Alaattin Yüksel geç bulup çabuk kaybetti!

Abone Ol
Alaattin Yüksel'i çok iyi tanımam. Fakat PM ve MYK'ya girdiği ilk günlerde verdiği mesajlar partililerin tümünü olumlu yönde etkileyecek türdendi. Görevden almaların sıkça dillendiği o günlerde il ve ilçe yönetimleri için 'Seçimle gelen seçimle gitmelidir' diyen Yüksel bu tavrı ile farkını ortaya koymuştu. O günden bugüne de gerek il gerekse ilçe yönetimlerine doğrudan bir müdahalede bulunmadı. Ya da en azından ben öyle sanıyorum. Maalesef Yüksel aynı mesafeyi belediye başkanları için uygula(ya)madı. Belediye başkanlarının sancılı süreçlerinde gereken müdahale için geç kalan Yüksel bu süreçte tarafsız duruyor gibi görünmesine rağmen bir yerde taraf olmuştu. Büyük olasılıkla mecburen Aziz Kocaoğlu tarafında olduğunu gözlemlediğimiz Yüksel'in bu tavrı onu uzun yıllar süren mücadelesinde gelebildiği en güzel noktadan yani genel başkan yardımcılığından etti. Kendisinin ne düşündüğünü bilemem ancak gelinen noktada pek de mutlu olduğunu söyleyemeyiz.
Kelle koparan 'Son Padişah' tadındaki son il başkanının atanmasında etkisi ve katkısı büyük olan Yüksel il başkanı Tacettin Bayır'ın gafları ve kişisel çekişmeleri için almaya çalıştığı veya aldığı kellelerin hesabını da verdi gibime geliyor. Zira 'Seçimle gelen seçimle gitmelidir' diyen Yüksel'in önerdiği il başkanı Bayır seçilmiş bir ilçe başkan yardımcısının istifasını isteyecek kadar düşünceleri nasır tutmuş bir sosyal demokrattı. Tacettin Bayır değil belki ama Alaattin Yüksel benim tamamen nötr olduğum bir siyasetçidir. Yani ne 'çok severim' diyebilirim ne de 'hiç sevmem'. O yüzden bu yazının doğruluğunun sorgulanmasından ziyade tamamen objektif kaleme alındığının altını ısrarla çizmek isterim.
Geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen Gürsel Tekin ve Volkan Canalioğlu'nun İzmir ziyareti aslında bugün gelinen noktayı o günden bizlere gösteriyordu. Zira genel merkez katında Yüksel açısından bir rahatsızlık duyulduğu tartışma götürmez bir gerçekti. Ve beklenen an geldi. Yüksel Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlıktaki 15. ayının 4. revizyonunda liste dışında kaldı. Doğrusu Kemal beyin bu hamlesi beni oldukça şaşırttı. Yüksel Yeni CHP'nin İzmir ayağındaki etkin değil belki ama oldukça önemli bir ismiydi. Buna keza hep 2. adam olarak lanse edilen Tekin'e yönelik görev değişimi de oldukça cesur bir şekilde atılmış bir başka adımdı.
CHP MYK' sı içinde Yeni CHP için kaygılanan ve bu söylemden pek de haz etmeyen kesimler açısından oldukça umut verici bir değişim yaşandı. Doğrusu Gürsel Tekin'in İzmir'e geldiği günlerde basının karşısında altını çizerek vurgulamaktan geri kalmadığı 'Yeni CHP' söylemi de bir hayli tuhafıma gitmişti. CHP'de yeni yapılanmaların oluşturulması anlamında CHP'den sonra kullanılacak bir yeni sıfatı kimseyi rahatsız etmezdi belki ama CHP'nin önüne getirilecek bir yeni sıfatı birçok kişiyi rahatsız edebilirdi ve nitekim etmişti de...
Sayın Yüksel adına gerçekten üzüldüm. Geç bulduğu koltuğu biraz çabuk kaybetti. Fakat Yüksel koltuğunu kaybetmesinde etkili olan isimleri zannederim bizden daha iyi biliyordur. Uzun lafın kısası herkesin şunu iyi bilmesi lazım ki; 'Eskinin yenisi olmaz!'. Bir şey ya eskidir ya da yeni!
Bir gün bir yerlerde, kim bilir kaçıncı ayın kaçıncı revizyonunda özlediğimiz o gerçek CHP'de buluşmak üzere…