Belediye başkanlığı bir hayli zor olsa gerek... Çevrelerinde memnun edilmesi gereken o kadar çok insan var ki… Hangi birine yetişeceklerini inanın onlarda bilemiyor. Halkı memnun etmek zor olacağından belli başlı kimseleri memnun ederek maçı götürme telaşındalar ama başarılı olurlar mı bilinmez? Ben kimi belediye başkanını içini yemiş karpuza benzetirim. Dışı parlak ve gösterişli ama içi çürük ve pis kokan bir kapuz gibidirler. Laci takım elbise giyer, siyah Ray-Ban gözlük takar ve son model siyah makam araçlarına binerler. İddia ediyorum; bizim herhangi bir belde belediye başkanımızda olan konfor, lüks ve ihtişam Japon İmparatoru Akihito'da bile yoktur. Bizim belediye başkanlarının yedikleri önünde yemedikleri arkasındadır. Sözleri ile mest ederler. Bir anda aşık bile olabilirsiniz. O kadar çok güzel şey anlatırlar ki; keşke anlattıkları her şeyi uygulaya da bilseler!
Hedef kitleleri; genç, kadın ve yaşlılardır. Onları sırtlarında taşımaya, baş tacı yapmaya hazır ve nazırlardır. 'Gençler için şu kadar sosyal alan oluşturduk bu kadar sosyal alan oluşturuyoruz' sözleri dolgun ve bir o kadar lezzetli bir anlam içerse de ne yazık ki tam manasıyla gerçek değildir. Kadın sığınma evi açarlar ama bayramdan bayrama uğrarlar. Hatta kadın sığınma evi demişken şahit olduğum bir konuyu da yazmadan geçemeyeceğim. Adı lazım değil bir kadının sığınma evinde barınan bir kadının çocuğu için alması gereken mama ve bez ihtiyaçları için sağa sola dilendiğini duyunca çok üzüldüm. Hemen ilgili kurumun Sosyal İşler Müdürü'nü aradım. Cevap, olayı doğruluyor ama devamında gelen cümlelerle de bu ayıp için mazeret üretiliyordu. Söz konusu kadın sığınma evi için hazırlanan yönetmelik onaylanmadığı için ödeme yapamıyorlarmış. Artık yönetmelik onaylanmış ve bundan sonra yapabileceklermiş. 'Mış, miş, muş' yani… O harfiyen uydukları kanunları nedense ihalelerde tanımazlar. Çocuk bezi ile mamayı kanun bize hak tanımıyor diye almayan o belediye değeri yüz binlerle ifade edilen ihaleleri nasılsa 'doğrudan temin' ile hallediverir. Siz buna ister vicdansızlık deyin ister ahlaksızlık ama ben buna düpedüz 'şerefsizlik' derim. Usulsüz olarak doğrudan temin yöntemi ile iş çevirenler bir gün 'doğrudan hapse' girerler ve hesap görülür ama vicdanların ve aklın almadığı işlere imza atanların mağdur ettiği zavallı insanların hesabı ödenemeyecek kadar ağırdır.
Sosyal belediyecilik vaatleri ile makam sahibi olan ve sonra da a-sosyal bir duruş sergileyen başkanların önümüzdeki yerel seçimlerde başarılı olup olmayacaklarını zaman gösterecek. Ben büyük bir sabır ve olgunlukla o zamanı bekliyorum. Doğru bildiğimi yazmaktan ve gücüm yettiğince hesap sormaktan geri durmayacağım. Benimkisi bir inat değil yaşam biçimi…
Yazımı, insana hizmeti kendine ilke edinmiş ve halkın parasını pervasızca değil büyük bir özenle harcayan, laf değil iş üreten, taş üstüne taş koyan, reklam için değil millet için çalışan eli öpülesi başkanlar önünde saygıyla eğilerek bitiriyorum. Sayınız çok az da olsa iyi ki varsınız! Onlar nerde mi? İşte onları büyük yapan da bu! Bazıları mantar gibi ekranda biter ama onları göremezsiniz.
* * * *
Çok uzun bir not : Geçtiğimiz günlerde Ödemiş Mutahhar Şerif Başoğlu Huzurevi için değişmesi gereken 20 yıllık ahşap kapı ve pencere doğramaları için basınla bir haber paylaştım. Bu konuyu uzun süredir gündemde tutarak Ödemiş Belediye Başkanı tarafından bir adım atılmasını beklerken ve bizzat kendisi tarafından 'Bakıyorum, baktırıyorum' şeklinde oyalanırken başkanın huzurevi ziyaretinde; 'Ya burası soğuk mu oluyor? Birkaç kişi buraya takmış' şeklinde sorusunu duyunca inanılmaz bir şekilde sinirlendim. Orada yaşayan yaşlılardan; 'Evet üşüyoruz. Doğramalar içeriye su alıyor' cevabını alan ve adı başkan olan kişinin bilmesini isterim ki; ben kendi evimin değil huzurevinin doğramaları değişsin istiyorum. Ayrıca huzurevinde bir değil, iki değil, üç değil yedi göbek öteden bir akrabamı bile bulamazsınız. 'İş inada bindi' söyleminizi duymamış değilim. Siz inada bindirmiş olabilirsiniz ama ben büyük bir inançla o işe giriştim. O doğramalar ya değişecek, ya değişecek!
Sayın başkan Huzurevi kapı ve pencere doğramalarını 2012 yılı Faaliyet Programına almış ve söylediğine göre de bu işler planlı programlı şekilde işlermiş. Bir de zat-ı halleri kadın sığınma evi, engelli kahve ve yaşlı barınma evi gibi projeleri varken huzurevindeki doğramalara takılmamı anlamlı bulmuşlar. O saydığı projeler için yaptığım teşekkür meclis kayıtlarında vardır. Fakat bu projeleriniz huzurevindeki rahatsızlığı dillendirmeme mani olmamalıdır. Sizde artık bence yaptıklarınızla değil yapamadıklarınızla biraz ilgilenseniz daha iyi edersiniz. Görünen o ki; yeni belediye hizmet binası için alelacele karar aldıran zihniyet için huzurevinde üşüyen 3-5 yaşlının kıymet-i harbiyesi yok! Şimdi ben sizlere soruyorum; '50 trilyona yakın bütçesi olan bir belediyenin taş çatlasa 15 bin lira tutan huzurevinde ki 20 yıllık doğramaları değiştirmesi için 2012 yılı Faaliyet Programı'nı beklemesi caiz midir, değil midir?'
Bu haberle ilgili birçok duyarlı vatandaş tarafından aranmak beni mutlu etti. Hatta önümüzdeki hafta adı geçen huzurevinin Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından denetlenecek olması ise keyfimi kat be kat arttırdı. Kurumu denetleyecek olan sosyal hizmetler yetkilileri huzurevinde eğer kusur ve noksan bulurlarsa (ki eminim bulacaklar) Valilik aracılığı ile Ödemiş Belediyesi'nden tespit edilen eksiklerin giderilmesini isteyecekler. Şayet bu durumda bile eksikliklerin telafisi yoluna gidilmezse geriye ihmal ve kusuru bulunan kişiler hakkında suç duyurusunda bulunmaktan başka çare kalmıyor.