Bu ne menem bir açılımsa hükümet önce adını ’“Kürt Açılımı’”, sonra ’“Demokratik Açılım’” şimdi de ’“Milli Birlik Açılımı’” koydu. Daha sonra adı ne olur, hep beraber göreceğiz.’¶
Türkiye’’nin en önemli probleminin, Başbakanın ayaküstü yaptığı ve kendisini de yalanlayan konuşmalarıyla ne hale geldiğini, nasıl daha da karmaşık ve içinden çıkılamaz duruma düştüğünü üzülerek izliyoruz. Üstelik kimse demokratikleşmeye, daha çok özgürlüğe, kişi hak ve hürriyetlerinin çağdaş demokrasilerdeki düzeye getirilmesine karşı değil. Neden olsun ki?Ülkemizin bir bölgesine, dolayısıyla tümüne huzur gelmesine aklı başında kim karşı çıkabilir ki?
Karşı çıkılan husus; Kullanılan yöntem ve muhatap alınan kişi ve kuruluşlardı. Düşünebiliyor musunuz, bir bakan size geliyor ve diyor ki; Arkadaş ben açılım yapıyorum sen ne düşünüyorsan söyle. Bakan bey, açılımı yapan sensin, ne planladın, kimleri muhatap alacaksın, önce bunları anlat, Bakan’’dan tık yok. PKK’’ya terör örgütü demedikçe ’“GÖRÜŞMEM’” dediğin adamlarla görüşüyorsun. Sonra da ben Başbakan’’lık şapkamı çıkardım öyle görüştüm diyorsun. Neyini çıkarırsan çıkar, adamlar katiller sürüsü PKK’’ya gerilla, kurtuluş savaşçısı diyor, sen görüşüyorsun.
Yöntem de, muhatap da yanlış. Yöntem; Önce Devletin tüm kurumları ile mutabık kalacaksın, sonra tüm siyasi partileriyle uzlaşacaksın, muhatap olarak ta sadece ve sadece MİLLETİ alacaksın.
Endişelerimizde ne kadar haklı olduğumuz, geçen gün basına yansıyan Milli İstihbarat Teşkilatı’’nın uyarısı ile bir kez daha ortaya çıktı. Sonunu düşünmeden ve ciddi Devlet adamlarının yapmayacağı türden yapılan konuşmalar, adamları ’“serhildan’” yani sivil itaatsızlık- ayaklanma konumuna getirdi. İnşallah sağduyu hakim olur da daha fazla acılar yaşamayız.
Güneydoğudaki bazı gerçeklere birlikte bakalım’…
Güneydoğu Anadolu bölgemizin büyük bir kısmında nasıl oy kullanıldığını, o bölgeyi çok fazla gezmiş, incelemiş çok güzel dostluklar kurmuş biri olarak size anlatmak isterim.
Oy kullanma gününden birkaç gün önce PKK’’nın adamları köye gelir, muhtarı çağırır sorar; Kaç seçmen var?Cevap; 300. PKK’’lı ’“300 oy PKK’’nın desteklediği adaya veya partiye çıkmazsa seçimden sonra seni çocuklarınla infaz ederiz’”.
İşte demokratik! açılımın yapıldığı yerdeki demokrasi anlayışı. Üstüne üstlük Ağa’’ların, Şeyh’’lerin baskısı, alın size Demokrasicilik oyunu! Bu oyunun sona ermesi için terörün bitmesi olmazsa olmaz şartıdır.
Terör devam ettiği sürece, bu bölgedeki vatandaşlarımızın PKK terör örgütü tarafından siyasi olarak istismarı devam edecektir.
Bölgede sığınma evlerine gelen kadınların çoğunun nüfus kağıdı yok. Kadının yaşadığı belli değil ki öldüğü belli olsun. Burada kadın köle gibidir. Hiçbir konuda söz hakkı yoktur.
Siz her biri ağa, şeyh, aşiret reisi olan DTP milletvekillerinden kadın hakları ile ilgili bir çözüm önerisi duydunuz mu?Duyamazsınız. Çünkü onlar için kadın, doğduğu andan itibaren çalışan, doğuran, üstüne kuma geldiği an dahi sesini çıkarmayan, dayak yediğinde bile susan bir robottur.
İşte size nüfusun yarısını köle olarak kullanan DTP’’li toprak ağalarının demokrasi anlayışı! Böyle demokrasi anlayışı olmaz olsun.
Güneydoğu’’daki sorunların en büyüklerinden biri de ağa ve aşiret reisi konumundaki büyük toprak sahibi olan kan emicilerdir. Bunlar milyonlarca yoksulun, garibanın emeklerini sömürmekte, ezmekte, garibanların çocuklarını da PKK’’ya militan olarak yollamaktadırlar. Devlet ihalelerinin tamamını bunlar alır. Hepsi İstanbul, Ankara’’da yaşarlar. Hem PKK’’ya haraç verirler, hem de Devletten yana görünürler.
Siz hiç AKP’’nin açılımında bu sorunun çözümünden bahsedildiğini duydunuz mu?Duyamazsınız. Böyle açılım olmaz olsun.
Güneydoğu’’da etkisini devam ettiren güçler şunlardır:
Aşiret Reisleri. Bunlar aynı zamanda toprak ağasıdırlar. Bunlara en uygun örnek, sözüm ona demokrat Ahmet Türk’’tür. İkincisi şeyhler ve tarikatlardır. Fethullah Gülen tarikatı, hükümet desteğiyle ilçe bazında örgütlenmesini tamamlamış durumdadır.
Üçüncüsü bunların yurt dışı ve yabancı istihbarat örgütleri destekli, silahlı gücü PKK’’dır.
Dördüncüsü ise geleneksel Türk düşmanlarını tatmin etmek ve demokrasinin nimetlerinden yararlanarak, Türkiye’’yi bölmek için görevli DTP’’dir.
Bugün açılım adı altında bize yutturulmaya çalışılan olaylar ve konular bu egemen güçlerin iktidarının devamı için tezgahlanan planlardır. AKP içindeki çok sayıdaki Kürt kökenli milletvekili de bu oyunun ücretsiz fakat gönüllü figüranlarıdır.
İçinizi karartmak, sizleri üzmek benim asla tercihim olamaz. Fakat bu coğrafyada gerçekler bu. Tüm semavi dinlerin indiği bu topraklar, her türlü yeraltı ve yer üstü zenginliklerin bahşedildiği yerler, insanoğlu’’na her tabii afette yaşam vermiş bu toprak parçasını yönetmek zordur. Dünyamızın bu önemli bölgesini yönetebilmek için iki silahı çok iyi bilip, kullanmak gerekir. TARİH ve İNSAN.
Bunları tanıyanı ve bilene görev verirsen rahat edersin.
Yok, denetim elemanı korkusuyla susarsan, susmayı bırak yanlışı ve cehaleti alkışlarsan, hele ömründe 3. lig’’de futbol oynamaktan başka bir meziyeti olmayan belediye zengini birini ülkenin başına getirirsen, başın çok ama çok ağrır.
Ben bunları söylemeye, anlatmaya mecburum. Elimden şimdilik bu geliyor.
Ne demiş atalarımız; ’“Göbek adım HIDIR, elimden gelen budur.’”