Başka mesele yok mu?
Fatih YAPAR

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, 31 Mart tarihinde gerçekleşen yerel seçim öncesinde kente dair projelerini açıklamıştı. “Aşkla İzmir” çatısı altında gelecek vizyonunu“cemre” olarak nitelendirmiş, üç kategoride bunları anlatmıştı.

Baharın gelişini simgeleyen cemreye atıfta bulunurken cemreler içindeki onlarca projeyi kamuoyuna ilan etmişti.

Neydi bunlar?

1.Cemre yürüyen projeleri kapsadı. Metro, tramvay, ulaşım, kültür ve sanata dair işler, körfez, yol ve altyapı projeler bu cemre içinde yer aldı.

2. Cemre ise Ödemiş’te düştü. Menderes Havzası’nın ilçe ve mahallelerinden gelen köylüler yerinde, meydanda projeleri dinledi. Hayvancılıktan, tarıma, sütten, ekmeğe kadar birçok temel ihtiyaçta kooperatifleşme ve eşit bölüşmeden söz edildi. Kırsal kalkınma modelinin devam edeceği müjdelendi.

3. Cemre ise tam da Soyer’in, “arka sıradakiler” diye tanımladığı Kadifekale’ye düştü. İzmir’in gecekondu bölgesi, dönüşüme muhtaç, dezavantajlı kesimlerin yaşadığı bölgeden verildi mesaj. İlk olarak başkan geniş alanda çocuklar için halı saha ve yüzme havuzu yapacağını müjdeleyerek başladı anlatmaya. Biraz karma, biraz da öncekilerin de dahil edildiği geniş proje demetinde birçok yeni şey ortaya çıkmıştı.

Ve bugün itibariyle takvim yapraklarına baktığımızda Soyer koltuğa oturalı henüz iki ay oldu. Daha Büyükşehir bürokrasisine yönelik kadro çalışmaları bile sürüyor. Makam aracı yerine bisikleti önemseyen, resmi polis korumaları valiliğe geri gönderen Soyer, ilk meclis toplantısında ulaşıma indirim yapma kararı aldı. Şu an itibariyle İzmirli vatandaşın, dar gelirlinin, işçinin cebinden yol parası yarı yarıya çıkıyor. Çünkü sabah ve akşam trafiğin yoğun saatlerine önlem için belli zaman dilimlerinde daha az ücret ödeniyor. Gece baykuş uygulaması, denizin daha iyi kullanımı, kooperatiflerle birlikte çalışma yöntemlerini geliştiren Soyer, halk süt, halk ekmek gibi uygulamaların da temelleri atıyor.

Ne yazık ki;  İzmirlilere söz veren Soyer’in yapacaklarını takip etmek, sözlerini denetlemek yerine kamuoyunda bir tartışma var. O da İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait konumu ve yüksekliği nedeniyle “Şato” tabir edilen, Konak Varyant’taki, Astsubay Orduevi’nin tepesindeki binanın“başkana” tahsisi meselesi…

1955 yılında Eşrefpaşa ve Hatay semtlerinin gelişmesini sağlayan Varyant yolunun açılmasının ardından bölgede yapılan ilk yapılardan birisi olan Şato, “Milli Mimari” söylemiyle ve 17. yüzyıldaki İstanbul yalılarından esinlenilerek inşa edilmiş. Mimar Rıza Aşkan ve Doğan Tekeli tarafından 1954’de Şark Kahvesi olarak tasarlanan yapı, yol ile park arasındaki eğimli arazide iki katlı olarak düzenlenmiş Yol kotundaki giriş katında iki salonu, alt katta ise açık oturma terasları ile birlikte üç adet oda bulunuyor. Arkeolojik sit alanı içerisinde yer mekan 1969 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin mülkiyetine geçmiş.

Gelelim tadilat ve yeni düzenlemeye!

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Soyer’in eşi Neptün Soyer’i de son günlerde hedef tahtasına koyan isimlerin gündeme getirdiği tahsis işleminin ayrıntılarında ne var?

