Nedim ATİLLA
Yazar, kendi çaresizliğini yazamaz
14 Temmuz 2020 Salı

20’li yaşların sonlarında ne kadar çok oturduk rakı sofrasına, “intihar edemiyorsak içelim” diye… Sonra tabii ki rakının doğal sihiriyle yaşama sevincimiz arttı ve Adalet Ağaoğlu’nu okumaya devam ettik.

Ne demişti daha sonra: Bütün bir hayat, bir kırıntıdan, tek bir sözden, bir bakıştan, elinize değiveren bir elden, bulutun şuradan şuraya ağışından ibaret. Kuşların kanat çırparak bu çatıdan kalkıp öteye konuşundan...

Ölmediysen hayatı seveceksin…. O da hayattan ve yaşama sevincinden vazgeçmedi 91 yaşını gördü ne güzel… “Hayat değişecekse, kendini değiştirebilenlerle değişecek, yenilişe ayak uyduranlarla değil” diyordu…

İlk okuduğum kitabı Bir Düğün Gecesi idi… Sonra okumuştum daha önce yazdığı “Fikrimin İnce Gülü” nü:

“Fikrine taktığı bir ince gül, tek tek kopup dağılıyor yapraklarından. Yolboyu düştü. Şimdi son kalan yaprakları. Tek tek düşüyor.”

“Yıkma beni. Bu benim kaçıncı kez serilip doğruluşum. Kaçıncı kez, tam oluyor derken yaya kalışım... Şimdi artık tam olmuşken, yapmayın bunu bana.”

Adalet Ağaoğlu’na hep sordular: “Erkek değilsiniz, Alamancı işçi değilsiniz, otomobil ehliyetiniz yok. Nasıl oldu da hepsini yaşamışsınız gibi yazabildiniz bu romanı?” (Fikrimin İnce Gülü) O da Flaubert’in “Madam Bovary benim” deyişi gibi cevap verir: “İncegül Bayram benim.”

***

20 sene falan oluyor sanıyorum. Gazetecilik yapıyorum ama çalıştığım gazetelere uygun olmadığı için yazamadıklarımı anı olarak biriktiriyorum. Necati Cumalı, Can Yücel, Cemal Süreya , Tomris Uyar anıları…  Tomris Uyar ile Pasaport’ta edilmiş bir kahvaltıdan daha değerli ne olabilirdi ki… O zaman da öyle, emin olun şimdi de…

Kitaplarına meftun olduğunuz yazarlarla tanışma, ayaküstü sohbet etme… Şansımızın yüksek olduğu bir gecede İlhan Berk ile meyhaneye gitme… Kitap fuarı günlerinde gazetedeki işten erken tüymek için neler yapmazdım ki…

İşte yine bir kitap fuarı zamanı… Şadan Gökovalı Hocam ile birlikte Kültürpark’taki bir imza gününden sonra Adalet Hanım’ı alıp yayınevinin ona uygun gördüğü kıytırık otele kadar yürümüştük. Şadan Hocam, Adalet Ağaoğlu'na “Roman Ana” derdi… Hafif bir akşam yemeği yemiştik Basmane’deki Emniyet Meyhanesi’nde… Uzun uzun konuşulmuştu o gece, hayattan, dostlardan, eski dostlardan…  En çok merak ettiğim konuyu Yazko serüvenini bir kez de onun ağzından dinleyip kafamı rahatlatmıştım. O gece “intihar edemiyorsak içelim” sözünü de eksik etmemiştik masamızdan… Bir ara şu Yazko hikayesini yazacağım…

Bir kez de Sarıyer’deki bir kafede randevulaşmış ve iki saat baş başa  konuşmuştuk. Sabah Gazetesi’nin Pazar Ekinde yayımlanmıştı söyleşi… Ne çok soru ne çok cevap…

Son röportajında Çınar Oskay’a “Yazar kendi dilini kurcalar. Tek sözcüğün üstünde bile çok düşündüm,” diyen Adalet Ağaoğlu sadece yazarak yaşadı. Kendi deyimiyle dili içti ve arkasında muazzam bir eser bırakarak gitti.

***

Adalet Hanım ve Halim Ağaoğlu Bey, bütün mal varlıklarını yoksullara bağışlamışlardı. Bir gün Adalet Hanım yayıncısını arayıp şu ricada bulunmuş: “Bu kadar uzun yaşayacağımızı düşünmemiştik. Hiç paramız yok. Bize biraz borç para gönderir misiniz?”

“Yazar, kendi çaresizliğini yazamaz”

20. yüzyıl Türk edebiyatının en önemli romancılarından, romanları dışında hikâye, oyun, deneme, anı türündeki eserlerinde, Türkiye'nin farklı dönemlerini ve bu dönemlerin insan hayatlarına etkisini incelemiş usta bir yazarı kaybettik…

Tabii ki ölmedi… Şimdi onu kendi sözleriyle “Bir gün öğretmen de ölür. Ama ardından binlerce ve binlerce kişide yaşar o” diyerek uğurluyoruz. 

“Her şey için hep erken... Sonuç: Geç kalmak” demişti…

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 4 yorum var, 4 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Gaye Sarıkan 16 Temmuz 2020 Perşembe 08:02

Çok değerli ve keyifli bir yazıydı; teşekkürler

Yorumu oyla      1      3  
YETMEZ AMA EVET!!! 15 Temmuz 2020 Çarşamba 21:36

Kim demişti biliyor musunuz acaba?

Yorumu oyla      3      2  
Meral Beylem 15 Temmuz 2020 Çarşamba 16:17

Nedim Atilla,güzel bir veda yazısı kaleme almışsınız. Bodrum Edebiyat ve Sanat Platformu Face sayfasında yayınlamak için izninizi rica ediyorum. (Ben gazeteci kimliğinizle sizi çok iyi tanıyorum, siz beni TRT''ci kimliğimle hatırlar mısınız bilemiyorum.)

Yorumu oyla      2      3  
enver olgunsoy 15 Temmuz 2020 Çarşamba 09:27

mükemmel bir anma yazısı.sıze de düşünemeyeceğiniz kadar uzun bir yaşam diliyorum sn.Atilla...

Yorumu oyla      2      3  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
MI6 Yeni Direktörü Richard Moore:  İçeriden birinin empatisi, dışarıdan birinin perspektifi
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
BİSİM bisikletimiz!
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Kim korkar hain Korona'dan?
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Anahtar liste
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Kurbansız bayramlar
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Eski sabahlığım için pişmanlık
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Demokrasi derken…
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Salgın sonrası bilim-teknoloji politikalarında geleceğin planlanması
Kemal ARI
Kemal ARI
“Ayasofya” Tartışmalarında “Üslup” Sorunu ve Demokrasimiz
Nüvit TOKDEMİR
Nüvit TOKDEMİR
Skandal!
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva