Neşe ÖNEN
Koronavirüsü nasıl atlattığıma dair Amerika’dan notlar
3 Aralık 2020 Perşembe

Amerika’da koronavirüsün ikinci ya da üçüncü zirve yaptığı dönemde ben de bu illet virüse sonunda yakalandım. Bütün korunma tedbirlerime rağmen, bu virüsten uzak kalamadım. Zaten uzak kalmam asla mümkün değildi. Bilakis,bu virüsle hep dip dibe oldum. Bu zamana kadar yakalanmamam dahi mucize sayılırdı. Zira, çalıştığım hastane bir psikiyatri hastanesi ve hastaların bir kısmı ne koronavirüsün ne de bu virüsten korunma tedbirlerinin farkında olabilecek zihinsel yetiye sahipler. Ayrıca ben ve iş arkadaşlarım, birer sağlık çalışanı olarak, hastalara ilaçlarını vermek ve hasta kabulü sırasında onları muayeneden geçirmek için yaklaşmak ve yakın temasta bulunmak zorundayız. Üstelik dar ve kapalı bir hastane koğuşunda, yani kapalı ortamda, onlarla, haftada en az 36 saat aynı havayı teneffüs ederek yemek yemek ve su içmek de cabası...

Kısacası bir sağlık görevlisi olarak almam gereken tüm tedbirleri almama rağmen, bu virüsün bana da bulaşmasına engel olamadım. Yine bir sağlık görevlisi olmama rağmen bu virüsü kaptığımı çok erken fark edemedim... İlk belirtiler şiddetli bel ağrısı ve mide bulantısı ile gastrit benzeri mide yanmasıydı. Bende zaten kronik bel ağrısı ve gastrit olduğu ve bu şikayetler ara ara nüksettiği için, virüs hiç aklıma gelmedi. Hatta mide doktorumu arayıp randevu aldım. Belime de yakı koydum. Sonradan anladım ki virüs öncelikle, vücudunuzun en hassas olduğunuz yerlerini hedef alıyor. Bu şikayetler, bir hafta kadar devam etti ve 14 Kasım günü, sıtma şeklinde üşüme ve bacaklarda halsizlik de bunlara eklenince, nihayet, virüsten şüphelenmeye başladım. Ertesi gün, boğazımda gıcık hissi, hafif ağrı, balgam ve kuru öksürükle birlikte şüphelerim iyice arttı ve durumumu iş yerine rapor ederek korona testi yaptırmak istedim. Bir gün sonra testim yapıldı ve sonuç pozitif çıktı. Aynı günün gecesi, konuşurken nefesimin kesilmesi ve yüksek nabız nedeniyle hastaneye gittim ve akciğer tomografisi çekildi. Acil doktoru, göğsümde hırıltı olduğunu tespit etti. Kronik bronşit ve astım hastası olduğum için, iki günlük bir steroid tedavisi verdi. Ancak öksürük nöbetlerim şiddetini artırarak devam etti. Bu arada, bronşlardan balgam sökmeye başladım. Sesim konuşamayacak kadar kısıldı. Dolayısıyla dört gün sonra tekrar hastaneye acile gittim. Göğüs filmi çekildi, bu da temiz çıktı, ancak, doktor kronik astım ve bronşit hastası olmamdan mütevellit, bu sefer başka bir tür steroid ilaç tedavisine başlamamı uygun gördü. Steroid ilaç tedavisinin yanı sıra vitamin ilacı, D vitamini ve C vitamini takviyelerinde bulundum. Bu arada doktora Türkiye’de Covid hastalarına, pıhtılaşmayı önleme amaçlı aspirin verildiğini bana da aspirin tavsiye edip etmeyeceğini sordum. Doktor ‘hayır, bu uygulama ilk Covid hastalığı dünyada yayılmaya başlandığı zaman yapılmıştı ama şimdi virüsün pıhtılaşmaya sebep olduğundan o kadar emin değiliz’ dedi.

Anlayacağınız Amerika’da Covid hastaları, semptomlarına göre tedavi ediliyor. Herkese uygulanan standart bir ilaç tedavi rejimi yok. Hastanın 10 günden sonra pozitif olmayacağı düşünülüyor. Hatta işe dönmek için yeniden test istemiyorlar. Ancak, belirtilere dair şikayetler sürüyorsa, hastanın evde izolasyonda kalmasını istiyorlar. Bölgedeki sağlık departmanı, ben hastalığa yakalandıktan 2 hafta sonra arayıp, kimlerle temas halinde olduğumu ve izolasyonumu evde yaşayanlarla birlikte tamamlayıp tamamlamadığımızı sordu. Evde yaşayan bireyler ve evdeki evcil hayvanlar hakkında bilgi aldı. İzolasyonun bitmesinden sonra ise evimize, içinde; iki adet tuvalet kağıdı, bir paket maske, bir el dezenfektanı, ateş ölçmek için derece, kandaki oksijen seviyesini ve nabzı bir arada ölçen alet, bir bulmaca kitabı, çocuklar için bir oyuncak, stres topu, dezenfaktan ıslak mendil, tuzlu fıstık vb. çerezler, bitki çayları ve çeşitli aperatiflerden oluşan bir kutu gönderdiler. Ev halkı olarak izolasyonda kalma kuralına uyup, başkalarına bulaştırma riskinden kaçındığımız için, teşekkür babında...

