Katie Hinde isimli bilim kadını sütü incelediğini sanıyordu. Ama ortaya çıkardığı şey bir bebek ile anne sütü arasında bir konuşmaydı, düpedüz iletişimdi. Yıllardır iletişim dersi veririm. Hangi iletişimlerin çatışmaya dönüştüğünü, bilinçdışı mekanizmaları anlatırım ancak bu yeni öğrendiğim bilgi beni de aştı. Darwin, evrim teorisi, Tanrı, kutsal, burada her şey vardı…
Bu bana bilgiyi aktardığı için büyük oğluma teşekkür ediyorum: 2008 yılında, evrimsel antropolog Katie Hinde, Kaliforniya'daki bir primat araştırma laboratuvarında rhesus makak (Bir çeşit maymun) annelerinin anne sütünü analiz ediyordu. Yüzlerce örneği ve binlerce veri noktası vardı. Her şey sıradan görünüyordu ki bir örüntü bir fark edilene kadar…
Kapitalist Dünyada Parasız: İçinde Sevgi Olan Anne Sütü
Katie oğlan çocuklarını büyüten annelerin ürettiği sütün, yağ ve protein açısından daha zengin, kız çocuklarını büyüten annelerin ise farklı besin dengelerine sahip daha büyük hacimli sütler ürettiğini gördü. Anlaşıldı ki süt yalnızca bir besin kaynağı, bir yakıt, bir kalori değil, aynı zamanda bebek ile anne arasında gereksinmelere bağlı bir bilgi alışverişiydi.
Anne sütü… Parasız, ücretsiz bir besin. İçinde protein var. Kalsiyum var, yağ var, şeker var ve çeşitli vitaminler. Aslında kapitalist dünyanın en değerli besinlerinden biri ama parasız. Çünkü içinde anne sevgisi var ve bu kapitalist dünyada “her şey para değil”miş meğer. Bir annenin zamanı var bu emzirmenin içinde, enerjisi var, canı yanar ama bir anne çocuğu için değil sütünü her şeyini verir…
Anne Sütü Davranışları da Şekillendiriyordu
250'den fazla anne ve 700'ü aşkın örnekleme etkinliği boyunca, durum daha da karmaşıklaştı. Daha genç, ilk kez anne olan kadınların sütlerinde daha az kalori bulunurken, stres hormonu olan kortizol seviyeleri önemli ölçüde daha yüksek çıktı. Bu ilk bebekler daha hızlı büyüdüler. Ayrıca daha tetikte, daha temkinli ve daha endişeliydiler. 18 ay süt verdiğim ilk çocuğum gibi…
Süt sadece vücut yapımında kullanılmıyordu. Kaygı gibi davranışları şekillendiriyordu. İçinde anne-bebek arası bir duygusal paylaşım, bağ vardı. Sonra her şeyi değiştiren keşif geldi Bebek emzirirken, mikroskobik miktarda tükürük memeye geri akar. Bu tükürük, bebeğin bağışıklık sistemi hakkında biyolojik sinyaller taşır. Bebek hastalanıyorsa, annenin vücudu bunu algılar.
İnceltilmiş Biyolojik bir Diyalog
Görüldü ki saatler içinde sütün yapısı değişir. Beyaz kan hücreleri hızla artar. Gereken antikorlar ortaya çıkar. Bebek iyileştiğinde, süt miktarı normal seviyesine döner. Bu bir tesadüf değildi. Soru-cevap şeklinde anne-bebek arası bir etkileşimdi. Milyonlarca yıl boyunca inceltilmiş biyolojik bir görünmez diyalog. Görünmezdi, ta ki birileri dinlemeyi düşünene kadar…
Süt, 200 milyon yıldan fazla bir süredir evrim geçiriyor; bu süre, dinozorların yeryüzünde yaşadığı zamandan bile daha uzun. Bir zamanlar basit bir besin kaynağı olarak gördüğümüz şey, biyolojinin şimdiye kadar ürettiği en gelişmiş iletişim sistemlerinden biriydi. Ben de kendimi iletişim hocası, iletişim sistemlerini anlatan biri sanıyordum…
Ereksiyon Bozukluğu Üzerine Araştırmalar Daha Çok
Ancak Katie mevcut araştırmaları incelerken rahatsız edici bir şey fark etti. Ereksiyon bozukluğu üzerine yapılan bilimsel çalışmaların sayısı, anne sütü bileşimi üzerine yapılan çalışmaların iki katıydı. Erkekler dünyası yalnızca kendine ve sekse, seksle gelen gücüne önem veriyordu. Her insanın tükettiği ilk besin süt, türümüzü şekillendiren madde ise büyük ölçüde göz ardı edilmişti asırlar boyu…
Çünkü onu asırlar boyu ikinci sınıf sayılan ve gücü elinde tutamayan, dünyayı yönetemeyen kadınlar veriyordu, hem de parasız… Yani değersizdi, parasız olan her şey gibi. Modern dünyada ise varsıl, daha güçlü genç hanımlar “Kayınvalidem beni üzdü, kırdı, sütüm kesildi” bahaneleri ile anne sütü yerine hazır mama kullanıyordu. Oysa Katie Hinde sadece süt üzerine araştırma yapmamıştı.
Beslenmenin zekanın temeli olduğunu, konuşmaya başlamadan önce kim olduğumuzu şekillendiren, yaşayan ve tepki veren bir sistem olduğunu açıkladı.