Sevgili büyüğüm, ağabeyim Ümit Yaldız’’ın; daveti ve tavsiyelerine uyarak Ege’’de Sonsöz’’de ’‘ilk sözümü’’ söyleme fırsatını yakaladım. Böylece bir süre uzak kaldığım habercilik mesleğine, bu kez muhabir olarak değil ama yazılarımla geri dönmüş bulunuyorum. Gazeteciliğe politika muhabiri olarak başladığım için buradan da ağırlıklı olarak yerel siyasetle ilgili konulara değineceğim.
İlkyazım olması nedeniyle söze İzmir siyasetinde yaşananların kısa bir değerlendirmesini yaparak başlamak istiyorum. Malum önümüzde 2011 genel seçimleri var. CHP’’nin ’“Alamut Kalesi’”, AK Parti’’nin ’‘Viyana Kapısı’’, MHP’’nin ’“Kızıl Elması’” İzmir, bu seçimde de üç partinin kıyasıya bir seçim mücadelesi vereceği illerin başında geliyor.
12 Eylül’’de yapılan Referanduma bakarak 2011’’in Haziran ayının hemen başında yapılmasına kesin gözüyle bakılan genel seçimleri değerlendirmek bana her ne kadar gerçekçi görünmese de CHP ve AK Parti, referandum sonuçlarını bir seçim anketi olarak görüyor olmalı ki, 12 Eylül’’ün hemen ardından sonuçlara bakıp, 2011 için hedef büyüttü. Buna yeni düzenleme ile daha önce iki bölge için 12+12 olan milletvekili sayısının, bu seçimde birer artarak 13+13 olması da eklenince iki partiden de iddialı açıklamalar gelmeye başladı.
CHP, Referandum’’da alınan yüzde 63’’lük oranı yetersiz bularak, (bunu katılımdaki azlığa bağlasa da) 2011 seçimleri için çıtayı yüzde 63’’ten başlattı. İl Başkanı Nalbantoğlu, referandum iddiasını genel seçimlere de taşıyarak 2011 yılında yüzde 70’’lik biroy hedefi koydu. AK Parti İl Başkanı Ömür Kabak ise, Referandum öncesi verdiği istifa sözünü unutarak, partisinin aldığı yüzde 37’’lik ’‘Evet’’ oyunu başarı olarak kabul edip, 2011’’de ’“26 milletvekilinden en az 14’’ünü kazanacaklarını’” yönünde ikinci bir söz verdi.
İki parti bu iddialarıyla ’‘basında’’ seçim startını vermiş oldu.
Ama gözlerden kaçan bir nokta var’… O da Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)’… CHP ve AK Parti, referandum sonuçları üzerinden seçim hedefleri belirlerken, iddialı açıklamalarla hedef büyültürken MHP İzmir İl Teşkilatı seçim startını sahaya inerek verdi.
Genişletilmiş İlçe Divan Toplantıları’’na başlayan İl Başkanı Müsavat Dervişoğlu, iki ay boyunca 30 ilçeyi kapsayan bir çalışma programı belirledi. 2009 yerel seçim sonuçlarına bakarak ya da Referandum sonuçlarını inceleyerek ’“MHP’’nin etkisi ne olur ki?’” denilmemeli. 2007 genel seçimlerinde politika muhabiri olarak görev yaptığım sırada İzmir’’de iyi bir çalışma yapan Dervişoğlu ve ekibinin MHP’’nin Türkiye genelinde elde ettiği yüzde 14’’lük oy oranını İzmir’’de yakalama başarısı gösterdiğini biliyorum. Bu yüzden iddialı açıklamalar yapmak yerine ilk önceliğini teşkilatla bir araya gelmeye veren MHP’’nin diğer partilere oranla seçime daha iyi hazırlanacağını tahmin ediyorum. 12 Eylül’’de Anayasa değişiklik paketini kabul ettiren AK Parti’’nin, türban konusunu bir kez daha gündeme getirmesiyle iyice yükselen siyasi tansiyon, 2011 başında nasıl bir grafik çizecek şimdiden kestirmek mümkün olmasa da, 2007 seçimlerinde TBMM’’ye İzmir’’den 4 milletvekili gönderen MHP İzmir İl Teşkilatı’’nın etkili çalışması ve Genel Merkez’’in türban sorununun çözümünde atacağı doğru adımların katkısıyla 2011 seçimlerinde bu oranı koruması veya artırması mümkün görünüyor.
İlk yazıda genel bir değerlendirme ile giriş yaptım. Bundan sonra ise daha kısa ve haber özelliği taşıyan konuları buradan paylaşacağım. İzmir’’deki siyaset arenasının görünmeyen ve tartışılmayan konularını ele alacağım. Ve hep birlikte 2011 seçimlerinde, İzmir’’in CHP’’nin girilmez ’“Alamut Kalesi’” mi, yoksa AK Parti’’nin Osmanlı’’nın başaramadığı bir ’“Viyana zaferi mi’”, ya da MHP’’nin özlemi olan ’“Kızıl Elma’’sı’” mı olduğunu göreceğiz.