Dilek ÇELİKTEN/EGEDESONSÖZ- Türkiye’de insan papilloma virüsüne (HPV) karşı koruma sağlayan aşıya erişim, artan fiyatlar nedeniyle her geçen gün zorlaşıyor. Beş yıl önce yüzlerce lira seviyesinde olan aşı ücretleri bugün binlerce liraya ulaşırken, ücretsiz olacağına dair verilen sözlerin henüz hayata geçirilmemesi kamuoyunda tartışma yaratıyor.
5 yıl önce arkadaşlarıyla ‘HPV aşısı ücretsiz olsun’ çağrısında bulunan ve vatandaşlara ücretsiz aşılama yapan HPV aşısı aktivisti ve Eczacı Cem Kılınç, Egedesosöz’e açıklamalarda bulundu.
AŞI FİYATI 10’A KATLANDI
Kılınç açıklamasında “Biz mücadelemize başladığımızda HPV aşıları 695 liraydı. Arkadaşlarımla birlikte yetkilileri utandırmak ve kamuoyu oluşturmak için ücretsiz aşılamalar yaptık. Biz çalışmamızı yaparken Türkiye'de HPV bilinmiyordu ve kamuoyunda yanlış bilgiler vardı. Ve daha çok da kadın üzerinde toplumsal basınç kurularak konu ele alınıyordu. ‘Ben kızıma güveniyorum’, ‘18 yaşında kendisi yaptırır’ diyenler oldu. 5 yıl önce başlattığımız çalışmayla uzun süre gündemde tutarak bir alan temizliği yapmıştık. Sosyal Güvenlik Kurumu'na Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği ile birlikte davalar açtık ve kazandık. Gerekçeli kararda, ‘aşının hayati önemi haiz olduğu, tıbben gerekliliği, anayasada güvence altına alınan sağlık hakkı ve yaşam hakkı gereği’ bu aşıları yapanların ödediği ücretlerinin geri iade edilmesi kararı verildi. Sağlık Bakanlığı da aşının faydalı olduğunu ve hatta yerli aşı için çalışma yapacaklarını açıklamıştı. Şu anda da bu sözler veriliyor ama tutulmuyor. Sözler tutulmadığı için aşıların fiyatı 10 katına çıktı” değerlendirmesini yaptı.
3 DOZ AŞI 16 BİN 500
HPV aşısının 2006 yılında çıktığını ve 20 yıldır Türkiye’de ücretsiz olmadığını dile getiren Kılınç, “Hem eski Sağlık Bakanı hem şimdiki Sağlık Bakanı aşıların ücretsiz olacağına dair birkaç kere söz verdiler. Hatta şimdiki Sağlık Bakanı yaptığı bir açıklamada, HPV aşısının 2025 yılının sonunda 13 yaşının üstündeki yurttaşlara ücretsiz olarak uygulanacağını müjde olarak açıkladı. 2026’nın ilk çeyreğini geçtik. Hâlâ ücretsiz değil. Böyle bir uygulama başlamadı. Ülkemizde vatandaşlar HPV aşına ulaşamıyorlar. 1 Nisan itibariyle ilaçlara ve aşılara zam geldi. Şu an tek doz aşı 5 bin 500 lira gibi bir rakam. 3 doz uygulandığında 16 bin 500 lira eder. Asgari ücretin 28 bin lira olduğu bir yerde insanlar bir aşıyla kendini kanserden korumak için bu parayı veremiyorlar. Sadece maddi durumu iyi olanlar ulaşabiliyor. Ama toplumda herkesin maddi durumu iyi değil. Yaptıranlar var ama azınlıktalar. Kanserin ilacı bulundu diye sansasyonel haberler sürekli çıkıyor ama 20 yıldır olmayan engelleyen aşısı var” dedi.
