1 Mart’tan (2003) 1 Mart’a (2026) Bir tezkere hikayesi…

Abone Ol

1 Mart 2026 günü sabahın ilk saatlerinde Ankara Cebeci semtindeki tarihî Musiki Muallim Mektebi sessiz ve sakin daha sonra başlayacak programı bekliyordu. Büyük Atatürk her alanda olduğu gibi müzik alanında da yapacağı devrimler için 15 Eylül 1924 günü Musiki Muallim Mektebi’ni açmış ve başına müdür olarak İstiklâl Marşımızın bestecisi Zeki Üngör’ü atamıştı. Nazi zulmünden kaçarak ülkemize gelen dünya ölçeğinde değerli bir mimarEgli de Ankara’nın gözbebeği bu yapıyı inşa etmişti. 6 Mayıs 1936’da Devlet Konservatuvarına dönüştürülen okula, yine dünya ölçeğinde bir sanatçı Carl Ebert getirilmişti. Artık müzik yanında tiyatro ve bale eğitimi de verilecekti. Parasız yatılı bu Cumhuriyet kurumundan yetişen halk çocukları devrimin sanatını yurdun dört bir köşesine götüreceklerdi. 350 kişilik Muhsin Ertuğrul salonunda geçmişten gelen nağmeler yankılanıyor, Carl Ebert ve asistanı Sabahattin Ali’nin, Ulvi Cemal Erkin’in, Adnan Saygun’un, Ulvi Uraz, Ruhi Su, Cahit Irgat’la Müşfik Kenter’in sesleri birbirine karışıyordu. Sonraki yıllarda Mamak Belediyesine devredilen yapının önü öğle saatlerine doğru dolmaya başladı.

Ülkenin dört bir yanından gelen TBMM 22. CHP Dönem Milletvekilleri, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve konukların katılımıyla 1 Mart 2003 günü meclise gelen “Hükümet Tezkeresi” oylamasında alınan ret kararını kutlayacaklardı. 23 yıl önce 3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra tek başına iktidarı oluşturan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Abdullah Gül’ün Başbakanlığında bir hükümet kurmuştu. Bu hükümet, komşu ülke Irak’ı işgal etmek isteyen Amerika Birleşik Devleti’nin (ABD) istemiyle parlamentoya sunduğu tezkerede tam tamına 65 bin kişiden oluşan ABD Ordusunun Anadolu topraklarında yerleşmesini istiyordu. ABD askerleri, İskenderun ve Mersin limanları başta olmak üzere deniz ve çok sayıda hava limanına konuşlanacaktı! Amerikalılar, ağır silahlara ilâveten Doğu Akdeniz’deki gemilerden kalkacak 160 uçak dışında, 255 uçak ve 65 helikopter için de Türk hava sahasını kullanmak istiyorlardı. Tezkerenin kabulü halinde ülkemizin işgal edileceğini söylemek abartı sayılmamalıydı!

3 Kasım 2002 seçimleri ilginç bir parlamento aritmetiği sergilemişti. AKP 363, CHP 178 ve Bağımsızlar 9 Milletvekili çıkarmıştı. AKP tek başına iktidar, CHP de tek başına muhalefet partisiydi. TBMM seçimlerin üstünden sadece dört ay geçmişti. İkiz Kuleler saldırısından sonra Orta Doğu’ya şekil vermek ve Irak’ı işgal etmek isteyen ABD Başkanı Buch, ülkemizin stratejik önemdeki coğrafyasını kullanmak istiyordu. İki hükümet arasında Buch’ın “At pazarlığı” olarak nitelediği görüşmeler yapılıyordu. CHP bu konuda açık bir duruş sergiliyordu. Genel Başkan Deniz Baykal, “Türkiye bu gayri hukukî ve gayri ahlak ahlâkî savaşın karargâhı ve cephesi olmayacaktır!” diyordu. AKP ise parçalı bir görünüm içindeydi. TBMM Başkanı Bülent Arınç, Başbakan Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır, birkaç bakan ve milletvekilleri sunulan tezkereye karşıydı. Kürt kökenli vekillerin çoğunluğu olumsuzdu. Bir Hristiyan ordunun Müslüman bir ülkede kan dökmesine vicdanı elvermeyenler de vardı. ABD askerleri İskenderun’da karaya çıkacak 4. Piyade Tümeni Mardin-Urfa arasından Kuzeye Irak’a girecek ve Bağdat’a ilerleyerek Irak’ı teslim alacaktı!

