Piyasaların en fazla dikkat ettiği gelişme ise Fed’in eylül toplantısına ilişkin faiz artırımı ihtimalinin yüzde 33 seviyesine kadar gerilemesi oldu. Yatırımcılar şimdi ABD’den gelecek yeni ekonomik verileri ve enerji fiyatlarının seyrini yakından takip ediyor.
Altın piyasasında haftanın yönünü büyük ölçüde ABD ekonomisinden açıklanan veriler belirledi. Temmuz ayında perakende satışların beklentilerin altında kalması, dünyanın en büyük ekonomisinde tüketici harcamalarının yavaşlıyor olabileceği endişelerini beraberinde getirdi.
ABD’de perakende satışlar aylık bazda yüzde 0,6 geriledi. Piyasalarda beklenti ise yüzde 0,1 oranında artış yaşanması yönündeydi.
Çekirdek perakende satışlarda da benzer bir tablo ortaya çıktı. Yüzde 0,2 artış beklenen veri yüzde 0,3 düşüş gösterdi.
Tüketici harcamalarında görülen bu zayıflama, ekonomideki büyüme hızının önümüzdeki dönemde ivme kaybedebileceği yönündeki beklentileri artırdı.
ABD ekonomisinden gelen zayıf sinyaller doğrudan Fed beklentilerine yansıdı. Piyasalarda uzun süredir tartışılan “Fed faizleri yeniden artırır mı?” sorusunda dengeler değişmeye başladı.
CME FedWatch verilerine göre Fed’in eylül toplantısında faiz oranlarını değiştirmeme ihtimali bir hafta önce yaklaşık yüzde 56 seviyesindeyken yüzde 67’ye yükseldi.
25 baz puanlık faiz artırımı ihtimali ise yüzde 44 civarından yüzde 33 seviyesine kadar geriledi. Bu değişim, özellikle altın yatırımcıları açısından kritik bir sinyal olarak değerlendiriliyor.
Faiz getirisi bulunmayan altın, yüksek faiz dönemlerinde tahvil ve mevduat gibi faiz getirili yatırım araçları karşısında daha az cazip hale gelebiliyor. Faiz artırım ihtimalinin azalması ise altının üzerindeki baskının hafiflemesine neden oluyor.
Fed beklentilerindeki değişim değerli metal fiyatlarını yukarı taşıdı. Spot altının ons fiyatı haftanın son işlem gününde yüzde 0,5 yükselerek 4 bin 374 dolar seviyesine çıktı.
Altın vadeli işlemleri de yüzde 0,2 artış kaydederek 4 bin 430 dolar seviyesine ulaştı. Böylece spot altın ve vadeli altın tarafındaki haftalık yükseliş yaklaşık yüzde 0,7 olarak gerçekleşti.
Piyasalarda faiz artırım ihtimalinin gerilemeye devam etmesi durumunda altının yeniden güçlü alımlarla karşılaşabileceği değerlendiriliyor.
ABD ekonomisinde yalnızca perakende satış rakamları değil, tüketici güvenindeki gerileme de dikkat çekti.
Michigan Üniversitesi tarafından açıklanan verilere göre tüketici güven endeksi ağustos ayında 55,2 seviyesinden 51’e geriledi.
Böylece endekste iki ay boyunca devam eden yükseliş eğilimi sona ermiş oldu.
Tüketicilerin ekonomik görünüm konusunda daha temkinli davranmaya başlaması, önümüzdeki aylarda harcamaların daha da yavaşlayabileceği ihtimalini gündeme taşıdı.
Öte yandan bir yıllık enflasyon beklentisinin yüzde 4,2’den yüzde 4,3’e çıkması piyasadaki belirsizliği artırdı.
Altının seyri açısından ABD’deki enflasyon görünümü de kritik önem taşıyor. Hafta içerisinde açıklanan bazı veriler fiyat baskılarında gevşemeye işaret ederken tüketicilerin gelecek döneme ilişkin enflasyon beklentilerinin yükselmesi, Fed açısından tabloyu daha karmaşık hale getirdi.
Bir tarafta ekonomik aktivitenin yavaşladığına ilişkin göstergeler bulunurken diğer tarafta enerji fiyatlarında görülen yükseliş, enflasyonun yeniden hızlanabileceği endişelerini güçlendiriyor.
Bu nedenle piyasalar Fed’in önümüzdeki toplantılarda nasıl bir yol izleyeceği konusunda yeni ekonomik verileri yakından izlemeye devam ediyor.
Altındaki yükselişin daha güçlü olmasını engelleyen başlıca gelişme ise petrol piyasasında yaşanan sert hareketlilik oldu. ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı üzerinden yükselen gerilim, küresel enerji piyasalarında arz endişelerini artırdı.
Bölgedeki deniz trafiğine yönelik riskler ve ABD’nin İran’a yönelik deniz ablukasını süresiz devam ettirme seçeneğini değerlendirdiğine ilişkin gelişmeler petrol fiyatlarını yukarı taşıdı.
Hürmüz Boğazı, küresel petrol ticareti açısından kritik geçiş noktalarından biri olması nedeniyle bölgede yaşanan her gelişme enerji fiyatlarında hızlı hareketlere neden olabiliyor.
Petrol fiyatlarındaki yükseliş yalnızca enerji piyasasını değil, altın fiyatlarını da dolaylı olarak etkiliyor. Enerji maliyetlerinin yükselmesi, üretim ve taşımacılık maliyetlerinin artmasına neden olabileceği için enflasyon beklentilerini yukarı çekebiliyor.
Enflasyonun yeniden güçlenmesi durumunda ise Fed’in faizleri uzun süre yüksek seviyelerde tutma ihtimali artabiliyor.
Bu durum altının yükselişini sınırlayan temel faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Dolayısıyla altın piyasasında şu anda iki güçlü hikâye aynı anda fiyatlanıyor.
ABD ekonomisindeki zayıflama ve faiz artırım ihtimalinin düşmesi altını desteklerken, petrol fiyatlarındaki yükseliş ve bunun yaratabileceği yeni enflasyon baskısı değerli metalin hareket alanını daraltıyor.
Piyasaların önümüzdeki süreçte en fazla takip edeceği göstergelerden biri Fed’in faiz artırım ihtimali olacak. Faiz artırımı ihtimalinin yüzde 33’ün de altına gerilemesi, altın açısından yeni bir yükseliş dalgasının kapısını aralayabilir.
Buna karşılık enerji fiyatlarının yükselmeye devam etmesi ve ABD’de enflasyon beklentilerinin yeniden güçlenmesi Fed’in daha sert bir politika izlemesine neden olabilir.
Bu nedenle altın yatırımcıları açısından yalnızca Fed açıklamaları değil; ABD istihdam verileri, tüketici harcamaları, enflasyon rakamları ve petrol fiyatlarındaki hareketler de belirleyici olacak.
Altın haftayı yükselişle tamamlamış olsa da piyasadaki mücadele henüz sona ermiş değil. Bir tarafta Fed’in faiz artırmayacağı beklentisi, diğer tarafta Orta Doğu geriliminin tetiklediği enerji fiyatları bulunuyor.
Önümüzdeki günlerde bu iki başlıktan hangisinin daha ağır basacağı, altının yeni yönünü belirleyebilir.