Nedim ATİLLA
Tarımı yok ederek, gezegeni kurtarmak komedisi
7 Nisan 2021 Çarşamba

Bugün 7 Nisan... Dünya Sağlık Günü… Sağlıklı beslenmeyi savunanlar için bugünün anlamı büyüktür.  Bir gerçek gıdacı, bir SlowFood gönüllüsü olarak biz de kendi meşrebimizde kutlayalım bu özel günü…

Haftalardır bu sosyal medya kurnazlıklarını yazıyorum malum. Türkiye’de kendine gurme/ gastronomi uzmanı falan diyenler deve tüyü bu işlerde… Asıl büyük bombalar yapay zekaları elinde tutanlarda… Okumuşsunuzdur bu abiler bir süredir, “dünyayı kurtarmak için sentetik et veya sentetik portakal yiyebileceklerini” falan iddia ediyorlar. Tezgah başka… Bugün bu tezgahı yazacağım ama hemen sorayım siz sentetik et, portakal falan yer misiniz? Çoluğa çocuğa yedirir misiniz? Ben yemem, yedirmem, yiyenle arkadaşlık etmem… Hayatta arkadaşlık edilecek insandan daha güzeli var mı?

Modernitenin aşırılıklarıyla kirletilmemiş bir yaşam biçimini korumaya çalışmak ciddi bir ütopya…Buna çabalayanlar sosyal dışlanma tehlikesi ile karşı karşıya idiler eskiden. Pandemide işler biraz değişti… Bugün, bir sonraki yazıda yeniden gireceğim “sosyal medya açmazları” üzerine bir alt yapı oluşsun diyerek yazmak istedim: Teknolojik ütopyacılık - bilimsel ilerlemenin insanlığı kaçınılmaz olarak kıtlık sonrası neşeli bir çağa götüreceği inancı - en iyi ihtimalle naif ve en kötü ihtimalle hem ırkçı hem de anti-ekolojiktir.

Yapay zekaları elinde tutanların “kalemi” bir yazar Guardian gibi seçkin yayında  “laboratuvarda yetiştirilen yiyeceklerin yakında tarımı yok edeceği ve gezegeni kurtaracağı” fikrini yazdı. Bu fikir hem komiktir,hem de kötücüldür.  Ama görüyoruz bu kötücül fikre bir çokdolar milyarderi sahip çıkıyor… Monbiot adlı yazar, tarımın toptan terk edilmesinin ve sentetik beslenmeye geçişin, “geniş kara ve deniz alanlarını doğaya geri vermemize izin vereceğini” öne sürüyor, bu önerinin sonuçlarını ne kadar çok değerlendirirseniz daha tuhaf hale geliyor. Monbiot olayını seçmemin nedeni sosyal medyadan gördüğü büyük destek. Ve bence sosyal medyanın kötü gücünün iyi bir örneği…

Guardian yazarınn tarımın yerini alması için çiftlik içermeyen gıda önerisi, sanayi devriminden bu yana onu ahlaksızca yok etmemizi haklı çıkarmak için kullanılan, doğaya karşı tipik bir tavırdır; insanlığın doğadan ayrı, doğanın üstünde veya ötesinde olduğu fikrine dayanır. Hayatta kalmamız için sağladığı ekosistem hizmetlerine bağlı olduğumuzdan, doğayı sadece bizim yararımız için yararlanılacak bir kaynak olarak görmek saçmadır. Aynı şekilde, doğaya basitçe “geniş alanları geri vermemizin”, insanlığın doğal dünyanın geri kalanıyla ilişkisini geliştirme şansını reddettiğini öne sürmek; tersine, insanlık ve doğa arasındaki etkileşimlerin zorunlu olarak sağlıksız ve dolayısıyla istenmeyen olduğunu kabul ediyor gibi görünüyor.

***

Dünyanın kentsel nüfusu 2007'den beri yani 14 yıldır kırsal nüfusunu aşmış olsa da, hala dünya genelinde kırsal alanlarda yaşayan yaklaşık 3.5 milyar insan var. Bu insanların birincil faaliyetleri tarımdır, çiftçiliktir.  Yani yarısına yakını… Ancak, genellikle şehirlerde yaşayan Batılı yorumcular, çiftçiliği büyük ölçüde mekanize bir endüstri olarak hayal ediyorlar; birkaç toprak sahibi çiftçi, milyonlarca hayvanın asgari insan gözetimiyle katledilmek üzere bir taşıma bandı üzerinde yaşadığı geniş mülkleri yönetiyorlar. Bunun gibi çiftlikler kesinlikle var ve karbon emisyonlarına ve biyolojik çeşitlilik kaybına büyük ölçüde katkıda bulunuyorlar, ancak bu vizyon insan coğrafyasından habersiz.Bir de üzerine, içinden çıkmaya çalıştığımız bu şu pandemi sürecinde bu çiftliklerin hastalığın yayılmasındaki katkısını gördük.

