Ana muhalefetin hal-i pür melali

Abone Ol

CHP’de sosyal demokrasi fikrini ve ilkelerini savunan bir partiliydim. Yazılarımda da bunu zaman zaman ifade ettim.

Bugüne gelince, CHP’de sosyal demokrasi fikrinin imkansızlığını görerek partiden uzaklaştım. Gerçi, Batı’da da durum çok farklı değildi; gelir dağılımında görece adalet sağlayan uygulamaları mümkün kılan ekonomideki fazla yok edilmişti. Sistem artık sosyal demokrasiyi de tolere etmiyordu. Ve bu durum, sistemde ortaya çıkan çatallanmanın sonuçlarındandı. Ya da kapitalist sistemin tarihsel sonunu işaret eden öncüller…

Ancak CHP’den beklenen, yüzyıllık birikimiyle, Cumhuriyet’in kuruluş sürecindeki başarı hikayesini, yeni Dünya düzeni kurulurken bir kere daha hayata aktarmasıydı… Gel gör ki CHP’de hal ve gidiş elan buna izin vermiyor.

Deniz Baykal’ın ardından Kılıçdaroğlu ile başlayan dönüşüm, ikibinli yıllarda CHP’ye biçilen rolün gereğidir. Mesele, bütün kurum ve kuruluşlarıyla yüzyıllık Cumhuriyet’in geride bırakılmasıdır.

İmamoğlu’nun misyonu; CHP’de ulus devlet fikrinin çökertilmesi ve seküler kimliğin sulandırılmasıdır. Batı’nın biçtiği role tam bir sadakat var.

Özgür Özel’in liderliği; Şartların karşısına çıkardığı liderlik fırsatını sonuna kadar kullanacak. Çünkü, tam olarak vasatlaşan Türkiye’ye tekabül eden seviyesi var.

Her ikisi de Cuma namazlarını göstere göstere kılmayı seviyor. Çok dindarlar.

Kanaatimce, CHP’nin hal ve gidişinden ikibinli yılların parti yönetimleri, milletvekilleri sorumludur. Bölünerek yaratılan belirsizlik kimseyi kurtarmayacak.

Tarihin bize öğrettiği; Cumhuriyet’i kuran kadrolar, Atatürk’ün öncülüğünde, sanayi devriminin getirdiklerinin okumasını doğru yaparak, ülkeyi yüzyıldır ayakta tutan Cumhuriyet devrimini gerçekleştirdiler.

Oysa, dijital devrimin şafağında, CHP’de yeni Dünya düzeni ve Türkiye’nin durumu konuşulmuyor. Parti içi çekişmeler ve 2 cenahın kavgası, ülkenin en önemli meselesi oldu. Eğer CHP’de kanatlar oluşturulabilseydi, ülkenin geleceğini konuşan CHP’yi kimse tutamayacaktı.

Bununla birlikte, CHP’den uzaklaşan kitlenin yeni kurulan parti saflarında, yeni Dünya düzeninde Cumhuriyet’i doğru tanımlaması ve savunması, ülkenin ufkunu açacaktır. Tam da yeni bir çağın eşiğinde olması gerektiği gibi…

Kemal Kılıçdaroğlu, yeni Dünya düzeninde Türkiye’nin Batı Asya’da oynayacağı rol ve Çin-Rusya hattında ilişkiler konusunda önemli bir açıklama yaptı.

Hiç unutulmamalı; Yüzyıllık Cumhuriyet’e yakışan, Lozan ve Montrö’ye sırt çevirmeden bölgesinde etkili olmasıdır.

Biliyoruz ki CHP’nin tarihsel bagajı, federasyon fikrini savunanları rahatsız ediyor. Haksız da değiller. Çünkü CHP her şeyden önce Cumhuriyet kimliğidir.

Ve bu kimlik nedeniyle, 12 Eylül 1980’de başlayan laik ulus devletin ilga sürecinde, CHP de hedef olmuştur.

Gerçek yürüyor, bir çağ kapanıyor, yeni bir çağ başlıyor; ülkenin başat meselesine dönüşen CHP’de iki cenahın karşılıklı hakaret salvoları, CHP ve kurulan yeni parti arasında da sürerse, kaybeden Türkiye olacaktır. İşte, o zaman herkes görecek tarihin doğru tarafını.