Ak Parti İzmir'de ilçe kongrelerini büyük bir 'sessizlik' içinde emir ve komuta zincirine bağlı kalarak sürdürüyor.
Ankara kimi işaret ettiyse… Delegeler ona EVET diyor.
Hepsi bu kadar…
Kongrelerin heyecansız, sıradan birer toplantıya dönüşmesi, ilçe başkanlarının seçimini de birer 'formalite' olduğu izlenimini veriyor.
Siyasetin ruhu, heyecanı daha yolun başında öldürülüp, tek kelimeyle 'biat demokrasisi ' inşa ediliyor.
Bunun adı siyaset değil, delege ağalığıdır.
İzmir'i sıradan bir Anadolu kasabasına dönüştüren 'küçük olsun benim olsun, sorun çıkmasın, başım ağarmasın' anlayışının önümüzdeki yerel seçimlerde yansımasını merak ediyorum.
Siyasi hafızamızı azcık kurcalayalım.
29 Mart 2009 yerel seçimlerinde CHP'li Azizi Kocaoğlu. 1.133.022 oyuna karışlık, Ak Parti'li Taha Aksoy 640.737 oy aldı. Ve biri hariç bütün ilçeleri CHP'ye teslim etti. Sahip olduğu Kemalpaşa, Gaziemir, Buca, Aliağa gibi ilçeleri de CHP'ye kaptırdı.
Bunun siyasi sorumluları ise tekrar ödüllendirildi.
Buca'da Mustafa Solmaz, Bornova'da Hüseyin Özkan,Seferihisar'da Ümit Cingöz, Güzelbahçe'de Kerim Çetin, Menderes'te Mustafa Bahar, Baydağ'da Ali Özer, Menemen'de Arif Kuran, Karaburun'da Adil Soyer,Kermalpaşa'da Yaşar Kırkpınar, Tire'de Mehmet Çekitçioğlu, Selçuk'ta Sema Yeşilmen,Çeşme'de Fatma Özen,Urla'dan Tarkan Bakırlı, Torbalı'da Adnan Yaşar Görmez,Ödemiş'te Ali Hadim, Kiraz'da İbrahim Yılmaz koltuklarını aynen korudular.Bayraklı'da ise genel merkezin desteklediği İsmail Sarı'nın yerine Erdal Seyitler seçildi.
Bayındır Kongresinde risk almak istemeyen il yönetimi bunu erteledi. Çiğli, Aliağa ilçe başkanları için devam eden arayış ve araştırmalar da sonuçlandı.
Bu hafta içinde gerçekleşecek olan diğer ilçe kongrelerinde de mevcut ilçe başkanlarının seçileceğine artık kesin gözüyle bakılıyor.
Aslında ortada seçim yok… Siyasetin doğasına aykırı bir süreç işliyor.
Kuşkusuz Ak Partili delegelerde, siyasetin toplumu kendi içinde özgürleştirme, çok seslilikle yönetme sanatı, vazgeçilmez toplum bilimi dalı olduğunu biliyorlar. Lakin bu iradelerine ipotek konuluyor.
Kimler tarafından?
Ak Parti siyasetinden beslenen yeni bir sosyal sınıf oluştu. Bu gruplar yerel siyaseti de kendi tekelinde tutuyor. Gençleşmeye, yeniliğe, değişime kapalı bir barikat oluşturuyor.
Sonucu bugünden belli olan seçimler, İzmir İl Başkanlığı içinde geçerli.
İlçe kongreler sürecini 'başarıyla' sürdüren İl Başkanı Ömer Cihat Akay kendi koltuğunu da garantiledi. Yakında atanmış değil 'seçilmiş' bir başkan olarak teşkilat üzerinde daha etkili olacak.
Önce, Ak Parti Genel Merkezinde İzmir'le yakından ilgilenen, Başbakan Erdoğan'na çok yakın İki genel başkan yardımcısıyla görüştüm. Ömer Cihat Akay için 'orada kavgayı bitirdi. Teşkilatı toparladı, daha ne istiyorsunuz' tarzında ifadeler kullandılar.
Sonra Ömer Cihat Akay'la konuştum, başkanın keyfi yerinde, 16 ilçe kongresini bitirdiğini söylüyor, parti içinde sağlanan birlik ve beraberliğin sandığa da yansıyacağına vurgu yapıyordu.
Takımını kurmuş, gol atmaya hazır kaptan havasında…
Şimdilik süreç başkan Akay'dan yana işliyor. 'Azıcık aşım ağrısız başım' politikası taşra teşkilatını hareketiz bıraksa da… Bu durumdan yukarıda belirttiğim kesim mutlu görünüyor.
Ancak son aldığım bir kulis haberi ise, İzmir'in sürprizlere hazır olması gerektiği şeklinde.
İzmir siyasetinin lideri Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, yakın çevresine 'bana en az 3 isim daha getirin' demiş. Aynı kaynak birinci isme ait dosyanın Yıldırım'a verildiğini söyledi. Ünlü bir sağlıkçı olan bu partilide olayı aynen doğruladı.
'Benden çok geniş bir CV istediler, ama niçin olduğunu bilmiyorum' demekle yetindi.
Ben biliyorum…
2014 Mart'ında Yerel Seçimler var.
Peşinden Genel Seçimler, Cumhurbaşkanı Gül'ün istifa edip Milletvekili seçilerek Ak Parti'nin başına geçmesi, Başbakan Erdoğan'nın Cumhurbaşkanlığına getirilmesi süreci başlıyor. Ak Parti 4.zafer için CHP'yi şimdiden ağır toplarla vurmaya başladı.
En az bir de referandum da gündemde…
Türkiye'nin 3. Büyük kentinin il başkanı bu bakımdan çok önem arz ediyor.
Şimdiye kadar edindiğim izlenime göre, Ömer Cihat Akay operasyonel bir zekaya ve manevra kabiliyetine sahip. O koltuğu kimseye kaptırmaya da pek niyetli değil.
Demokrasi kayıp etse de…hep kazanan birileri oluyor.