Balyoz soruşturmasında haklarında yakalama kararı çıkarılan muvazzaf beş generalle ve bir albay tutuklandı. Yanılmıyorsam son tutuklamalarla tutuklu sayısı 200'ü buldu. Tüm bu insanlar ne ile suçlanıyor? Hükümeti yıkmaya teşebbüsten. Yani darbe planlamaktan…
Darbeye teşebbüs etmekten cezaevinde yatanlar eğer başarılı olsalardı, cezaevlerinde yatmak yerine birer kahraman ilan edileceklerdi. Heykelleri dikilecek, isimleri okullara parklara verilecekti. Kullanımlarında zırhlı, konforlu araçlar, yanlarında yetenekli korumalar olacaktı. Onlarca insan hizmetlerini görmek için seferber edilecek, yüklü maaşlar alacaklardı. Her kapıyı açacak sonsuz itibara sahip olacaklarını söylemeye dahi gerek yok.
Nereden mi biliyorum tüm bunları? Darbeci ve işkenceci Kenan Evren ve arkadaşlarının yaşantılarından!
Belki de bundan dolayı, Balyoz darbe planı çerçevesinde ki tutuklamaları okudukça garip duygulara kapılıyor, çelişki yumağıyla boğuşur buluyorum kendimi. Beynimin ürettiği sorular karşısında acze düşüyorum.
Öyle ya… Dün hükümeti yıkmak 'saygınlık' anlamına gelirken, bugün nasıl oluyor da 'hükümeti yıkmaya teşebbüs' dahi tutuklanma nedeni oluyor? Ne zamandır darbeye teşebbüs etmek, darbe yapmaktan daha büyük bir suç?
12 Eylül cuntasının lideri ve arkadaşlarının bırakın yargı önüne çıkartılmalarını, prestijleri hala yüksekten uçuyor! Darbeye teşebbüs edenler yargı önünde, darbeciler keyifte! Bu nasıl iştir?
12 Eylül darbesinin sorumlusu Kenan Evren'in, darbeye dayanak olarak gösterdiği İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesi hala dimdik ayakta duruyor. Anılan madde Evren ve arkadaşları için 'dokunulmazlık, saygınlık' anlamına gelirken, günümüz paşaları için neden aynı anlamı taşımıyor? Aynı 'gerekçeden' yola çıkan biri konforlu misafirhaneye varırken, diğeri nasıl oluyor da hapishaneye varıyor?
12 Eylül darbecileri keyif sürerken, darbe teşebbüsü içinde olanların 'cefa' çekiyor olması öylesine çelişkili ki…
Çelişkilerin giderilmesinin ise bir tek yolu var; 12 Eylül darbesinden ve darbecilerinden hesap sorulması… Bugünkü darbe soruşturmalarının anlam kazanmasının yolu da aynı yerden geçiyor. 12 Eylül darbesi ve darbecilerini yargı önüne çıkartmadan, darbelerin insanlık suçu olduğunu nasıl anlatılacak? Günümüz gençleri darbeleri; zindanlar, işkenceler, gözaltında kayıplar, yargısız infazlar, idamlar, sürgünler, insanlığın aşağılanması ve ayaklar altına alınması yerine, Break dansın bir figürü olarak anlarsa halimiz ne olacak?
Bütün bunlar anlaşılmadan, balyoz davaları anlaşılabilir mi?
'Dün dündür, bugün bu gündür' diyerek dünü unutmak, geçmişle yüzleşmemek ülkeyi tekrar darbe ortamlarına getirdi. Darbecilerin sanık sandalyesine oturmadıkları her gün yeni darbecilere 'umut' oldu.
12 Eylül darbecileri baş tacı edilmemiş olsalardı, bugünkü darbeciler bu denli yürekli olabilirler miydi? Dünkü darbeciler yargı önünde hesap vermiş olsalardı, muhtemelen bugün darbe planları ve davalarını konuşmuyor olacaktık. Darbecisini yargı önüne çıkartarak geçmişiyle yüzleşmeyen ülkenin, geleceğinde 'Ergenekon' soruşturmaları, Balyoz darbe planları olmasından doğal ne olabilir ki?