Adam gibi adamsın Mustafa’…

Abone Ol
’“Adamın Has’”ı zor günlerde belli olur. Tam tamına bir yıldır, suçunun ne olduğunu bilmeden hapishanedesin.’¶ Tek silahın olan elindeki kalemine bakarak, Türkiye’’deki tüm cemaatlerin, Arap sermayesinin, ABD’’nin, AB’’nin, Kürtçülerin ve liberal demokratların desteklediği AKP Hükümeti’’ni nasıl yıkacağını, nasıl darbe yapacağını sen de anlamaya çalışıyorsun.
365 gündür eşinden, yavrularından, işinden, sevdiklerinden ve özgürlüğünden uzaktasın. Bu süreçte hem dik durdun, hem de yazılarınla insanlarımıza moral verdin. Gözaltına alınıp serbest bırakılan Paşaların sustuğu, iş aleminin vergi cezaları ile tehdit edilip sindirildiği bu ortamda; sen, cezaevinden yazılarınla mücadelene devam ediyorsun. Tebrikler Mustafa.
Sana, benim de içine yeni girdiğim basın camiasından haberler vereyim. Başbakan, BASIN kelimesini yanlış anlayıp, yazarların ve medya patronlarının üzerine basıp ezmeye çalıştı. Birdenbire tüm camiadan ’“Hooop ağır ol bakalım’” diye bir feryat yükseldi, bildiriler imzalandı. Eşleri AKP Milletvekili olan, eş kontenjanından cemaatin yayın organlarında köşe yazarı yapılan arkadaşlar da imzaladı. Başbakan da, bunların hanımlarını bir daha milletvekili yapmayın diye talimat verdi.
Atatürk Türkiye’’sinin, Laik Cumhuriyet’’in altı her gün oyulurken susan, Cengiz Çandar ve Hasan Cemal ağabeylerin bile seslerini yükselttiler. Taha Akyol ve Derya Sazak büyüklerin ise, oğullarına çok güzel işler bulduktan sonra AKP’’nin beşiğini sallamaya devam ediyorlar. Yalnız, TRT’’de biraz fazla sallıyorlar, milletin midesi bulanıyor. Programın izlenme oranı yerlerde sürünüyor. Ruhat Mengi ablanın ’“Her Açıdan’” programı hepsini ezdi geçti.
Ergun Babahan, ’“O Şimdi Asker’” lafı gibi ’“O Şimdi AKP’’li’”. Yani yine döndü, ne yapsın çocuk, huy bu kolay değişmiyor ki!
Sana bir müjde vereyim; yaşı ilerledi, hala bir evi yok diye üzüldüğün Fehmi Koru Hocan var ya, artık üzülme, o iş halloldu. İstanbul Boğaz’’da, deniz görür bir gecekondu bulundu, sonra olaya erenler- evliyalar karıştı ve ortaya Boğaz’’a bakan bir VİLLACIK çıktı. Balkonundan GEMİCİĞİ bile görebiliyorsun. Yakınlarında PIRLANTACIK dükkanı bile var. Evin açılışı için seni bekledi fakat sen gelemeyince, İngiltere’’den okul ve yatakhane arkadaşı Cumhurbaşkanı A.Gül açılışı, şerbet ve gül Suyu eşliğinde yaptı. Böylece VİLLACIK korumaya alınmış oldu. Açılışa, ev hediyesi olarak, senin adına sedef kakmalı 99’’luk bir tespih gönderdim, haberin olsun.
(Bu paragrafta yazılanların Türkiye’’de yaşananlarla ilgisi yoktur.Tamamen hayal ürünüdür.)
’“Mustafa, yakında çıkacaksın, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bundan böyle menajerin benim. Zengin olma sırası bize geldi. Eskiden beni dinlemedin bak ne hale geldin. Bundan böyle Atatürk’’ün yolunun, aydınlığın, çağdaşlığın FENERİ OLMAK YOK. Bundan böyle DENİZ FENERİNİN FENERİ OLACAKSIN. Bak Zahid Akman’’a, alışveriş merkezleri, evler, hanlar-hamamlar. Başbakan bile ’“sanık’” olduğu için Ordu Komutanı Saldıray Paşa’’nın yanına gitmiyor ama, Deniz Feneri sanığı Zahid Hoca’’yı yanından ayırmıyor. Senin meslektaşların Mehmet Ali Ağca ile konuşabilmek için milyonlarca para teklif ettiler. Bundan sonra bedava televizyon programı, bedava konferans yok. Günümüzde doğruluğa, dürüstlüğe, kimse önem vermiyor. Sadece paranın sözü geçiyor. Artık her şey para !’”
Sevgili Mustafa,
Senin adını taşımak kolay değildir. Hazreti Peygamberimizin en sevilen isimlerinden biridir MUSTAFA. Devletimizi ve Cumhuriyetimizi kuran Atatürk’’ümüzün adıdır MUSTAFA. Sen bu ismi şerefle taşıdın.
Her şey yakında düzelecek ve kaldığın yerden yine devam edeceksin. Bu güzel ülkemizi tekrar aydınlığın, çağdaşlığın, laik cumhuriyetin ve hukuk devletinin hakim olduğu demokratik ortama beraberce kavuşturacağız.
Sayın Tuncay Özkan’’a da selam ve sevgiler. SABIR, SABIR’…