Kemal ARI
Laiklik de laiklik… Başka çıkış yolu yok kardeşim!
15 Eylül 2021 Çarşamba

Kimileri için ne kadar kolay gördünüz mü?

Anayasadan laiklik kavramı çıkarılmalıymış. Yok, çıkarılmayacaksa yeni baştan tanımlanmalıymışız.

Ha, yeni baştan tanımlansa ne olacak?

Bize, bizim anladığımız ya da anlamak istediğimiz şeye göre “laiklik” tanımı, kapsamı, içeriği belli bir kavramdır.

Evrensel kavramları kendi yerel ya da ideolojik algılarımıza göre tanımlayabilir miyiz?

Yeniden tanımlayacak olursak, tanımladığımız şey bizim bildiğimiz, istediğimiz laiklik olur mu artık?

Bu ve buna benzer tartışmalar toplumu geriyor, kimi insanlarımızın kafasını karıştırıyor, sinir yapısını alt üst ediyor, biliyorum.

Ama bir yandan da iyi oluyor; kimi şeyleri daha iyi anlayabilmemiz için. Bir şeyin önemini, onun anlamı dışında düşündüğümüzde bizlere ne gibi sıkıntılar yaratılabileceğini içten içe idrak edip, daha iyi anlayabiliyoruz.

Laiklik nedir?

Bildik yanıt belli; “din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır” deyip geçiveriyoruz.

Bu tanım yeterli mi?

Hayır, yetmez.

Bu tanım doğrudur, ancak eksiktir. Laikliğin gerçek anlamı üzerinden düşündüğümüzde onun dişinin kovuğunu dolduramayacak kadar minnacık bir tanımlamadır bu.

Zaten bunu daha eğitimlerinin başlarından bu yana dut yemiş bülbüller gibi ezberleyen körpe beyinlerimiz pek de fazla bir şey anlamıyor.

Ezberleyip geçiyor. Hoş yalnız körpe beyinler değil, saçı sakalı ağarmış kişiler de pek bir şey anlamıyor ama; her ne ise, o konu ayrı.

Kestirmeden gidelim:

Nedir Laiklik biliyor musunuz?

Bizim bağımsızlığımız, özgürlüğümüz, soluduğumuz havamız, ekmeğimiz, suyumuz demektir.

Dünya ve dünyayla ilgili her şeyi ya dinin öngördüğü dogmalar penceresinden değerlendireceksin ya da aklın ve bilimin ışığıyla…

Bu dine karşıtlık mı?

Kesinlikle hayır!

Tam tersine bir devlet içinde her kim hangi dine ya da o dinin hangi mezhebine inanıyorsa inancının gereğini özgürce yerine getirebilmesinin de adıdır laiklik…

İnsanlar dinlerini öğrensin, ama doğru kaynaklardan öğrensin. Din aklı ve bilimi emrediyor zaten; biz de akıl ve bilim yolundan giderek aydınlanma devrimimizi tamamlayalım.

Bunu istiyordu büyük Atatürk. Dogmalardan sıyrılmamızı, akıl ve bilimin eşliğinde yol yürümemizi.

Üstelik laikliği birlik ve bütünlüğümüzün çimentosu olarak da görüyordu.

Yoksa ulus olarak çorak çöllerde çil yavrusu gibi dağılıp gidecektik.

Devletin bütün bu farklı kişilere eşit noktadan bakması; haklar ve özgürlükler yönüyle bütün insanların; inansın inanmasın bir tarağın dişleri gibi eşit olarak görülmesidir laiklik.

Yani hukukun üstünlüğüne inançtır.

Bunun tersi olursa ne olur?

Şöyle düşünelim: Bu ülkede İslamiyet insanlarımızın ezici çoğunluğunun ortak inancıdır, değil mi?

İslam da tektir, neyse odur, bu da tartışılmayacak bir gerçek.

Ancak pratikte öyle mi?

