi daha da zora sokacaksınız. Vakıflar, eski DGM binasını alıp ne yapacak mesela? Ne olarak kullanacaklar? Kirala madem öyleyse. Devlet devlete tahsis eder.

AK Partili belediyeye, Menemen’e, Aliağa’ya tahsis var. Aliağa’daki gemi söküm tesislerinin bulunduğu arazinin belediyenin kullanımına ne kadar kolay verildi. Aliağa Belediyesi o işten 4-5 milyar TL kar etti. Niye aynı anlayış CHP’lilere yapılmıyor? İkili hukuk sistemi hayata geçmiş burada. Kusura bakmasınlar. Vakıflar Bölge Müdürü’nün iyi insan olduğu söyleniyor ama İzmir’de siyasi alanı karıştırmak başka bir şey.