12 Eylül’le hesaplaşan AKP, YÖK’ü niye gömmüyor?

Abone Ol
12 Eylül'ün, o meş'um/karanlık ve kanlı günün yıldönümü bugün.
Üzerinden 31 yıl geçmesine rağmen, üzerinden 'tank' geçmiş bir neslin ferdi olarak…
İşkence tezgahlarından ve cezaevlerinden şans eseri sıyrılıp cezasını (!) sadece 'sürgüne uğrama'yla çekmiş ama arkadaşlarının/binlerce insan evladının başına gelenleri izlemek ve hiçbir şey yapamamanın ağır yükünü yıllarca kalbinde taşımış biri olarak…
Ne yaşananları unutmam mümkün, ne de onca acıyı/ölümü yaşatanları.
Karşı devrimin yıkıcı şiddetine bir şekilde maruz kalmış insanların da 12 Eylül'ü unutmadığını ve affetmediğini düşünsem de…
En büyük zararı fiziki zulme uğrayanların ve onların yakınlarının gördüklerine şahit olsam da…
Sonuçları ancak ilerleyen yıllarda anlaşılmış başka bir zarardan, 12 Eylül cuntasının 'anarşi'den sorumluğu tuttuğu kurumlar arasında olan, dolayısıyla faşizmin özel hedefi yapılmış, her birine özel dikilmiş 'üniforma' giydirilmiş üniversitelerden söz etmek istiyorum bugün.
Asla kalıplaştırılmaması, merkezileştirilmemesi gereken bu kurumların 'resmi ideoloji'nin tepindiği yerler haline getirilmesinin YÖK'le gerçekleştirildiğini,
Ezberleri bozması, soruşturan/araştıran/fikirlere derinlik kazandıran kurumlar olması gereken üniversitelerin birer 'yüksek lise' kıvamına dönüştürülüşünün YÖK aracılığıyla yapıldığını biliyorsunuz…
Resmi ideolojiyi sorgulamayan, duyarsız ve bireyci bir kuşak yetiştirmeyi hedefleyen 12 Eylül'ün mimarlarının değirmenine, 'demokratikleşme' aşamasında irili ufaklı bütün partiler de su taşıyınca, hiçbiri 'üniversite reformu' konusunda ciddi adım atmayıp YÖK'ü yok etmeyince…
Bireyciliğin, bencilliğin, rekabetin karışımı bir kuşağın ortaya çıkması da kaçınılmaz oldu elbet.
Toplumsal düşünen kuşak gitti, yerine kısa yıldan zengin/ünlü/görünür olmak için yanıp tutuşan, bu uğurda yapmayacağı atraksiyon olmayan bir kuşak ortaya çıktı.
Siz adına ister 'kayıp' deyin, ister 'yitik…'
Onlar, 12 Eylül'ün mahsulleri…
Ve o düşünce, 'sivillerin hala bir şey yapmamaları' sebebiyle, hala mahsul vermeye devam ediyor maalesef.
İktidara gelen hiçbir partinin atmadığı adımı, iktidara gelmeden önce 'YÖK'ü kaldıracağını vaat eden' AKP de atmadı bildiğiniz gibi.
Referandumda 12 Eylül'le hesaplaşacağını, cuntacıların yargılanmasının önünü açacağını, daha fazla demokrasiyi vaat ederken;12 Eylül ürünü YÖK'e 'dokundurma' bile yapmadı; kıyafet yasaklarını dahi yıllar sonra 'arkadan dolanarak' kaldırdı.
'AKP'nin amacı kendi siyasal çıkarları değil de daha demokratik bir ülkeyse, YÖK gibi anti demokratik bir kurumun mevcudiyetini hala nasıl korur/ kollar' diyenlerin eleştirileri, 'sağır duvarlara' çarptı.
Tıpkı 12 Eylül'ün mimarları gibi, AKP de üniversiteleri kendi denetiminde tutmayı ve kendi siyasal çıkarları doğrultusunda yönlendirmeyi, 'demokratikleşmeye' tercih etti!
Bugün hem eğitimciler, hem de öğrenciler açısından demokratik bir üniversite ortada yoksa,
Üniversiteler, bugün bilimsel araştırmalarını 'korkmadan' yapamıyor; seslerini korkmadan yükseltemiyorsa,
Mevcut yasalarla siyaset yapmaları hala yasaksa,
12 Eylül'ün kalıntısı YÖK hala lağvedilmediyse,
AKP'nin 'ne kadar demokratik olduğunu' durup bir kez daha düşünmeliyiz.
Her kurumla dişe diş savaşan, askeri kımıldamaz hale getiren AKP'nin, askerin yarattığı YÖK'le niçin hesaplaşmadığını, üniversitelerde özgür ve demokratik bir ortamın yaratılması yolunda hadi kılını kıpırdatmıyor demeyelim ama niçin karınca adımları attığını sormalıyız. Tam da bugün, 12 Eylül'ün yıldönümünde '12 Eylül'le hesaplaşmak sadece askerle mi hesaplaşmaktır' diye bir daha sormalıyız.
Siyasette 'tutarlılık' arıyorsanız; derdiniz gerçekten de 'düşünen/sorgulayan/özgür' insanlar ülkesinde yaşamaksa elbet… Mutlaka sormalıyız…