Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Tarımda ulusal güvenlik sorununa nasıl gelindi?
24 Haziran 2019 Pazartesi

Tarımın bağımsızlıkla eşdeğer olduğu görülüyor. Nedeni şu; “İnsan açsa ve çıplaksa, onurunu ve kişiliğini kaybediyor ,insan hakları ve özgürlüğünü düşünemiyor, aydın niteliklerini geliştiremiyor.”

Tarımın bu işlevi nedeniyle ülkeler, öncelikle insanlarını doyurmaya ve giydirmeye çalışırlar. Bu amaca bağlı olarak tarımlarını korur ve geliştirirler. Bütün paylaşım savaşlarında tarım ürünlerinin denetimi önemli rol oynamıştır.

Tarımda Çöküşün Dış Etmenleri Neydi?

1980’li yıllara değin Dünyada uygulamakta olan ekonomi-politikaları,iki kutbun yönlendirilmesindeydi. Bir yandan reel sosyalizm, bir yandan emperyal kapitalizm ve kurumları tarım politikalarını da şekillendiriyordu.

Emperyal kapitalizm, anılan yıllara değin özellikle çevre ülkelerinde köylülüğü, bir başka değişle küçük üreticiliği desteklemiş, kimi ülkelerde feodalizmin tasfiyesi doğrultusundaki çalışmalara olanak sağlamıştı.

Ancak temel amacı, özellikle çevre ülkelerinde ortaya çıkabilecek toplumsal muhalefetin devrimci eylemlere dönüşümünü engellemekti. Daha doğrusu, onları düzenin sınırları içinde gelişmelerini denetlemek istiyordu.

Küresel kapitalizm 1980’li yılların başından itibaren tarımda izlediği politikaları terk etmeye başladı. Dönüşümde iki önemli etken rol oynadı.

-Birincisi, çözülen reel sosyalist sistemin bakısının ortadan kalkmasıydı.

-İkincisi de tarımda özellikle Batı ya da merkez ülkeler ya da onların denetimindeki Tekelci Şirketlerde (TŞ) bunun tersi de söylenebilir-endüstriyel tarımın geldiği noktaydı. Bu ülkeler, geliştirdikleri yeni teknolojiler ve olağanüstü destekler aracılığıyla gereksinimlerinin çok üstünde tarımsal ürün ve girdi stoklarına ulaştılar.

Artık çevre ülkelerinden ucuza kapattıkları tarımsal ürün alınımına da zamanla gereksinimleri kalmadı. Aksine, kendi ürettiklerine pazar bulmaları bir zorunluluk haline geldi.

Bu nedenle, çevre ülkelerinin tarımsal üretiminin geriletilmesi, hatta çökertilmesi doğrultusunda Neo-liberal ekonomi politikalarını küreselleş(tir)me örtük adıyla devreye soktular.

Neo-liberal politikalar nasıl uygulandı?

 Tarım ürünlerinde” Dünya Borsa Fiyatları”nı, çevre ülkelerin altına düşürdüler, damping yaptılar.

 Bunları yaparken de kendi iç pazarlarını korumak için her türlü önlemi aldılar.

Türkiye Tarımı Nasıl İhmal Edildi?

-Emperyal politikalara açık olan Türkiye Tarımı da bu olumsuz gelişmelerden payını aldı. Özellikle 24 Ocak 1980 ekonomik kararları ile tarımda korumacılığın kaldırılması ve desteklemelerin azaltılması sürecine sokuldu.

-Tarımsal desteklemeler, girilmesi neredeyse saplantı durumuna getirilen Avrupa Birliği’nin çok gerisinde kaldı ya da bırakıldı.

- Yetersiz desteklemeler de Türkiye’nin yapısal özelliklerine göre gerçekleştirilmedi. Desteklemeler, tarımsal işletmelerin büyük bir çoğunluğunu oluşturan aile işgücü temelli küçük ve orta ölçekli işletmeleri niteliksel ve niceliksel iyileştirmek yerine, daha çok dev işletmelerin yaratılması ya da çok sınırlı olan büyük işletmeler lehine kullanıldı.

- Aile işgücü temelli küçük ve orta ölçekli çiftçilerin ekonomik,teknik ve sosyal anlamda  örgütlenmesi ihmal edildi.

- Tarımsal KİT’lerin çoğu özelleştirildi ve kapatıldılar. Bu süreç devam ediyor.

Tarımda Neo-liberal Uygulamaların Sonucunda Ne Oldu?

-Nitelikli ve güçlü örgütlere sahip olmayan çiftçiler giderek fakirleşti, yaklaşık üç buçuk milyon kişi kırdan kente göç etmek zorunda kaldı, neredeyse iki Trakya Bölgesi   tarım toprağı işlenemediği için tarımsal üretim geriledi.

- Buna koşut olarak Türkiye’nin, özellikle protein (kırmızı et vb.), enerji (tahıllar, yağ bitkileri vb.) ve giyinme (başta pamuk ve endüstri bitkileri, deri, yün vb.) gereksinmesini karşılayan tarım ürünleri açısından dışa bağımlı duruma geldi. İthalat patladı .

-Tüketicilerin tarım ürünlerine ödediği  fiyatlar arttı, ancak bu bedel çiftçiye aktarılamadı.

-Türkiye, tarım ürünleri başta olmak üzere tarımsal girdilerde emperyal ülkelere tam bağımlı durumuna geldi. Tarımda bağımsızlığını kaybetti.

Özetlenirse, bağımsız bir toplum ve devlet için tarımın korunması ve geliştirilmesi, yurt savunması kadar önemlidir. Bu anlamda “Tarım Bağımsızlıktır.” ya da “Tarım Ulusal Güvenlik Sorunudur.” denebilir.

Şimdilerde kimileri “Tarımın Ulusal Güvenlik Sorunu” olduğunu söyleyerek özeleştiri mi yapıyor? Bu özeleştiri ise, bana ünlü bir Arap sözünü anımsattı, “Bad-el harab-ül basra”,Türkçesi “Basra harap olduktan sonra ağlayıp sızlamak boşuna!”

Çözüm var mı? Elbette var! Nedir derseniz?

Şimdiye değin uygulanan “Tarım Politikalarının Tam Tersini Yapalım” derim.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Artık ‘mal’ değil! Harbiden ‘can’
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Vakti gelen çekip gidiyor
Erkan SEVİNÇ
Erkan SEVİNÇ
Doğru, hızlı ve tarafsız haber adına şimdi “com”lama zamanı!
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Belediye başkanlık hastalığı
Aylin AKDOĞAN
Aylin AKDOĞAN
İzmir-İN
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Saf tutmak zamanı
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Yerel gastronomi kültürel mirastır
Hüseyin ASLAN
Hüseyin ASLAN
İşsizlik ve yoksulluk alarm veriyor
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Cesur yürekler
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Bir Cumhuriyet Senatörünün Anıları
ÇOK OKUNANLAR
SPOR CAFE
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva