Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Tarımın hal-i pürmelali!(*)
19 Temmuz 2019 Cuma

Size,Türkiye Tarımı ile ilgili üç haber.

Birincisi,Tarım ve Ormancılık Bakanı Bekir Pakdemir’in Sırbistan’da yaptığı açıklama .

Açıklama ile ilgili 5 Temmuz 2019 tarihli haberde,Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “….Hem bizim yaptığımız projeler hem de Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığının (TİKA) burada yapmış olduğu hayvancılık projeleri var. Bakanlık olarak bunu yakından takip ediyoruz. Hayvancılık alanında Sırbistan'ın gelişmesi konusunda biz de gerekli katkılarımızı sunmaya devam edeceğiz." şeklinde konuşmuş.

Buna karşılık,münafık muhalifler(!), “Kendisi himmete muhtaç bir dede/nerde kaldı gayriye himmet ede.” demişler  ve  “Türkiye’nin yüzölçümünün 11’de 1’i olan Sırbistan’dan büyükbaş hayvan eti; taze, soğutulmuş et alındığını,ve Sırbistan’dan bu kadar çok ürün ithal edecek hale gelindiyse  tarımın iflas  içinde olduğunu”  söylemişler.

Ayrıca Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin Fox Haber’den Damla Yıldız Söken’e, “Yunan adalarından zeytin yağı alıp yiyorum ve mutlu oluyorum”, “kırmızı et yemeyin”dediğini de anımsatmışlar.

Bir başka haberde ise Türkiye Tarımının  2018  yılındaki durumu  şöyle özetlenmiş.

Buna göre; “tarımdaki büyüme hızının yüzde 0.7 olduğu; 2017 yılında 68.4 milyon ton olan tahıl üretiminin  65.5 milyon tona gerilediği,aynı dönemde sebze üretiminin 30.8 milyon tondan 29.9 milyon tona, meyve üretiminin, 20.8 milyon tondan 20.5 milyon tona düştüğü; 2017 yılında küçükbaş canlı hayvan ithalatı yüzde 4581 oranında artarken, büyükbaş hayvan ithalatındaki artışın yüzde 72 olarak gerçekleştiği, kasaplık ithalatın  büyükbaş için yüzde 397, damızlık küçükbaş ithalatının  yüzde 757 oranında artarak rekor üstüne rekor kırdığı ve  Türk Şeker’e ait 14 şeker fabrikasının özelleştirildiği  ve  şeker fabrikalarında özelleştirmenin fitilini Nişasta Bazlı Şeker(NBŞ) üreticisi Cargill’in hazırladığı raporun ateşlediği Pancar Ekicileri Kooperatifleri Birliği(Pankobirlik),tarafından iddia edilmiş. Bunların dışında antep fıstığı, kuru soğan ve patatesin de ithal edildiği” belirtilmiş.

Ancak “Tarımın Hal-İ Pürmelali” nin en  açık bir şekilde   Manisa’nın Gördes  ilçesine bağlı Balıklı Köyünde çiftçilik yapan Mehmet Ertaş anlatmış.

18 Temmuz 2019 tarihli http://www.manisamanset.gen.tr/26482-HABER-milleti-doyuruyor-kendisi-ac “haberine göre   Ertaş şöyle demiş:

Oğlumla birlikte seramızda 2 dönüm salatalık, 4 dönüm yere patlıcan ektik. İstanbul’a toptancıya gönderiyoruz. 60 kuruşun 50 kuruşu masraf 10 kuruş kalıyor bize. Koli, ambar, komisyon giderini çıktığımızda elimizde kalan kilo başına 10 kuruş. Patlıcanda da durum aynı. 80 kuruşa satıyoruz, ondan da kilo başına 25 kuruş kalıyor. Patlıcan ve salatalıktan zarar ettik. 1 dönüm yerden geçen yıl 23 bin lira bir, 22 bin lira bir defa aldım toplam 45 bin lira kazandım. Bu yıl toplam 6 bin lira kazandım. Ama 13 bin lira masraf yaptım. Aşı aldık aşıcıya borçlandık, ilaç aldık ilaççıya, mazotçuya, gübreciye borçlandık. Koliciye borçlandık. Zaten kendi ihtiyaçlarımız duruyor. Karnımızı doyurmayı bıraktık borçlarımızı nasıl ödeyeceğiz diye düşünüyoruz.”

Çiftçinin tatile gidemediği, sofrasına et alamadığı, giysiye para vermediğini anlatan Ertaş, parasızlıktan köyün dışına çıkamadıklarını ifade ederek şunları da söylemiş;

Köylünün hiçbir hakkı yok. Borçlarımızı ödemek için geçtiğimiz aylarda eski bir arabamız vardı onu sattık. Elimde bir traktörüm kaldı tarlada kullandığım, onu da satılığa çıkardım. Çocuklar evli olduğu için evde eşimle iki nüfusuz ama kazandığım para geçinmemize yetmiyor. Seranın yarısını oğlum yarısını ben ekiyorum. Oğlum da benim gibi kazanıyor ve oğlumun 2 tane de çocuğu var.  İkimizin geliri de borcu da aynı. Tarlamızı satalım diyoruz alan yok. Zaten borçlardan dolayı satamıyoruz da. Bu sene yeni emekli oldum kredi çekip toplu yatırdığım için emekli maaşını alamıyorum henüz. Elimizde para kalmadı geldiği gibi gidiyor. Borçları ödemeye para yok. Çiftçi üretiyor ama kendi karnı aç!”

-------------------------------------------------------------------------------------------------

(*)”Hal-İ Pürmelal” , Arapça ve Farsça  sözcüklerin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş Osmanlıca bir tanımlama . Hal;durum,pür; dolu olan, içeren ve melal;hüzünlü ,acıklı,üzüntü demek. Kısaca, Hal-i Pürmela,l “Hüzünlü,acıklı bir durum ” anlamına geliyor.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Nüvit TOKDEMİR
Nüvit TOKDEMİR
Paran varsa izlersin!
Hanzade ÜNUZ
Hanzade ÜNUZ
Bize her yer Grönland
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Doğduğu gün ölen adamın ‘hazin’ öyküsü!
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Erken seçimin ayak izleri
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
İzmir’in dağlarında çiçekler her zaman açar
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Şerbet
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Tuhaf bir yazı
Aylin AKDOĞAN
Aylin AKDOĞAN
İzmir-İN
Oya DEMİR
Oya DEMİR
Umudumuz ‘Melek’ oldu…
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Bergamalılar Başkan Koştu'dan artık laf değil, hizmet bekliyor
ÇOK OKUNANLAR
SPOR CAFE
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva