AK Parti’’nin yeni İzmir planı ve Aziz Kocaoğlu’’ndan beklenenler’…

Abone Ol
Türkiyede alternatif üretemiyen Siyasi Partiler gibi,sendikalarında işlevsizleşerek kendi varlıklarını koruma derdine düştükleri bir süreç yaşanmaktadır.’¶ Siyasette olduğu gibi sendikalardada kurumlar yerine umut veren adamlardan misyon beklenildiği günümüzde tanıdığım az sayıdaki adam gibi adamdan biriside DİSK Genel İş Genel Sekreteri Kani BEKO idiydi ki ’“İhaleye fesat karıştırma ve Çete’“ suçlaması ile polis nezaretindeki resmini gazetelerde görünce dünyam karardı. Umarımki adalet tecelli eder ve BEKO kendine hiç yakışmayan bu ithamdan yüzünün akıyla dışarı çıkar.

Kani BEKO ve bazı Belediye çalışanlarının ağır suçlama ile karşılaşmasına neden olan gelişmelerin altında yatan ise son yirmi yıldan beri Belediyelerde uygulanan Şirketleşme mecburiyeti yatmakta olup,bir çok alanda olduğu gibi her nedense bu konuda siyasetçilerin ilgi alanına girmemektedir.

Belediyelerdeki Şirketleşme geleneği Dr.Burhan Özfatura’’nın ilk başkanlık döneminde TANSAŞ’’ı şirketleştirmesi ile başlamış, bunu Çakmur’’un, Fuar’’ı Şirket statüsüne alışı izlemişti. Daha sonraları ise çoğu dönemin SHP’’li Belediyesi tarafından, bir yandan ANAP iktidarının kadro ambargosunu, öbür yandan da ihale yasasının engelleyici hükümlerini aşarak rahat iş yapma yöntemi olarak kullanılmıştı. Bu uygulama dönemin İstanbul Belediye Başkanı R.Tayyip Erdoğan’’ın da aralarında RP’’li belediyelerce yandaş istihdamı ve kaynak transferi amacıyla kullanılarak Erdoğan’’a Başbakanlık yolunu açan bir misyona dönüştü.

Sermayeleri ve hayatiyetlerinin devamı doğrudan bağlı oldukları Belediyenin tutumuna bağlı olan bu şirketlerin yasal altyapısını ise Türk Ticaret kanununun şirketlerle ilgili hükümleri oluşturmaktadır. Çoğu AK Partili Belediyelerce ihale yasası baypas edilerek doğrudan yandaşlara ihale verme aracı olarak kullanılsa da,bu şirketlerin çıkış kaynağı olan İzmir’’de ’“Hizmet ve istihdam ’“aracı olarak kullanılmaya ve giderek, çalışma yasalarının tüm kurallarına uygun davranan çoğu sendikal örgütlenmeye de saygılı kuruluşlara dönüştü.

Bu şirketlerin İzmir ayağındaki uygulamaları son yirmi yıldır aynı usullerle yürütülmekte ve çoğu istihdam ve hizmet amaçlı bu şirketlerin önüne, hiç bir İktidar tarafından ihale yasası hükümleri tehdit aracı olarak konulmamaktaydı. Ancak öyle görülüyor ki AK Partisi iktidarı İzmir’’i almak için denediği ve hepside başarısız olmuş yöntemlerini değiştirip yeni ince taktikler denemeye başlamıştır. Bu yeni stratejiye göre bir yandan Kamu İhale Kurumu(KİK) kullanılarak ihaleler engellenmekte, yapılan ihaleler ise ucu bucağı açık ’“İhaleye fesat karıştırma ve Çete, ’”kapsamına sokularak Belediyenin felç edilmesi amaçlanmaktadır ki kanaatimce Kani Beko ile bazı Belediye çalışanlarının kurban seçilmelerinin nedeni de bu olsa gerekir.
İnançlı bir Solcu ve çok zeki birisi olarak tanıyıp, bildiğim Aziz Kocaoğlu’’nun giderek kendisini kuşatmaya dönük bu tuzakları görerek önlemler planladığını ummak isterim. Eğer Kocaoğlu doğrudan İzmir halkını yanına alarak nasıl ki kendisinden hoşlanmadığı halde yeniden aday yapmak zorunda bıraktığı Baykal’’ı yenmeyi başardı ise, yüzde yüz haklı olduğu böylesi bir mücadeleyi de kazanabilir.
Başbakan Erdoğan ve Kurmaylarının meşru olmayan yöntemleri kullananları yenmedeki başarılarını, meşru ve haklı bir zeminde olanlara karşı kazanmaları mümkün değildir. Bu konuda Erdoğan’’ı bile geriletmiş bir İzmir ve onun yöneticilerinin daha sonraları Türkiye’’nin önüne yeni bir iktidar alternatifi sunmaları da mümkün olur kanaatindeyim. Unutulmamaldır ki iktidar alternatifleri haksızlıklarla mücadelenin kazanılmasıyla ortaya çıkarki bu potansiyel İzmir’’de fazlası ile mevcuttur..