Amaç nişanlanmak mı ''nişan almak'' mı?

Abone Ol
Sevgili Gönül dün bir habere dikkatimi çekti
Nişan hediyesi tek mermi
Ece Erken, nişanlısı Davut Güloğlu'nun kendisine nişan hediyesi olarak bir mermi verdiğini söyledi...
Nişanın hemen ardından ikilinin gittikleri Rize ziyaretinden ve orada yaşananlardan bahsediyor haber… Efendim bu hediye merminin anlamı ''Ya öleceğim ya da ölene kadar onunlayım'' demekmiş … Ne denir ki bu habere şimdi… Aralarındaki müthiş aşka hele bu son derece ormantik hediyeye yorum yapmak bana kalmamış elbette…
Amaaaa her Allahın günü koca – baba – sevgili ya da töre terörüne onca kadını şehit verdiğimiz ülkemizde, Davut Güloğlu'nun akıllara zarar bu davranışına karşılık, ''Ece Erken de kendisine akıl fikir verseymiş keşke'' diyesim geldi gelmesine de, kendisinde olmadığını gördüğüm için demiyorum…
Çünkü yanlış hatırlamıyorsam ex kocasından da dayak nedeniyle boşanmıştı…
O dönemde dayak yedim diyerek mağdur edebiyatıyla gündeme oturmuştu, şimdi de müstakbel kocasından mermi yeme ihtimalini reklam yapıyor işte bir güzel… Görünen o ki hanım kızmızın bu evliliği de bol skandallı geçecek…
Ben şu dakikadan itibaren pür dikkat takibe alacağım konuyu…
Acaba Ece kızımız nişan bohçasını iyice bir gözden geçirdi mi? Belki bir köşeye nükleer başlık falan da yerleştirilmiştir… Çünkü görünen o ki Davut Güloğlu nişanlanmakla nişan almak arasındaki minicik ! farkı gözden kaçırmış…
Neyse fazla lafa gerek yok… Bana göre bu evliliğin son kullanma tarihi azami bir yıl…
Haaaa, bir de bu ilişki o kadar hızlı ilerliyor ki, yetişmekte zorlanıyorum resmen … Bir iki hafta içinde birlikte olduklarını öğrendim, sonra ayrıldılar, sonra nişanlandılar, sonra gündeme bir tüp uşak haberi oturdu, sonra evlendiler de ben mi kaçırdım o arayı bilemiyorum ama birden hamilelik haberlerini okudum… Bu gidişle 2 haftaya kalmaz da doğurur …
İşte dün de araya bu son derece anlamlı nişan hediyesi haberi girdi…
Son olarak da bu yazıyı noktalarken benden karşılıksız aşktan muzdarip gençlere bir abla önerisi gelsin: Sevdiğiniz ancak karşılık alamadığınız kıza çakmak hediye edin… ''Ya benimsin ya da yakarım seni'' hesabı… Hem ucuz hem pratik… (bu tabii ki işin esprisiydi)
Dipnot 1: Hanım kızımız kimdir derseniz, kendisinin bütün televizyon kariyeri, arabesk şarkılarda hüzünlenmekle geçiyor, derim… 7-8 yıl önce neyse hala aynı konsept devam ediyor… Konuğunun söylediği slow şarkılarda uzaklara dalıyor, gözleri nemleniyor falan… Şarkı bir şeye benzemese de maksat hüzünlenmek… Arada bir de bayılıyor… Bu kadar…
Dipnot 2: Nişan hediyesiyle gündeme damga vuran damat beyimiz kimdir derseniz; İsmail Türüt'ün zıplayan versiyonudur, derim… Ben iki ayağı yerde şarkı söylediğini görmedim daha… Yağız Karadeniz uşaklarının ünlü olup evrim geçirdiğinde ne hale geldiğini gösteren ''Uşaklar kopalım bari'' insanıdır kendisi…Ayrıca Recep Tayyip Erdoğan'ın da hemşehrisidir bilgilerinize…
Dipnot 3: Sedat Peker'e şarkı yazmalar, Ogün Samastlar, mermi hediye etmeler falan… Bu tür eylemler yüzünden insanların Karadenizlililer hakkındaki düşünceleri olumsuzlaşıyor, demedi demeyin… Benim de bir tarafım Karadenizli… Yok mu oralardan bunları susturacak akıllı birileri Allah aşkına…
Dipnot 4: Bu arada dün Ramazan'ın ilk günüydü, sabaha karşı ilk sahura kalkıldı… Günlerdir sıcaktan uyuyamayan ben de dün gece davulun sesinin ne uzaktan ne de yakından hoş gelmediğini bir kez daha irdeledim… Çok daha gürültüsüz, huzurlu gelenek göreneklerimiz unutulmuş gitmişken, bu güzel kardeşlerimizin böylesine sokaklara salınmasını o kadar mantıksız buluyorum ki anlatamam… İnananı var, inanmayanı var, hastası var, yaşlısı var, bebeği var, benim gibi ertesi sabah erkenden işe gidecek olanı var… Hani sadece davul olsa neyse, bir de anında sokakta ne kadar otomobil varsa her telden alarmlarının harekete geçmesine ne demeli… Tamam, onlar da bir şekilde ekmeklerinin derdinde ama saat 02.30'da da çalmaya başlanmaz ki… Sanmıyorum ki birilerinin sahur için mantı falan açacağını… İki dilim ekmek bir parça peynir çıkarmak için 2 saate ihtiyaç yoktur değil mi?