Akillerden bir akil, akil insanlar heyeti İç Anadolu Bölgesi grubu sözcüsü Cemal Uşşak, 4-5 gün önce çok akil bir öneri attı ortaya: Artık Abdullah Öcalan'a bebek katili denilmesin
Bir yerlerde de 'Şu ana kadar 9 ilde toplantılar yaptıklarını belirten Uşşak, desteğin yüzde 60'lar civarında olduğunu belirtti' diye okudum… İnsan az biraz utanır yahu…
Memlekette kovulmadıkları il kalmadı, özellikle de İç Anadolu'da halkın verdiği tepkiyi gördük izledik televizyonlarda… Hala verilen beyana bakın…
Neyse biz dönelim bebek katili denilmesin olayına…
Buyurun 30 yıllık katliamlardan sadece bir kuple…
20 Ağustos 1987'de Mardin Dargeçit İlçesi'ne bağlı Bahçe Mezrası 'na gelen PKK'lılar Şeyhmus Arık'ın evini bastı… Kalaşnikoflarla katliam yapan PKK'lılar 2'si kadın, 3 çocuğu öldürdü… 4 aylık Hamza kurşunu yediğinde beşikte uyuyordu…
9 Temmuz 1989'de Diyarbakır'ın Hani İlçesi'nin Kırım Köyü'ne baskın düzenleyen PKK'lı teröristler 3 yaşındaki bir kız çocuğunu da öldürdü…
10 Mayıs 1988'de Mardin'in Nusaybin İlçesi'nde 15 vatandaşı öldüren PKK, 6 çocuğa da acımadı… Kız bebeklerden birisi beşiğinde uyurken vahşice katledildi…
24 Aralık 1989'da Hakkari'nin İkiyaka Köyü'ne baskın düzenleyen teröristler en kanlı çocuk katliamına da imza attı… PKK bu köyde 13 çocuk, 6 kadın, 3 erkeği öldürdü… Tteröristler anneleriyle birlikte yer yatağında uyuyan çocukları da gözlerini kırpmadan taradı…
19 Ağustos 1992'de Diyarbakır'ın Lice İlçesi'nde sivil vatandaşlara saldıran PKK kundaktaki bir bebeği de makineli tüfekle taradı…
10 haziran 1990'da Şırnak'ın Çevrimli Köyü'ne saldıran PKK, 27 sivili katletti... Öldürülen 27 kişinin 11'i çocuktu…
22 Ekim 1993'de Siirt'te PKK'nın hedefinde kadın ve çocuklar vardı… Baskında 13'ü çocuk 9 kadın hunharca katledildi…
24 Temmuz 1994'de Van Atabinen Köyü'nü basan PKK'lı teröristlerin hedefinde yine kadın ve çocuklar vardı… 6 kadını yataklarında katleden PKK, annelerinin yanında uyuyan 3 bebeği de öldürdü…
27 Eylül 2011' de PKK Batman'da 8 aylık hamile Mizgin Doru ve 5 yaşındaki kızını öldürdü…
Görüldüğü gibi 'bebek katili' sıfatı kimsenin bir tarafından uydurduğu bir sıfat değil… Bu adam ve müritlerinin aleni yaptıkları işler sonucunda kullanılan bir sıfat…
Aralarında her yaştan binlerce kişinin katiline 'bebek katili' demeyelim, ama 1 Mayıs gösterisine katıldığı için polislerce komalık edilen 17'lik kıza 'radikal militan' diyelim, öyle mi…
Olur paşam, İmralı oteli kral dairesi sakini desek uygun mudur sizce?
* * * * *
Cidden, tarihi bir dönemden geçiyoruz.
PKK'yla mücadele etmiş bir Genelkurmay Başkanı'nın ve yüksek kademelerdeki pek çok askeri görevlinin, muhalefet partilerindeki milletvekillerinin, muhalif gazetecilerin bir olup dev bir terör örgütü oluşturduğu iddiası ile, gerçek adı yerine ikamet ettiği adanın ismiyle anılan 'İmralı'nın başlattığı ve nasıl olduysa yiten 30 bin canı birden unutturduğu 'barış süreci', birbiriyle paralel olarak devam ediyor…
Eski Genelkurmay Başkanı, üst kademe askeri personel Ergenekon, Balyoz gibi fantastik davalardan tutukluyken; Abdullah Öcalan gibi, 30 bin kişinin katili bir terör örgütü kurucusunun 'özgür kalması' ihtimalinin dile getirilmesi ne kadar içlere sindirilebilinir ki?
Böyle bir dönemde, herkesin mutlulukla kabul edeceği bir 'barış süreci'nden kim bahsedebilir ki?
Ayrıca 'barış süreci' zorla dayatılıyorsa, memnun olmayanlar yok sayılıp 'Herkes memnun' deniyorsa, o sürecin sağlığından şüphe edilir…
Gerçek bir 'barış'tan söz ediyorsak, her iki tarafın da memnun olacağı bir barış sürecine ihtiyaç vardır. Öyle tek taraflı 'barış, uzlaşma' olmaz.
Terör örgütünün, akıttığı kanın hesabını son damlasına kadar vermesi şarttır.
* * * * *
İçim yanıyor düşündükçe…
Dün ülkesi için dağda canlarını dişine takıp, kelleyi koltuğa alıp mücadele edenler, bugün 'ağırlaştırılmış müebbet' istemi ile yargılanıyor... Neden? Ülkeyi bölmeye teşebbüsten ...
Dün ülkesi olarak görmediği, bebeğine, kadınına, çocuğuna kurşun sıktığı bir ülkenin dağlarında yaşayanlar, bugün sütten çıkma ak kaşık gibi barış mimarı olarak lanse ediliyor… Yetmezmiş gibi bir de 'artık bebek katili denmesin' beyanları…
Şehit annelerini düşünüyorum, şehit askerlerin çocuklarını düşünüyorum… Babasız ve yetim kalan...
30 yıldır bağırıyoruz, şehitler ölmez vatan bölünmez diye… Gerçekten şehitler ölmüyorsa da, bugün ya ölmüştür ya da mezarlarında kemikleri sızlıyordur… Utanmalı bu ülkenin sessiz kalan her ferdi, kendinden utanmalı aynaya bakarken… Şehitlerinden utanmalı, şehidin babasız kalmış çocuğundan utanmalı, şehidin annesinden utanmalı…
Kurtuluş Savaşı'nda kanla kazanılmış her bir dirhem toprağa basarken, bu topraklardan utanmalı...
Ne zaman uyuştuk bu kadar?
Sormalı, sorgulamalı...
DİPNOT 1: Herkes işlediği günahı boynunda taşıyacak arkadaş… Öcalan da Karayılan da, hatta devlet adına insanlık dışı işler yapanlar da… Evlatlarını bu canilere kurban vermiş insanlar nasıl sabırla ve sessizce olan biteni izliyor, nasıl yüreklerine taş basıyorsa, katiller de katil sıfatının ağırlığına katlanmak zorundalar…
DİPNOT 2: Bu arada 'barış misyonerlerinin' bugünlerdeki en ünlü reflekslerinden biri de, barış sürecine itiraz edenleri otomatik olarak 'sen akan kanın durmasını istemiyorsun, anaların ağlaması hoşuna gidiyor, bık bık bık' diye garip ithamlarla susturmak. akan onca kanın hesabını isteyenleri, kan fetişizmiyle suçlamak…
Benim de var başımda 2 tane, her gün tartıştığım…