Babamın çırağıyım!
Mehmet KARABEL

Herkes “Babamın çırağıyım!” demez / diyemez…

Belki…

Sirklerde babasından el almış bir ip cambazı…

Belki de…

Antep’teki baklavacının baba mesleğine biat etmiş oğlu…

Olmadı…

Berber babanın okumamış ama zanaatkâr ruha sahip oğlu!

Ötesi?

Yok…

***

O zaman…

Aziz Kocaoğlu, neden giderayak “Babamın çırağıyım!” dedi?

Bunu yaparken…

Kime / kimlere?

Nasıl bir mesaj verdi?

Üstelik…

O’nun koltuğuna oturmaya hazırlanan…

Tunç Soyer ile yan yana olduğu mekânda…

Ve dahi…

O’nun gözlerine bakarak…

***

Şu üç kelimeyi çok sık telaffuz ederiz:

Hayat… Yaşam… Ömür…

Sanırsınız ki, anlamları farklıdır…

Oysa hepsi “içerik” olarak şu kapıya çıkar:

“Doğumdan ölüme değin geçen süre…”

Şair Dinçer Demirel öyle güzel söylemiş ki:

“Ömür, kundakla kefen arasına sıkışmış zamandır…”

Devamı daha güzel:

“Geldiğinde ağlamışsın, gittiğinde ağlatmışsın…
İşte ömür dediğin budur gülüm…”

Yanlış bilinir ama kısmen doğrudur!

Kelebek türlerinin büyük bölümü…

“Sultan Kelebekler” hariç…

Sadece “1 gün” yaşar!

Sabah doğar, ertesi sabah ölür…

Hep beraber hayıflanırız…

“Böyle güzel bir yaratık sadece bir gün mü yaşıyor, ne kadar yazık!” deriz…

Aslında bilemeyiz ki…

Kelebeğin başına gelenler insanlar için de farklı değildir…

Bir kelebek, bir kedi, bir kaplumbağa ya da bir insan fark etmez…

Bu dünyada yaratılan her şey muhteşem bir güzelliğe sahiptir…

Ve 1 gün de olsa…

100 yıl da olsa ömrü, bir gün gelir ve biter…

Geriye ne kalır?

Sadece anılar…

***

Demek ki…

O anıların kıymetini bilmek gerekir…

O da öyle yaptı zaten…

“İzmir’in Büyük Başkanı” unvanının…

Sona ermesine 15 gün kala…

Hayatının “mesajı”nı verirken…

O koltukta 15 yıldır oturduğunu hatırlattı ve dedi ki:

“Küçük yaştan beri siyasetle uğraşıyorum… 60 yıl önce oy pusulası dağıtıyordum Erbaa’daki seçimlerde… Babam yedi yıl CHP’den belediye başkanlığı yaptı… Babamın çırağıyım!”

Neden böyle dedi?

Şundan dedi…

Belediye başkanlığı siyaseten kurtlarla dans gibidir…

Gün gelir, yapayalnız kalabilirsin…

Onurun, yüz akın sana rehber olacaktır…

O makamda öyle bir söz söylersin ki, bütün hayatı anlatır…

Öyle bir hayat yaşarsın ki…

Bütün kelamlar “anlamsız” kalır!

Sonunda demek zorunda kalırsın şunu:

“Doğmak ve ölmek kolaydı…

Zor olan bu koltuğun kendisiydi…”

Hatta ve dahi…

Gün gelir…

“Ey hayat! Kahrını çekiyorum, biraz gülümse!” desen bile…

Para etmez…

***

Zülfü Livaneli’nin…

Söz ve müziğini yaptığı…

Güler Derman’ın seslendirdiği…

Az bilinen bir şarkısı vardır…

Bir yerinde şöyle diyor:

“Bir insan ömrünü neye vermeli?

Harcanıp gidiyor ömür dediğin… 
Yolda kalan da bir, yürüyen de bir… 
Harcanıp gidiyor ömür dediğin…”

***

Bence…

Aziz Kocaoğlu, o şarkıdaki…

“Harcanıp giden ömür” serzenişine…

“Zaman Tüneli”ne girerek şöyle karşılık verdi:

“Belediye başkanlığı sıkıntılı ve meşakkatli bir iştir ama ben belediyeciliğe yeni bir soluk getirdim… Önce kasayı güçlendirdim… Borç sıkıntısını aşmasaydım, faiz sarmalında döner durur ve 15 sene başkanlık yapamazdım… Bugün Büyükşehir’in kredi notu AAA’dır... Yani, Türkiye Hazinesi’nin kredi notundan 15 basamak daha yukarıda… Yatırımları yaptım, itibarımızı arttırdım… İzmir’e kanunen verilmesi gereken bedelin dışında merkezi hükümet’ten bir kör kuruş destek almadım… AAA notunu koruyarak belediye başkanlığını Tunç Soyer’e devredecek olmam benim için önemlidir…”

***

Demek ki…

“Babanın Çırağı” olmak, işte bu…

15 yıl; cumartesi-pazar dâhil günde 16 saat çalışmak!

Başın dik, alnın açık olmak…

Anlayana “saz” misali…

 

***

 

“Büyük Başkan”dan…

Kelebekler Vadisi’ne kanat çırparak…

Bitiriyoruz…

Bir kelebeğin veda ettiğini nasıl anlarsınız?

Kanatlarının üstüne yatmış olduğunu görünce…

O da zaten öyle yapıyor…

“Mart’ın sonu bahar…” sloganları arasında…

“Benden buraya kadar…” diyerek…

Bir kelebek zarafetiyle gidiyor…

Sonsöz: “En başarılı öğrenci, dersi derste dinleyen öğrencidir… / Anonim…”



Sayfa Adresi: http://www.egedesonsoz.com/yazar/babamin-ciragiyim/13047