Allah'a emanet yaşıyoruz

Abone Ol
Yıl 2004. İzmir de bir çiğ köftecinin mamullerinden yiyen vatandaşların bir bölümü trişinelloz denilen kaynağı domuz eti olan rahatsızlığa yakalanıyorlar. Bu aşamada herkes bir şeyler söyledi. Bizim söylediğimiz ise gıda denetimleri konusunda yetki karmaşasının olduğu idi. Bir ürünün rafa gelene kadar olan bölümünde denetleme yetkisinin Tarım Bakanlığı'nda, eğer dükkan yada markette satılıyorsa Sağlık Bakanlığı'nda, seyyar satıcılar satıyorsa Belediye zabıtalarında olduğunu ifade etmeye çalıştık.
Olayın ardından mevcut hükümet tarafından yapılan açıklamalarda bunun tek elde toplanacağı ifade edildi. Ve gıda denetlemesi yapmak üzere Sağlık Bakanlığı'ndan 500 Sağlık personeli tarım Bakanlığı'na zorla tayin edildi. Bunun yanlış olduğunu gıda denetleme yetkisinin Sağlık Bakanlığı'nda olması gerektiğini ifade etsek de, bizi dinleyen olmadı.
Gıda denetimi için Tarım Bakanlığı'na zorla tayin edilen 500 sağlık personelinin denetleme yetkileri Tarım Bakanlığı'nca ellerinden alındı. Bahsi geçen arkadaşlarımız şu an da Tarım Bakanlığı'nda düz memurluk yapıyorlar. Öncelikle bu arkadaşlarımızın Sağlık Bakanlığı'na iade edilmesi gerekir.
Türkiye'nin 3. büyük ili olan İzmir de (ilçeler dahil) gıda denetimi tek noktadan yapılıyor. Bornova'da ki Tarım İl Müdürlüğü'nden. Günde 2 – 3 aracın denetim için çıktığı il müdürlüğünden rutin gıda denetimlerinin yani, her 6 ayda bir yapılan denetimlerin yapılması zaten imkansız. İlimizde yaklaşık 20.000 gıda üretim yeri 50.000 gıda satış yeri bulunmakta. Gıda denetimi yapan arkadaşlar sadece şikayet edilen yerlere gidebiliyorlarsa ne ala.
2005 yılında Tarım İl Müdürlüğü'nde gıda denetimi yapan personel sayısı bildiğim kadarıyla 6 – 7 kişi idi. Şuan da son alınan memurlarla birlikte 100 civarında diye biliyorum. Bu personellerin gıda denetimi yapabilmeleri için öncelikle yeterli aracın olması, yeterli personelin olması ve ilçelerde gıda denetimi yapacak ilçe müdürlüklerinin olması gerekir.
Gıda denetimlerinin Sağlık Bakanlığı'nda toplanması gerektiğini her zaman ifade etmeye çalıştık. Bunu neden söyledik? Sağlık Bakanlığı'nın her ilçede, ilçe müdürlüğü konumunda TSM (toplum sağlığı merkezleri) var. Her toplum sağlığı merkezlerinde ise bu işi yapacak personeli, çevre sağlığı teknisyenleri var. 2005 yılından önce denetleme yapan sağlık personelimiz ruhsat verirken, numune alırken, denetleme yaparken bu personelin Tarım Bakanlığı'nda imza yetkilerinin alınması düşündürücü.
Çevremizde görüyoruz ki; 1 kg etin 25-30 TL olduğu ortamda yarım kg sucuk, salam, vb… ürün 5 TL'ye satılabilmektedir. Böyle bir yiyeceğin sağlıklı olması mümkün müdür?
Kesinlikle hayır.
Size bir örnek, 5996 sayılı Gıda Kanununa göre çekilmiş hazır kıyma satmak yasaktır. Bugün hangi markete, kasaba gitseniz hazır kıyma görürsünüz. En lüks marketler dahil. Pet şişelerde satılan su, kola vb. içecekler güneş ışığına maruz kalmamalı. Çünkü güneşle temas halinde olunca kansorejen etkisi oluyor. Yenişehirdeki gıda çarşısına gidin tüm içecekler güneşin altında. Neden? Çünkü; denetleme YOK!
Gıdalarımız denetlenmiyor. Ne yiyip ne içtiğimiz belli değil.
Sonuçta Allah'a emanet yaşıyoruz.