Onca mezhep, tarikat, cemaat farklıklarının olduğu bir coğrafyada tek bir İslami anlayıştan söz edebilir miyiz?

Hadi onu da geçtik, bu farklı gruplar birbirleriyle İslamiyet’in temel kuralları ve ilkeleri yönüyle hoşgörü içinde geçinebiliyorlar mı?

Aklı ve bilimsel düşünceyi öngören laik düzeni kaldırırsak, yerine ne koyacağız?

Hangi İslam’ı?

Bu mümkün mü?

Elbette değil.

Bakın, bunu test etmek, görmek, anlamak da zor değil.

Afganistan’a bakalım; yanı başımızdaki İran’daki uygulamalara bakalım; Arap ülkelerine bakalım…

Ya da kendi tarihimizi adam akıllı inceleyelim. Neler göreceğiz; din adına dinle hiçbir ilgisi olmayan dayatmaların topluma nasıl dayatıldığını; din adına ne zulümler işlendiğini, toplumun nasıl bir çıkmaza girdiğini…

Bugünkü İslam coğrafyasında İslam şeriatı ile yönetildiğini söyleyen ülkelerde hangi İslam uygulanıyor ve oralardaki uygulamaların hangisi için çağdaş bir demokrasi diyebiliriz? Ve daha ötesi hangisi ilerlemiş ülkeler arasına girebilmiş; bilimin her alanında ve demokraside gelişebilmiş!

Gözlerimiz var, görüyoruz; aklımız var, gördüklerimizi kendi beynimizde ve vicdanımızda tartabiliyoruz.

Kadının, çocukların düşürüldüğü duruma bakınız; bunu hangi vicdan, akıl, iz ’an onaylar, olası mı bu?

Büyük Atatürk Türkiye’de laik demokratik bir düzeni öngörürken, unutmayalım bunu büyük bir devrimle başardı.

Eski düzen, yani Osmanlı düzeni büyük ölçüde şeriat kurallarının da geçerli olduğu bir toplumsal ekonomik yapıya dayanıyor ve şeriatın dayatması ve din adına yutturulan dogmalar nedeniyle akıl ve bilim toplum yaşamından büyük ölçüde dışlanıyordu. Çok kereler akıl kapı dışarı edilmişti. Batı dünyası Aydınlanma Devrimini gerçekleştirip, Sanayi Devrimi’ne ulaştığında, onunla aramızda büyük bir uçurum olmuştu.

Ya laik düzenle aklı ve bilimi egemen kılacak ve bu büyük uçurumu kapatacak devrimsel atılımlar yapacaktık ya da üstün bir teknoloji yaratarak, bu güce dayanıp bizi yutmak isteyen emperyalizmin avı olacaktık.

Hatta olmuştuk da büyük ölçüde.

Bir ulusal kurtuluş savaşı vererek bu emperyalist saldırıları kırdık, ulusumuzu bağımsızlık ve özgürlüğe kavuşturduk.

Ancak bu başarılınca iş bitiyor muydu?

Hayır!

Türkiye ya akıl devrimini gerçekleştirecek, özgürlüklerin ve demokrasinin önünü açacak, çağdaş bir ülke olacaktı ya da yeniden eski dogmatik yaşam bizi yutup yok edecekti.

Bu noktada Laiklik bizim için bir güneş gibi aydınlık ve sımsıcaktı.

O nedenle ille de laiklik, ille de laiklik.

Başka çıkış yolu yok kardeşim, böyle biline…

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Bu neyin telaşı?
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Muhalefetin ağzındaki bakla: Partisiz başkan
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
'Oyumu Kemal Bey'e veririm ancak...'
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
'Dip dalgası' hangi limana yanaşacak?
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Dünya Çocuk Felci Günü ve Covid-19
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Huylunun huyu
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Bir Döviz Hikâyesi
Filiz SEZER
Filiz SEZER
Sanat ve hafıza
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
Şirinler ve dünya düzenine kısa bir bakış
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva