Sürpriz miydi, değildi. Söyleniyordu konuşuluyordu.
Yine de herkesin içerisinde bir kuşku vardı. Baykal dönecek diye. Açıkçası gelişmeler konuşmalar bunu gösteriyordu.
Siyasi hayatımızda ki koltuk alışkanlıkları, koltuk yapışkanlıklarını düşündüğümüzde, özellikle demokrasinin parti yönetiminin seçtiği delegeler eliyle kullanıldığı dikkate alındığında Baykal’’ın biraz soğutmadan sonra halkım beni istedi martavalına sığınacağına inandığımız için döneceğini düşündük hep.
İyi haber alan gazetecilerin tamamına yakını bu görüşteler. Yani Baykal’’ın döneceğini yazdılar çizdiler.
Kılıçtaroğlu sanki ezber bozdu gibi.
Bence Kılıçtaroğlu’’nun adaylığını açıklamasından çok Önder Sav’’ın destek beyanı daha ezber bozucu.
Şimdi akla şu soru geliyor. Kılıçtaroğlu emanetçi mi yoksa gerçek bir lider mi olacak.
Eğer emanetçi olursa kendisine yakıştırılan Gandi kimliğini yıkmış olacak ki, bu Baykal’’ın kasetinden daha büyük hayal kırıklığı olacaktır.
Gandi’’liği sürdürecekse yani gerçek lider olacaksa önü açık gibi geliyor bana. Halk O’’nu da deneyecektir.
Bu fırsatı olacak mı onu bilmiyorum. Zira bana göre çok kolay oldu. Yani sol kolay kolay lider çıkarmaz. Tartışma kültürü daha gelişkin olduğundan çıkacak lider epey hırpalandıktan sonra hala ayakta durabiliyorsa lider olarak kalır. Oysa sağ partilerde biat kültürü hakimdir. Biri ben liderim der diğerleri de itaat ederler.
Sol’’un bu yapısı nedeniyle ben sonuçtan bu kadar emin olamıyorum.
Hala bir şeyler olacak. Oyunlar oynanacak, siyasetin dişlileri çalışacak diye düşünüyorum.