Resmi işlemlere göre, iki katlı olan binada önceden elektrikli ısıtmalar vardı. Yeni kararla buraya doğalgaz bağlandı. Üst katındaki iki salonda hiçbir değişiklik yapılmadı. Zaten orasının bir bölümü başkanlık makamı bir tarafı da toplantı salonu olarak tasarlanmıştı. Eski Başkan Aziz Kocaoğlu’nun birçok kez koordinasyon toplantısını burada yaptığını hepimiz biliyoruz. Kocaoğlu, bürokrat ve İzmir modeline ilişkin toplantılarını da burada yapıyordu.  Binanın alt katında ise sadece üç adet oda bulunuyor. Odaları, İzmir modeli çalışmalarında aktif görev yapan Prof. Dr. İlhan Tekeli ve Mehmet Ural gibi danışman isimler İzmir’e geldiklerinde konaklamak için kullanıyordu. Düzenlemede tuvalet ve banyosu ise elden geçirilerek, zorunlu boya, badana işlemleri yapıldı.

Öyle abartıldığı gibi binada 26 oda, 5 banyo, 4 tuvalet, sauna-spor ve buhar odaları, hamam, masaj odası, sinema salonu falan yok. Hele ki ‘şaraplık odası’ hiç olmadı!

Konu tartışmaya açıldığından bu yana birçok kişi açıklama yaptı. Meselenin siyasi boyutunu bir kenara bırakacak olursak en kritik tespit Konak-Karabağlar ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde uzun yıllar meclis üyeliği yapmış bir isim olan Uğur Yelekli’den geldi. Yelekli, bir dönem restoran olarak da kullanılan bu tesisin “başkanlık konutu” olduğuna dair 2010 tarihli belgeyi kamuoyuyla paylaştı. Yani orası Aziz Kocaoğlu’nun onayı, dönemin Genel Sekreter Yardımcısı Ali Rıza Gülerman, Emlak Yönetimi Daire Başkanı Selçuk Savcı ve Emlak Şube Müdürü Barış Karcı (şu anda Genel Sekreter Yardımcısı) imzasıyla resmen “konuk evi” değil “başkanlık konut evi” olarak tadilatı yapılmıştı.

İşin garibi, hem Soyer’e hem de eşine “kararından dön” çağrısı yapanların büyük bölümü ne Şato’nun nerde olduğunu biliyor ne de bir kez içinde girmişliği var!

Başkan Soyer, tahsis işleminden sonra, başkanlık konutunu özellikle üst katındaki salonlarıyla birlikte nasıl kullanacağının işaretini verdi. 40 ülkeden genç mucitleri bir araya getiren FIRST LEGO League Open International Turkey’de yarışan genç mucitleri ağırladı.

Soyer’in kararı, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni 15 yıl yöneten Aziz Kocaoğlu’nun tercihleri nedeniyle karşılaştırmalı sorgulanıyor. Çünkü, Kocoğlu ilk zamanlar Bornova’daki evinden son yıllarda ise Urla’daki evinden belediyeye gidip geldi. Soyer ise, farklı bir tercih kullandı.

Tercih diyorum çünkü bu karar aynı zamanda kişisel ve bir ailesel durumdur. Büyükşehir Belediyesi’nin başkanına bu hak verilmiş ve imkan tanınmışsa sorgulanmasının, bu kadar tartışılmasının anlamı yoktur. Nasıl ki kentin valisi, emniyet müdürü, ordu komutanları kamu kaynaklarıyla yapılan tesislerde kalabiliyorsa seçilmiş bir belediye başkanı da kalabilir. Bu durum ilçe belediye başkanları ve kaymakamlar için de geçerlidir. Merhum Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina, Karşıyaka eski Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar (annesi kaldı), Bornova eski Belediye Başkanı CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır (Olgun Atila’nın lojmanları satış kararıyla zabıta müdürüne satıldı), Balçova eski Belediye Başkanı Mehmet Ali Çalkaya, Menderes eski Belediye Başkanı Bülent Soylu (Özdere’de yazlık villa), Bayraklı eski Belediye Başkanı Hasan Karabağ gibi isimler de belediyeye ait tesisleri konut olarak kullandı.

Mesele geneli itibariyle, mezbelelik tesisi kendi döneminde adam edip ayağa kaldıran Aziz Başkan’a sorulsa sanıyorum o da farklı düşünmeyecektir.

Kısacası; kentin birçok sorunu varken, memleketin içinde bulunduğu durum ortadayken koca bir şehri başkanlık konutu üzerinden tartışmalarla yormak gereksizdir!



Sayfa Adresi: http://www.egedesonsoz.com/yazar/baska-mesele-yok-mu/13305