AK Parti'de meltem rüzgarları

Abone Ol
AK Parti İzmir teşkilatı günlerden beri Ankara’’dan gelecek habere kilitlenmiş durumda. Atanacak yeni İl Başkanının kim olacağı konusunda bir çok değişik görüş sıralamak mümkün. Ben de her zamanki gibi gündemi yorumlayabilmek için teşkilata kulak vermeye çalıştım. Kuruluştan bu yana görev yapanlara, teşkilatın ağabeylerine, ismini sıkça duymadığımız ama partinin emektarı olanlara, parti içinde mihenk taşı kabul edilen ilçe başkanlarına görüşlerini sordum. 5 günde onlarca AK Partiliyi dinledim. (yüzlerce bardak çay tükettik) Öncelikle değinilmesi gereken referandumun ardından bozulan moraller hızla yükseliyor. Tüm teşkilat yeniden motivasyonun sağlanması için canla başla çalışmaya başlamış durumda. Yeni atanacak İl Başkanı kim olursa olsun parti dengeler şimdiden lehine işlemeye başlamış bile. Referandumdan bu yana yaşanan durgunlukla kaybedilen zaman telefi edilmek istenircesine yoğun ve sistematik çalışma programlarına başlanılmış. Vatandaşlarla sohbet evi buluşmaları, mahalle toplantıları, sivil toplum kuruluşu ziyaretleri, muhtarlarla diyalog, sandık kurulu çalışmaları, AK Parti Genel Merkez Teşkilat Başkanlığının hazırladığı Bilgi Sistemleri (AKBİS) gibi çalışmalara tam gaz verilmiş. İl Başkanlığı makamının vekaleten yürütüldüğü bir süreçte tüm ilçelerde böylesine bir topyekun çalışma yürütülmesine ilk başta anlam veremedim, ta ki bir ilçe başkanı dostumun betimlemesini dinleyene kadar.
Aynen aktarıyorum;
’“Bir futbol maçı düşünelim. Takımın antrenörüsünüz. İlk yarıda iki önemli futbolcunuz kırmızı kart görüp oyun dışı kalmış. Yani sahada 11 kişiye karşı 9 kişiyle mücadele ediyorsunuz. İlk yarının sonunda oyuncularınızdan isteyeceğiniz tek bir şey olabilir. Takımın her oyuncusu bir değil, iki kişi kadar koşmalı, iki kişi kadar enerji sarf etmeli. Maçı kazanmanızın tek yolu budur. Bu nedenle bizler de sürecin izlerini silebilmek için her birimiz iki kişi kadar çalışmaya başladık’”
Teşkilat için diğer bir moral aşısı ise; İl Başkanlığı konusunda ismi geçen partililerin tamamının süreci son derece olgunluk ve siyasi nezaket yönetmesi oldu. Zira kimi partilerde hastalık haline gelen ’“Rakibine çamur at, koltuğa oturmak için her yolu dene’” hastalığının AK Parti’’ye bulaşmamış olmasından teşkilat çok memnun. Bu konuda da şimdiye kadar partide üst düzey görevler yapmış teşkilatın kurucularından bir dostumdan alıntı yapmak istiyorum;
’“İl Başkanlığı konusunda ismi geçen 20’’ye yakın arkadaşımız son derece ehil bir tavır sergiledi. Hatta bir çoğuyla bire bir görüşmelerimizde görev verilirse canla başla yapacağını ama ismi geçenlerin hepsine de kendi kadar güvendiğini söyledi. AK Parti’’nin çimentosu öncelikle halkın bize gönlünü açması sonrasında da partililerimizin böylesine gönül zenginliğine erişmiş olmasıdır’”
Objektif bir gözle değerlendirdiğimizde; gerçekten de ismi geçenlerden hiç birinin bir diğeriyle ilgili her hangi bir olumsuz yargıda bulunmaması, hatta parti içi toplantılarda tamamının ’“Görev kime verilirse sonuna kadar arkasında oluruz’” şeklinde yaptığı açıklamalar, ileriki süreçte pozitif enerjiye dönüşecektir. Tam da böylesine birlik fitilinin ateşlendiği bir ortamda AK Parti Genel Merkezi’’nden yayılan ’“Atanacak İl Başkanı herkesin önce ağabeyi olacak. En yakınındakine ne kadar hoşgörülüyse en uzağındakilere de aynı olacak. Bir şey olmak için değil, bir şey yapmak için çalışacak. Gönülleri hakikat, samimiyet, fedakarlıkla fethedecek bir İl Başkanı atanacak’” söylemleri de teşkilat içinde meltem rüzgarlarının esmesine neden oldu. Geçtiğimiz süreçte parti içinde ’“Küskün’” diye nitelendirilenler bile şimdilerde mahalle teşkilatlanmalarına katılmaya başladı. Teşkilat mensupları, İzmir Milletvekillerinin de tamamının destek vermesiyle 2011 Genel Seçimleri’’nde parti oylarını büyük orada arttıracaklarına inanıyor. İktidar partisi olmasından dolayı ’“Çeşitli hedeflere kısa yoldan ulaşmak istedikleri için partiye girenlerle’” siyasetin her sürecinde hiçbir makam beklemeden çalışanların ayrımı da tam yapıldığı takdirde atanacak İl Başkanı’’nın İzmir’’de AK Parti’’ye önemli ölçüde ivme kazandırması kaçınılmaz görünüyor.
Bu da benim öngörüm;
Yeni atanacak İl Başkanının, partiye yıllardan bu yana emek veren, ekmeğini kazanan personele ’“Senin onun zamanında işe başlamışsın Şu’’cusun bundan sonra kapıda bekle, sen bunun zamanında işe başlamışsın Bu’’cusun görevinden ayrıl. Sen ben görevde değilken msn’’den bana tüyo veriyordun terfi ettin’” şeklinde yaklaşmayacak kadar özgüvenli olacağına inanıyorum. Zira orada çalışan arkadaşlar siyasetçi değil, tamamı yıllardan beri görevini hakkıyla yapan birer emekçi. Maalesef bu dünyada iftiralar atarak insanların ekmeğiyle oynayanları yargılayacak bir merci bulunmuyor, bunu yapanlar Ömür boyunca kendi vicdanı kadar büyük Hakim tarafından, kendi iç dünyası kadar etkili bir mahkeme salonunda yargılanacak.