SAĞLIK POLİTİKALARI NEDENİYLE ŞU ANKİ KADIN CİNAYETİ SAYISININ 3-4 KATI CAN KAYBI YAŞANIYOR
HPV aşısı Türkiye’de sadece bir firmanın sattığını vurgulayan Kılınç, “Şu an bu aşıyı Türkiye'de sadece Amerikan ilaç tekeli satıyor. Ama Çin ve Hindistan'da da bulundu. Aşının tekeli pozisyonundaki firmanın da açıkçası bundan istifade ettiğini düşünüyoruz. Fahiş fiyatlara aşı satıyor ve Ulusal Aşı Takvimine alınması için herhangi bir çabası yok. Aşılara sürekli zam geliyor ve birileri bundan para kazanıyor. Biz sağlık hakkı mücadelesi veriyorken bir yanda birileri de para kazanıyor. Biz devletin HPV aşısı üretebileceğini biliyoruz. Bunu devletin kendi yapıp hem daha da ucuza mal edebileceğini düşünüyoruz açıkçası. Halk sağlığı böylece korunabilir ve bunun üstünden başka bir firma para kazanmamış olur. Yani ilaç tekeli ile sağlık bürokratlarının basiretsizliği arasına sıkışmış her yıl 1250 kadının yaşamını yitirdiği bir rahatsızlıktan bahsediyoruz. Sağlık politikaları nedeniyle şu anki kadın cinayeti sayısının 3-4 katı can kaybı yaşanıyor” dedi.
BELEDİYELERİN ÇALIŞMASI BELLİ BİR AŞAMADAN SONRA PR ÇALIŞMASINA DÖNÜŞÜYOR
Belediyelerin aşılamalarının sınırlı olduğunu söyleyen Kılınç, “Bu işi ilk olarak “aşı bursu dayanışması” diyerek biz başlatmıştık. Hatta oldukça güçlü bir şekilde gündem olmuştu. Sonrasında sanırım bu ilginin karşılığı görüldü ve benzer çalışmalar farklı sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte belediyeler tarafından da yapılmaya başlandı. Ancak açıkçası bir noktadan sonra, eğer aşıların ücretsiz olması talep edilmiyor ve bunun için bir çaba gösterilmiyorsa, bu çalışmalar bir yerden sonra PR faaliyetine dönüşüyor. Çünkü yapılan aşılama sayıları oldukça sınırlı. Biz de aşılamaya başladığımızda, elimizden geldiği kadar belirli sayıda kişiyi aşılayabileceğimizi söyledik. Ama unutulmaması gereken şu ki, bu Sağlık Bakanlığı’nın görevi. Bizim esas amacımız da aşının ulusal aşı takvimine alınmasıydı. Yani bizim yapmaya çalıştığımız şey, askıda aşı gibi bir uygulama değildi. Şu an belediyeler de benzer şekilde sınırlı sayıda kişiyi aşılıyor. Kimi yerlerde 100 kişi, kimi büyük belediyelerde 1000 kişi aşılanıyor ve bu durum gündem oluyor. Ancak bununla sınırlı kalıyor. Bir de şu durum ortaya çıkıyor: “Belediyeler zaten yapıyor” algısı oluşuyor. Bu da yanıltıcı bir durum. Belediyeler, kendi şehirlerinde sosyal yardım alanlar arasından başvuran belirli bir grubu aşılıyor ve bu sayılar oldukça düşük kalıyor. Örneğin İzmir gibi büyük bir şehirde 300-500 kişinin aşılanması, elbette o kişiler için önemli ama toplum sağlığını korumak açısından yeterli değil. Toplumun genelinin aşılanması, özellikle çocukluk çağından itibaren yaygın bir bağışıklama programı yürütülmesi ise Sağlık Bakanlığı’nın sorumluluğunda. Ancak belediyelerin bu çalışmaları öne çıktıkça, ‘bu iş zaten çözülüyor’ gibi bir algı oluşuyor. Bizim başından beri vurguladığımız nokta ise tam olarak buydu. Ondan sonra konu, HPV’nin Sağlık Bakanlığı’nın görevi olduğu üzerinden konuşulurken, Türkiye’de belediyelerin halka destek verip alkış topladığı bir şeye dönüştü. Ama işin diğer kısmı geri planda kaldı. Biz de bir noktada gündemden düşmüş olduk; bu durum açıkçası bize de zarar verdi. Çünkü konunun konuşulma biçimi değişti. Bu nedenle sürekli olarak Sağlık Bakanlığı’nın sorumluluğunun hatırlatılması ve aşının bir an önce ulusal aşı takvimine alınması gerektiğini vurguluyoruz” açıklamasını yaptı.