1 Mart 2003 günü tezkere Meclise sunulduğunda CHP Genel Sekreteri Önder Sav söz almış ve “Amerika’dan korkmuyorsanız Allah’tan korkun” diyerek son derece etkili bir konuşma yapmıştı. Daha sonra ben kürsüye gelerek tezkerenin ulusal ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulamıştım. Kapalı oturumda ise Deniz Baykal, çoğu AKP Milletvekilinin kararını değiştirebilecek bir hitabet sergilemişti. Sonuç ilginçti. Oylamaya 533 üye katılmış, 264 kabul, 250 ret, 19 çekimser oy kullanılmıştı. Anayasa ve İçtüzüğe göre salt çoğunluk olan 267 sayısına ulaşılamadığı için sadece üç oy farkıyla tezkere TBMM’den geçememişti. 99-100 AKP vekilinin de hayır oyu kullandığı anlaşılıyordu. CHP dikkatli bir strateji izleyerek AKP ile çatışma yerine vekillerinin vicdanlarına hitap etmiş ve sonuç almasını bilmişti! Yapılan elektronik oylama ve kapalı oturum tutanakları aradan on yıl geçmesine karşın bir türlü açıklanmıyor. Hayır oyu kullanan AKP’li vekillerin tasfiyesinin ortaya çıkmasından çekinildiği için olacak! Tezkerenin reddi Türk ve ABD ilişkilerini etkilemişti. ABD bakanları bu sonucu unutmayacaklarını yazı ve demeçlerinde yineliyorlardı. Kuzey Irak’taki askerlerimizin başlarına çuval geçirilmesi, FETÖ emrindeki yargı eliyle Ergenekon, Balyoz, Casusluk davalarında seçkin amiral, general, subay ve ast subayların cezalandırılması tezkerenin intikamı olarak niteleniyordu.

TBMM 22. Dönem CHP Gurubu her yılın 1 Mart’ında Anadolu Kulübünde bir araya gelerek sahibi olduğumuz bu zaferi kutluyorduk. Her yıl birkaç arkadaşımız aramızdan ayrılıyor, sayımız azalıyordu. Konuyu kurumsallaştırmak, örneğin belgesel haline getirmek aklıma geldi. Konuyu Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı ve 23/24. Dönemlerde TBMM Başkan Vekili Güldal Mumcu’ya ve o günün CHP Genel Sekreteri Önder Sav’a açtığımda olumlu yanıt verdiler. Ülkemizin yaşayan en önemli belgesel ustası Nebil Özgentürk önerimizi kıvançla karşıladı ve kabul etti.

Belgeselin İstanbul, Ankara, İzmir/Foça ve Bursa’da hazırlanması tam dokuz ay sürdü. Olayı sahiplenen ve her aşamasında etkin olan Güldal Mumcu unutulmayacak katkılar sağladı. Önder Sav ise doğası gereği mükemmeliyetçi tavrı ile gece gündüz demeden uğraş verdi. Zamanını en küçük ayrıntılarına varıncaya kadar bu olaya ayırdı. Özetle Önder Sav projenin olmazsa olmazıydı. Nebil Özgentürk’e gelince… Onun bu konudaki yetenek ve becerisi her türlü tartışmanın üstündedir. Altında imzası bulunan belgeseller bunu kanıtlamıyor mu? Sonuçta CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in de rol almasıyla müthiş güzel ve mükemmel bir “1 Mart 2003” belgeseli ortaya çıktı.

Sıra Mamak Belediye Başkanı Veli Gündüz Şahin’e gelmişti. Başkan bu tarihi yapıyı ve salonlarını tarihe geçecek biçimde gösterime hazırladı. Belediye personelinin saniye aksamayan program akışı emsallerine örnek olacak ölçüdeydi. Yurdun dört bir yanında yaşamını sürdüren 22. Dönem CHP Milletvekillerinin katılımı çok yüksekti. Çoğunun eşleriyle geldikleri salonun görünümü heyecan vericiydi. 1 Mart 2003 için hazırlanan rozetlerle, bir adet gül ve karanfil onlara takdim edildi. Sayın Ertuğrul Yalçınbayır, İYİ Parti Gurup Başkanvekili Turhan Çömez’le İYİ Parti Genel Sekreteri de gelerek oturuma renk kattılar. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Genel Sekreter, Grup Başkanvekili, Merkez Yönetim Kurulu, Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyeleriyle birlikte olaya verdiği önemi kanıtladı. Programdan sonra yaptığı konuşmadagüncel siyasete ilişkin önemle mesajlar verdi. Rastlantıya bakın ki bir gece önce ABD bu kez İran’a hücum etmişti ve füzeler yağdırıyordu. Özgür Özel CHP’nin azınlıkta olmasına karşın sonuç almasını bilen 22. Dönemini güncel çalışmalara örnek gösteriyordu.

CHP ve Türkiye tarihine damga vuran 22. Dönem Milletvekilleri her yıl olduğu gibi o gece Anadolu Kulübünde bir araya geldiler. Onlar TBMM’nin “Gazi Meclis” sıfatını bir kez daha kanıtlayan silah arkadaşlarıydı. 1 Mart 2003 tarihinde kazandıkları zafer, çocuklarına, torunlarına ve gelecek kuşaklara bırakacakları en büyük mirastı!