Partiler sel yüzünden birbirleriyle kavga etmeyi sürdürüyorlar.
Biri diğerine erkeksen istifa et, diğeri hiç kimse istifa etmiyor ben niye edeyim
Diye tartışmalar devam ediyor.’¶
40 kişi ölmüş çocuklar kaybolmuş.
Hala ders alan yok mu?!
Kaybolan Dila’’nın babasının bakışlarındaki acıyı hissetmek için;
İnsanın kendi çocuklarının mı ölmesi gerekiyor?
Yaşamda ahmaklık, zeki olmak ve kurnazlık diye kavramlar vardır.
İnsanların en ahmağı zekasına çok güvenen,
En zekisi de suçu kendinde arayan bir daha tekrar etmeyendir.
Ahmak aklı az, görüşü kısa, basiretsiz kötü huylu kişidir.
Asla karını ve zararını hesaplayamaz.
Ahmak aynı zamanda cahil insandır.
Bilimden nasibini almamıştır, işinin ehli değildir.
Birde kurnazlar vardır.
Kurnaz; yanlış olanı kendi çıkarları için doğru gösterir, doğrunun peşinde olan kişiyi de yanıltır, belirli bir süre içinde kendisini kendisi de çözemediği için yok olur gider.
Zeka ise beynin algılama hızıdır, algılama ne kadar fazla olursa o kadar iyidir.
Kurnaz insanlar ve ahmak insanlar ülkeler için çok tehlikelidir.
Ülkemizde kurnazlıkla ahmaklık başa baş gitmektedir.
Zeka ise maalesef eşit bölüştürülmemiştir.
Eşit bölüştürülmediği için insanlar çok acılar çekerler.
Ormana yazın izmarit atarsanız sonuçta orman yanar.
Dere yatağına ev yaptırırsanız; yağmur yağdığında o dereler taşar, evleri de insanları da yutar.
Düzgün kanalizasyon, alt yapı olmazsa her yağmurda beline kadar suya girmiş insan,
Suya batmış araba manzaralarının olması doğaldır.
Çürük bina yapımına izin verilirse deprem yıkar can ve mal kaybı olur.
Doğalgazda kaçak varsa canlılar zehirlenir ölür.
İnsanlar doğa sevgisini bilmez.
Bu konuda eğitilmezlerse;
Denizlerden balık yerine içki şişesi, top, poşet ayakkabı, vb pislikler toplanır çünkü insanoğlu bunları kendi elleriyle atmıştır denize.
Havayı kirletirsen o havayı soluyan insanlarda çeşitli hastalıklar meydana gelir.
Düzgün yollar olmazsa trafik kazaları olur.
Bu olayların sonuçlarını normal zekalı insanlar önceden kolaylıkla düşünebilirler.
Önceden düşünemeyenler de ahmaklar ve kurnazlardır.
BİR AHMAK AYININ HİKAYESİ:
Bir gün ormanda ayının ayağı kütük arasına sıkışmış. Ayağını kurtaramıyormuş oradan geçen biri görüp ayının ayağını çıkarmış. Ayıda yapılan iyiliğin altında kalmak istememiş.
Kendisine iyilik eden adama ormandan bal getirmiş, adam balı yiyince ağırlık çökmüş; uyuyakalmış ama sinekler bir türlü adamı rahat bırakmıyorlarmış. Sinekleri bir kovalamış olmamış iki kovalamış olmamış yerden kocaman bir taş alıp adamın yüzündeki sineğe vurmuş.
TABİKİ ADAMIN SURATI PARAMPARÇA OLMUŞ
Birçok olayda ahmak ayı hikayesini yaşıyoruz ya da birileri tarafından yaşatılıyoruz!!!
Sonra alın yazımızın kötülüğünden, yazgımızdan dert yanıyoruz.
Zekamızdan niye hiç dert yanmıyoruz??
Acaba alın yazımızın varlığına inandığımızdan, zekamızın olduğuna inanmadığımızdan mı’…
NE DERSİNİZ???