Dünya çapında yaklaşık 570 milyon çiftlik olduğu tahmin ediliyor ve bunlardan 475 milyonu küçük (2 hektardan küçük). Tüm çiftliklerin yüzde 83'ünü oluşturan bu küçük çiftlikler, dünyadaki tarım arazilerinin yalnızca yüzde 12'sini işgal ediyor, ancak dünyadaki tüm gıdanın en az üçte birini ve belki de Asya'da tüketilen gıdanın yüzde 80'ini sağlıyorlar.

Dönelim gerçeğe: Bu dünyada 4.5  ila 5.5 milyar insan, kırsal alanlardaki 3.5 milyar insanın neredeyse tamamı dahil, yiyeceklerinin çoğu veya tamamı için köylü gıda ağına bağımlıdır.

Guardian’ın yazarının yazdığı ve sosyal medyada peşine taktığı onbinlerce insanın “herkes otlakla beslenen et yerse, onu üretmek için birkaç gezegene ihtiyacımız olacak” şeklindeki yaklaşımı tehlikeli… Bu hem basit hem de Avrupa merkezli bir iddia…

Tüm insanların her gün et yediği ve otlakta yetiştirilen hayvanların yenmek dışında hiçbir sebep olmaksızın tutulduğu bir dünya varsayıyor bu insanlar. Yani gerçeğe çok aykırı bir varsayım…

Bu mantık, büyük tarım işletmeleri, küçük çiftlik sahipleri, kiracılar, maaşlı çalışanlar veya geçici işçiler olsun, hayvan refahı veya çiftçilerin çalışma koşulları ve çalıştıkları toprakla ilişkilerine ilişkin soruları da hesaba katmakta yetersiz kalır.

Biliyorsunuz; yetiştirdiğimiz tüm yiyeceklerin yaklaşık üçte biri boşa gidiyor ve zengin ülkelerde üretilen gıda atığı neredeyse tamamen aynı.

Gelecek yüzyılda hayatta kalmak istiyorsak, yiyecek yetiştirme şeklimizi, onu yeme şeklimizi ve toplumu genel olarak organize etme şeklimizi kökten değiştirmemiz gerektiği kesinlikle doğrudur. Mevcut gıda sistemi, onu şekillendiren sosyal, politik ve ekonomik itici güçler nedeniyle işlemiyor:

Günlük yiyeceklerimiz bir metaya dönüştürüldü, maksimize etmek için mümkün olan en büyük ölçek ekonomilerinde üretilecek ve satılacak bir şeye dönüştü. Dünyadaki açlığın çözülmesine yönelik tüm propagandalara rağmen, Yeşil Devrim ile başlayan tarımın gıda üretimi ve sanayileşmesindeki patlama, herhangi bir insani yardım kuruluşundan değil, pazarları genişletme ve cepleri şişirme arzusundan kaynaklanıyordu. Ve bunun nasıl olduğunu, nerede olduğunu, bunu kimin ve neden finanse ettiğini hatırlamakta fayda var.

***

Sağlıklı beslenmeyi akıldan çıkarmadan devam edeceğiz… Dünya Sağlık Günü kutlu olsun…

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 3 yorum var, 3 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Pinar Kırmızioglu 16 Nisan 2021 Cuma 19:51

Cok net anlatmışsınız, sağolun, umarım genclerimiz okur.

Yorumu oyla      0      0  
Nigar Dinleten 8 Nisan 2021 Perşembe 11:06

İçtenlikle katılıyorum . Kaleminize sağlık .

Yorumu oyla      0      0  
Abdulkdir Akkuş 8 Nisan 2021 Perşembe 06:28

Bu şeytani aklın çıkmazlarını anlattığınız için, dilinize, yüreğinize ve kaleminize sağlık.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
En az 100 sene beni kimse unutmayacak!
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Yok ki sonrası durmuşsa zaman...
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Değişimin soğuk yüzü
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Akla takılan sorular
Filiz SEZER
Filiz SEZER
İklim felaketlerinin düşündürdükleri
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Mutsuz, öfkeli ve hiç merak etmeyen insanlar…
İhsan Özbelge ÖZDURAN
İhsan Özbelge ÖZDURAN
Hala Endişe Sürüyor (HES)
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Tunç Soyer’den subliminal mesajlar
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Herkes tatile, o köylere!
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Doğrular
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva