Harun ÖZDEMİR
Petrol, doğal gaz… Rant nire, alın teri ekonomileri nire!
21 Kasım 2020 Cumartesi

Petrol ve doğal gaz zengini devletlerin pek çoğunun doğal kaynaklardan elde ettikleri gelirleri nasıl pay ettiklerini az çok biliyoruz. Milyar dolarların az sayıdaki yöneticiye, çok az kısmının da halka sadaka olarak verildiğini de.

Halkın ekonomiden anladığı ise petrol ve doğal gaz zenginlerinin dağıtacağı sadaka-zekât miktarıdır.

Fazlası değil!

Oysa;

Almanya ve Japonya 1945’te yerle bir olmuştu. İnsan kaynaklarının önemli kısmını savaşta yitirmiş, kalanlar ya yaralıydı ya da savaş psikolojisi ile yıpranmıştı. Her iki ülke eğitimden sağlığa her şeyini yitirmişti. “İtibarları yerlerde” iki devletin, kısa sürede yabancı işçi çalıştırabilecek kadar nasıl kalkındıklarını dünya gördü.

Almanya ve Japonya on beş yılda “alın teri ekonomileri”yle bütün dünyanın hayranlığını kazandı. Ürettikleri katma değer ile dünya ekonomisine yön vermeye başladılar.

Almanya ve Japonya’yı örnek alanlar da ekonomilerini geliştirdiler.

Alem-i İslam’da iki devleti örnek alan tek devlet ise Türkiye oldu.

***

Şu soruyu es geçmeyelim:

Almanya ve Japonya’da köylerde bile fabrika varken neden petrol ve doğal gaz zengini devletlerde üretime dönük yatırım yok?

Gelirleri arasında sanayi ürünleri neden yer almaz?

Bu ve benzeri soruların cevabı yoktur; olamaz da!

Amma akıllı rezidansların, dünyanın en yüksek binalarının, Hollywood yıldızlarının satın aldığı villalar, aydan bakıldığında bile görülebilen yapay şehirler… var!

Fabrika olmadığına göre üretilmiş bir teknoloji de yok!

Amma inşaatın kralı var!

Alem-i İslam’ın inşaat merakı nereden geliyor; bilen var mı?

Emirlerin, sultanların, kralların, liderlerin… inşaat şirketi var amma yönettikleri ülkede fabrikası yok!

Çok ilginç değil mi?

Oysa genç nüfusa ve sermayeye sahip devletlerin yoğun iş gücüne dayalı bir “yüksek teknoloji ve alın teri ekonomisi” kurmaları gerekirdi. Allah’ın desteğini almış iken yapamayacakları bir iş de yoktu!

Ama olmadı! Sınırsız paraya rağmen başarılamadı!

***

Gerçek – reel” ekonomilerde değer artışı ancak “emek” ile ortaya çıkabilir. Ancak nüfus hareketlerinin yoğun olduğu her ekonomide ayrıca “rant” diye güya “sahipsiz” zenginlikler de olur!

Tamamı halkın ve devletin olması gereken rant gelirleri, sahibi yokmuş gibi siyasetin ve mafyanın eline geçer. Yasalar da rantı, azınlığın hakkı haline getirir.

Sormak gerekir;

Sahibi yokmuş gibi yağmalanan rantlar kimin?

Her türlü çatışmayı göze alan gayrimenkul mafyasının mı?

İmar iznini “yed-i kudretinde” bulunduran seçilmişlerin mi?

Atanmış bürokratların mı?

Rantın gerçek sahibi yöre halkı, yerel ve merkezi idare iken neden anormal rant gelirleri birkaç öngörü dâhisi müteahhidin ya da onların arkasındaki siyasilerin olur!?

Zavallı mı zavallı, yoksul mu yoksul, çaresiz mi çaresiz, çilelerle dolu yaşamda ayakta kalma mücadelesi veren asgari ücretli hatta sigortasız işçi yığınlarının rant gelirlerinden elde ettikleri pay nedir?

Ömürlerini; sağlıksız, çamurlu sokaklarda, yazları çok sıcak, kışları soğuk konutlarda tüketenlerin ranttan alacakları hak ne kadardır?

Tekrar ediyorum:

İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa toprağının Hakkari, Yozgat, Bilecik toprağından farkı nedir? Bunların hepsi vatan toprağı değil midir?

 

Eyyy ahali!

Son dönemde inşaat sektörüne açılan kredi yeni TL ile 900 milyardan fazla. Bu kadar avantajlı kredi neden;

İşsizlerin iş bulabileceği…

Üniversite mezunlarının çalışabileceği…

Devlete çok çok daha fazla vergi ödeyebileceği…

İhracat gelirlerinde tarihsel rekorların kırılabileceği ileri teknolojilere yatırılmamış da neden inşaat sektörüne kullandırılmış?

***

Reel ekonomiler ancak emek ve yüksek teknoloji ile zenginlik yaratabilir. Rant ekonomileri ise yoksul kalabalıkların hakkını yiyerek ayakta kalabilir.

Bu düzenin kurucusu kim?

Allah mı yoksa gözü doymayan Karun’lar mı?

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 4 yorum var, 4 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Fikret Aslan 24 Kasım 2020 Salı 23:15

İnsan eşek olunca semer vuran çok olurmuş. Devletin malı deniz diyenlerin söz sahibi olduğu ülkelerin bir adım ileri gitmesi mümkün değildir ama siyasi tiyatro senaryolarının zirve yaptığı ülkeler de bu tip ülkelerdir. Siyasi tiyatrolara oscar verilse sizce hangi ülke bu ödülü alır. Ben biliyorum ya siz?

Yorumu oyla      1      0  
Veli BİLFİRİCİ 24 Kasım 2020 Salı 16:53

. Harikaydı! Yüreğinize sağlık. Yazılarınızı, paylaşımlarınızı uzun süredir göremiyorum. Bir beğeniden seni gördüm, sayfana öyle girdim. Diğer yazılarınızı da okuyacağım. Selam ve sevgiler.

Yorumu oyla      0      0  
bıyıksız 21 Kasım 2020 Cumartesi 22:53

Karun denilince aklıma hep Numan KURTULMUŞ gelir.

Yorumu oyla      0      0  
Müfit Yükselten 21 Kasım 2020 Cumartesi 09:43

Dünyanın halini anlatan bir yazı

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Veda zamanı geldiğinde…
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Bir Başkadır Artistik Kanıtlar
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Sarışın fettan efsane!
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Yalanın gücü
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Al sana mücbir sebep!
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Derdim bir olsaydı ağlamak kolaydı
Filiz SEZER
Filiz SEZER
Yalnızlık senfonisi
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Çevreyi, Çevre Bakanlığı’ndan korumak!
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Vazgeçmenin zamanı
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Tombaladan başkan!
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva