12 Haziran'ın ardından...

Abone Ol
AK Parti % 50'lik oy oranıyla Cumhuriyet Tarihimizdeki kendine özgü başarısını perçinledi. CHP % 30'larda beklediği oy oranının % 26'larda kalmasıyla hayal kırıklığı yaşadı. MHP % 1'lik oy oranı düşüşüyle oyunu düşüren muhalefet partisi oldu.

Seçimlerden sonra Ak Parti Genel Başkanı ve Sayın Başbakan bir önceki dönemde seçim sonuçları açıklanırken yaptığı balkon konuşmasını, bu seçimlerde de sürdürdü. Yaptığı balkon konuşması birlik beraberlik mesajları vermesi yönünden, herkesin altına imza atacağı bir konuşmaydı.

Bana göre Sayın Başbakanın konuşmasına karşılık muhalefet partilerinin de sivil toplum kuruluşlarının da bu günden itibaren yeni bir sayfa açmalı. Demeli ki ' Ey Başbakan bu günü milat kabul ediyoruz. Geçmişi siliyoruz. Sizde bu günden itibaren toplumun her bir bireyine, her kurum ve kuruluşuna eşit mesafede olabilecek misiniz? Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak herkesi kucaklayacaksanız bizde varız demeli.'

Sayın Başbakanın samimiyetini görmek açısından muhalefet partilerinin, sivil toplum kuruluşlarının, diğer kurum ve kuruluşların bu tür açıklama yapmasında yarar olduğunu düşünüyorum.
Belki o zaman bir önceki balkon konuşması ardından, referandum sürecinde TÜSİAD'ı kastederek ' taraf olmayan bertaraf olur' cümlesini bir daha duymayız. Bir Başbakan tarafından iş adamlarına yapılan açık tehdit idi.

Ak Parti Hükümetinin sivil toplum kuruluşları arasında yaptığı ayrımı görmeyen var mı? Siyaseten kendine yakın olan kurum ve kuruluşlara verilen destekler ortada.
Sayın Başbakanımız balkondan söz verdi. Biz inandık temiz bir sayfa açtık. Bekleyip göreceğiz.
Her ne kadar MHP meclise girdiyse de, Ak Parti tek başına ana yasayı değiştirecek güce ulaşamadıysa da, tek başına iktidar. Bazı anketlerin MHP'yi barajın altında göstermeye çalışsalar da MHP % 13'lük oy ve 54 milletvekiliyle TBMM'de.

Seçim çalışmaları esnasında MHP'nin meclise girememesi için gösterilen gayreti ve çabayı bu millet elbette unutmaz. MHP'nin meclise girmemesi adına her yolun mubah sayıldığı bir seçim dönemi daha yaşanmamıştır. Her şeyin bir usulü adabı olmalıydı. Seçimlerde tek hedef MHP idi hedefte kısmen başarı olsa da istenilen hedefe ulaşılamadığı ortada.

Elbette bize düşen, milletimizin iradesine saygı duymak. Önümüzdeki dönemdeki en önemli iki konu, yeni Anayasa ve Başkanlık sistemi. Yeni Anayasada Sayın Başbakan toplumun tüm kesimleriyle mutabakat arayacağız dedi. İsabetli olur inşallah sözde kalmaz. Başkanlık Sisteminin altında yatan gerçeklerden bir tanesi de ülkenin federasyonlara bölünmesi. Ülkenin birliğine bütünlüğüne zarar verecek girişimlerde bulunulmaması.

Dünya basını MHP'nin barajı geçmesini flaş haber olarak geçmiş. Neden? Çünkü MHP'nin barajın altında kalmasını en çok isteyen batıydı. TBMM' inde direnç noktası istemeyen batı isteklerini daha rahat işleme koyabilecekti.

Seçimlerden sonra korkumuz, endişemiz terörün ve terör sözcülerinin milletin sabrını zorlamaları idi. Ve bu günlerde endişelerimizi bir bir yaşıyoruz. 12 Hazirandan bu yana şehit sayımız 25, neredeyse her güne bir şehit. Yüreğimiz yanıyor. Bağımsız olarak meclise giren, daha doğrusu giremeyen sözde milletvekilleri ise, milletin gözünün içine baka baka özerklik ilan ederek kendilerine Diyarbakır da meclis oluşturma çabasında.

Artık bu konu sadece siyasi partilerin konusu değil. Zaman birlik olma zamanı. Siyasi partileriyle, askeriyle, polisiyle, kurum ve kuruluşlarımızla tek vücut olma zamanı…