Bu hastalığa yakalanmanın bir de mali boyutu var tabii. Bahsetmeden olmaz! Bir ambülans hizmeti, iki acil ziyareti, üç kez de doktor vizitesi dahil, sağlık çalışanı olup, zaman zaman Covid-19 hastalarına ya da personeline maruz kaldığım halde, çalıştığım hastane Covid’i işyerimden kaptığımı ispatlayamadığım için, ne çalışamadığım günlerin parasını ne de hastane masraflarını ödemeyi kabul etmiyor.‘Hoş geldiniz kapitalizmin başkenti’ diye, buna denir işte, elden ne gelir! Bu bakımdan, yakın zamanlarda kabul edilen yeni yasayla, Covid hastalığının Türkiye’de sağlık çalışanları açısından, meslek hastalığı olarak kabul edilmesi, çok güzel bir gelişme...

Bu hastalıkla ilgili dikkat çekmek istediğim en önemli husus; virüs kas hücrelerine saldırıyor ve adeta kilitlenmiş gibi kıpırdamakta güçlük çekiyorsunuz. O nedenle nefes egzersizleri ve oda içinde kısa adımlı yürüyüşler akciğer tutulumunu ve pıhtılaşmayı önlemek açısından çok önemli diye, düşünüyorum. Her bireyin sağlık durumu farklı olduğu için, doktor muayenesinden geçmeden hiç bir ilaca başlamanın doğru olmadığı kanısındayım. Bir de; bir kez Covid geçiren kimsenin, bağışıklık kazandığı ve ikincisine yakalansa bile hafif geçireceğine dair yaygın bir inanış var ki bunun da doğru olmadığının altını çizmekte fayda var. Mesela; yaşadığım eyalette, bir başka hastanede çalışan, otuzlu yaşlardaki bir hemşire, iki ya da üç ay aralıklarla üç kez Covid oldu ve her defasında daha ağır geçirdi. Nitekim üçüncüsünde hayatını kaybetti. Burada uzman doktorlar, Covid geçirenlerin sadece kısa süreli bağışıklık kazandığını ve tekerrür halinde daha ağır geçirdiklerini vurguluyorlar. Bu nedenle Covid geçirenlerin, gevşek davranmayıp, tam aksine tedbirli olmaya devam etmeleri gerekiyor.

Aşı konusuna gelince; Amerika’da aşılar, bu ay, yerel sağlık departmanlarına gönderilmeye başlandı. İlk önce sağlık çalışanları ile bakımevlerinde kalan yaşlılar; daha sonra kronik hastalığı bulunanlar ve en son da sağlıklı ve genç nüfus aşılanmaya başlanacak. Öngörülere göre; Haziran sonu gibi tüm Amerikalılar aşıya ulaşmış olacak. Mart ya da Nisan ayları gibi, dileyen eczanelere gidip aşı yaptırabilecek. Yapılan tahminlere göre ise Amerikan kamuoyu, aşı olma konusunda yüzde elli gibi bir oranda istekli görünüyor. Ben dahil çekinceli olan bir kesim;‘bekle ve yan etkileri olup olmadığını gör politikasını benimserken; eşim gibi ciddi kronik sağlık problemi olanlar ise; Covid olma korkusu yaşamaktansa bir an önce aşı olup, bu korkudan kurtulmak istiyorlar...

Bakalım, dünyanın tüm ekonomik, politik ve sosyal düzenini mahveden Covid belası insanlığı daha ne kadar tehdit edecek! Ya da yatırımlarını bilim ve eğitimde insan yetiştirmeye ve kaynak yaratmaya adayan ülkelerin geliştirdiği Covid aşısı sayesinde, dünya ne kadar kısa sürede eski düzenine geri dönebilecek! Bu soruların cevabını buluncaya kadar; maske-mesafe-hijyen ve izolasyon şimdilik en güvenebileceğimiz önlemler, sakın unutmayın...

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 2 yorum var, 2 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Hüseyin Çubuk 3 Aralık 2020 Perşembe 16:26

Aydınlatıcı yazıydı.. Tekrar Geçmış olsun.. Saygı selâmlarımla..

Yorumu oyla      1      0  
Asuman Aşık 3 Aralık 2020 Perşembe 11:17

Her şeyi o kadar güzel anlatmışsın ki çok aydınlandım.aspirin konusunu hep merak ediyordum, aşı konusunda çekincelerim var..Türkiye ile Abd ''yi karşılaştırdım senin yazınla ,sağlığına kavuşmana çok çok sevindim...Güvendiğimiz işin içindeki ayrıca hem sağlıkçı hem gazeteci yazar olarak verdiğin bilgiler çok değerli...sevgiler...

Yorumu oyla      1      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
'Beni korkutan kötülerin baskısı değil iyilerin kayıtsızlığı'
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Menemen Vakası
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Öğretmene biraz ayıp olmuyor mu?
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Yoksulluk
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Trafik adabı
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Kuraklık kader mi?
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Romantik Komünist
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Savrulma!
Kemal ARI
Kemal ARI
Allah senden razı olsun büyük adam!
Filiz SEZER
Filiz SEZER
Belleğin azmi
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva