MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve emekli MİT görevlileri Emre Taner ve Afet Güneş'in KCK soruşturması kapsamında 'şüpheli' sıfatıyla ifadeye çağrılması, İstanbul Emniyetinde küçük çapta 'deprem' etkisi yarattı.
Yaşananları; yargı artı emniyet ve iktidar kavgası olarak tanımlayanlar da var, MİT müsteşarı Fidan'ın ifadeye çağrılmasının hükümet açısından bardağı taşıran son damla olduğunu vurgulayan da... Hakan Fidan dönemin Başbakan Müsteşar Yardımcısı, dolayısıyla başbakanın özel temsilcisi sıfatıyla görüşmelere katılıyor. Tanımlamalar da bu temele dayandırılıyor ve İstanbul Emniyetinde yaşanan görevden almalar bu iddialar örneklendiriliyor.
İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığının soruşturmasında 'şok suçlamalar, şok iddialar ' olduğu yazılıp çiziliyor. Savcılık özellikle de KCK yapılanmasının faaliyetlerinde MİT heyetinin rolü konusunun açıklığa kavuşturulması üzerinde duruyormuş.
Konunun 'Hükümet, emniyet, yargı çatışması' olarak değerlendirilmesi işini 'uzmanlarına' bırakalım. Basına da sızan Oslo sürecine ait ses kayıtları ve BDP Diyarbakır il binasında ele geçen dokümanlar gibi belgeler ışığında bu işi çok kolay halledeceklerinden kuşkum yok…
Devlet ve hükümet adına görüşme yapan MİT yöneticilerinin KCK soruşturması kapsamında ifadesine başvurulması normal bir şey mi? Bu 'arkasında bir takım siyasi hesaplar aramak farzdır' dedirten cinsten bir uygulama değil mi?
Hükümet MİT'in vasıtasıyla PKK ile neden diyalog kuruyor?
Çünkü bu ülkenin anneleri on yıllardır ağlıyor. Bunca yıldır izlenen yol ile de gelinen yer ortada! O yüzden hükümet akan kanı durduracak yeni yöntemler arayışına girişmiş. Yani hükümetin MİT vasıtasıyla PKK ile diyalog kurma nedeni silah dışında bir yol arama gayreti.
Aranan yol; kanın durması üzerine…
Bu ülkede ' Bana Öcalan'ın kellesini getirin. Terör ya bitecek, ya bitecek ' naraları atanlar da Başbakanlık yaptı. Terör bitti mi?
Kaldı ki bu tür müzakereleri AKP hükümeti icat etmedi, dünyada bolca örneği mevcut. Savaşların ancak masada biteceğini bilmek, çarmıha gerilmeyi mi gerektiriyor? PKK ile yapılan görüşmeler siyasi bir risktir ve hükümet barış adına bunu göze almıştır.
AKP hükümeti; bu güne kadar söylenmeyeni söyleyerek ve sorunu tam ismiyle ortaya koyarak, konuya diğer partilerden farklı baktığını zaten ortaya koydu. 'Meselenin tamamı terör sorunudur' diyenlere inat, 'Kürt sorunu' diyecek kadar yürekli tespitler yaptı.
Gelinen noktada yapılması gereken şey; barışa bir şans verilmesidir. Bunun da en önemli yolu bir dönem kamuoyundan gizlenen bu görüşmelerin açıklığa kavuşturulması ve barışa giden bir sürecin önünü açmasıdır.