Aman darbe güme gitmesin!

Abone Ol
Duyduk duymadık demeyin...
Eğitime karşı darbe yapıldı! Savcıları göreve çağırıyorum. ’¶
Bu darbeyi bir an önce soruşturmalılar. Suçlular derhal cezalandırılmalı!
İyi ki AKP Milletvekili Mehmet Demir var... Onun sayesinde darbeyi öğrendik.
O olamasaydı, vallahi darbe güme gidecekti!
Planlanmakla kalmayıp hayata geçirilen darbe şu:
Mardin Artuklu Üniversitesi'nde, valilik, "Türkiye Avrupa Birliği Forumu" düzenliyor. Bir de açılış kokteyli...
Ve kokteylde içki servisi yapılıyor.
Alın size darbe!
AKP Milletvekili Mehmet Demir, bu işe çok fena kızıyor.
Resepsiyondan sonra katıldığı partisinin İl Dayanışma Toplantısı’’nda bakın neler söylüyor:
’“Öğrencilerimizin ders gördüğü bir saatte öyle bir ortamda bakıyorsunuz, yani hiç kimsenin düşüncesine özel yaşamına karşı olmadığımız halde, içkili bir takım kokteyller, mokteyller düzenleniyor.
Bir tarafta öğrenciler ders görüyor, bir tarafta böyle bir uygulama.
Bu eğitime bir darbe olarak algılanması gereken bir durumken...
Bu tasvip edilecek bir uygulama olamaz.’”
Anladığım kadarı ile Demir önce foruma ve resepsiyona katılmış.
Mardin valisi Hasan Duruer'in verilmiş sadakası varmış!
Mehmet Demir partisinin toplantısında değil de ya kokteyl sırasında, şerbet yerine içki verildiğini gördüğü an bu sözleri söyleseydi?
Acaba hemen kaldırırlar mıydı içkileri?
Şerbet yapmak da zor olurdu beş dakikada...
Gelelim şu ’“Bir tarafta öğrenciler ders görüyor, bir tarafta böyle bir uygulama’” sözüne... Sahi, siz ne anlıyorsunuz bu cümleden?
Ben, kokteylin anfide düzenlendiğini, bu sırada hocanın ders anlatmaya devam ettiğini, çocukların da not aldığını düşündüm.
Doğruya doğru, bu absürd bir uygulama olurdu.
Halbuki öyle olmamış. Desenize Artuklu Üniversitesi bir ilk’’e imza atma fırsatını kaçırdı!
Evet, bu ülkede gerçekten eğitime ciddi anlamda darbe vuruldu!
’“Bu hükümet eğitimi mahvetti!’” dediğinizi duyar gibiyim...
Kabul... Son yedi yıllık icraatı göz önüne alırsak, deyim yerindeyse, ’“Şah’’tık, Şahbaz olduk’”!
Ancak unutmamamız gereken gerçek şu: ’’80 ihtilali sonrası uygulanan eğitim politikaları, orta öğrenimi de üniversiteleri de yerle bir etti.
Bu konu üzerine sayfalarca yazılabilir.
Nereye geldiğimize dair, sözü hiç uzatmadan birkaç örnek vereyim...
Durum komik mi yoksa trajik mi, siz karar verin!
Kuzenim, uzun yıllardır özel bir üniversitenin Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümü’’nde öğretim görevlisi.
Öğrencilerinin çoğu yabancı kolejlerden mezun...
Bir gün Dostoyevski’’den söz ederken, öğrencilerinden biri, ’“Hocam, Dostoyevski ne?’” diye soruyor. Kuzenim önce çocuğun dalga geçtiğini sanıyor, ancak bakıyor ki gerçekten bilmiyor, anlatıyor...
Aynı öğrenci ikinci sorusunu yöneltiyor: ’“Peki hocam, o zaman Tolstoy onun eseri mi?’”
Şaka gibi, ama gerçek!
Bu yıl, bir tiyatro metninin nasıl okunduğunu işlerken, bildikleri tiyatro yazarlarından söz etmelerini istiyor.
Maalesef Yılmaz Erdoğan’’dan öteye geçememişler!
Daha neler, neler var...
Amerikan edebiyatı okumaya gelmişler ama John Steinbeck ismini hiç duymamışlar! Mehmet Akif’’i öykü yazarı sanıyorlar...
Bach’’ı klasik müzik ’“şarkıcısı’” olarak biliyorlar!
Belki de şükretmek lazım; Bach’’ı Bosch ile karıştırıp beyaz eşya markası da sanabilirlerdi!