Ayda ÖZEREN
Kararsız farkındalık
15 Ağustos 2020 Cumartesi

2 milyon öğrenci geçtiğimiz günlerde hayatın anlamını henüz kavrayamadan hayatının geri kalan kısmını nasıl ve nerde geçireceğine karar vermek için ter döktü…

Hiç kolay değil…

Düşün daha 18’indesin…

Gerçek anlamda kendini bildiğin, farkında olduğun zaman dilimi geriye dönük en fazla 5-10 yıl…

Ailen tüm kaynaklarını senin için seferber etmiş. Yememiş yedirmiş, giymemiş giydirmiş.

Okula, özel derse, kursa, baleye, yüzmeye, yarışmaya, müsabakaya taşımış, tatilini kısmış yaz okuluna göndermiş.

Yok dememiş, senin için var etmeye çalışmış…

Gözünden yaş gelmesin diye gözünün bebeğini pamuklara sarmış…Bu korumacılık zaman zaman seni sıkmış, alayına değil belki ama ebeveyne isyan etmeyi bu sayede öğrenmişsin.

Dijital dünyanın içine düşmüşsün. İnternetin “su-elektrik” gibi bir ihtiyaç olduğunu sanmışsın. Her şeye ulaşabilmişsin. Aradığın kitabı 10 saniyede bulup 1 haftada adrese getirtmişsin. Dünyanın en iyi müzelerini çevrimiçi gezebilmiş, çıktığı saniye sevdiğin grubun albümünü dinleyebilmişsin.

Kaçırdığın dizi film yok, 5 sezonu arka arkaya seyredebilmek için uykunu kaçırmaya çalıştığın gecelerin var.

Rekabeti play stationda bir futbol oyununda sanal olarak yaşamışsın. Aşklarını mektuplarla değil, messengerda itiraf etmişsin…

Ama babadan kalma sınav sistemi, seçimler, gelecek kaygısı, işsizlik ve şimdi ailen sayesinde sahip olduklarını yitirme korkusu, ebeveyn beklentisiyle burun buruna gelmişsin.

Üzerindeki baskıyı hissedebiliyor musun?...Ne yapacağım?

Düşün daha 18’indesin…

Çevrende ne istediğini bilen, ilk tercihinin farkında olanlar var…

Doğduğu günden itibaren ne olması, nerede olması gerektiği dikte edilenler var…

Aileden fabrikatörlük, sanayicilik var…

3.kuşağın yürüttüğü işletme var, işin hazır, koltuğun hazır, çalışanların hazır…

5 kuşaktır doktorluk, avukatlık, çiftçilik yapan var…

El var, yordam var, toprak var, imkân var, tecrübe var… Mücadele etmeksizin hazıra konacaklar var…

İçindeki isyanı hissedebiliyor musun?...Ben ne olacağım?

 

Bu kararsız farkındalıkta geleceğe dönük karar alabilmek ne kadar kolay?

Hiçbir şey bilmeksizin, farkında olmaksızın, seçeneklerin daha az iken seçmek daha mı kolay?

Yoksa farklı seçenekleri baştan eleyerek istikrarlı bir şekilde yürüdüğün seçimin mi daha kolay?

Üniversite tercihi “hayat tercihi” gibi gözükür çoğu zaman. Geleceğin ve seçimlerin bir doğruya yanlışa, bir yanlış sıralamaya, birkaç dakikaya, bilmediğin yerden gelmeye bağlıysa

MESLEK seni seçer…

Eninde sonunda bi şey olursun. Elin ekmek tutar, aileni geçindirirsin belki kıt kanaat belki feleğin çemberinden kırk kez geçerek. Sabah dokuz akşam altı gider gelirsin bir robot gibi senelerce belki aynı işyerine…

Verileni yaparsın, düşünmeden çalışırsın, etrafına bakınmazsın. Hayatın döngüsüne kendini kapatırsın. Gelişmek için en ufak bir atılımda bulunmazsın. Farkın sadece o gün değiştirdiğin kıyafetin olur. Kalabalıkta seçilmezsin…

Emekli olur gidersin…

Bu yüzden mesleğin para birimini bir kenara atın karar verirken…Sevebileceğiniz işi kovalayın…

Uğruna çaba gösterdiğin bir hedef, özgürce seçebildiğin bir amaç için odaklanın!

Varoluşsal boşluğa düşmemek için….

Yaptığın işin bir anlamı olmalı. Kattığın değer fark edilmeli, varlığın bir anlam yaratmalı…

Yaptığın işte elde ettiğin başarılar parasal olarak ölçülemez olmalı…

Maneviyat hazzı banknotlarla anlatılamaz olmalı…

Ne yaparsan yap, iyi olmalısın. En iyisi…

Öğreteceksen 40 yıl kölesi olmalı öğrencilerin unutmamalı seni hayatları boyunca…

Üreteceksen mumla aranmalı tarladaki domatesin. Nesilleri büyütmeli toprağındaki terin.

Hizmetin akılda kalmalı. Mesleğe kendi adını altın harflerle yazdırmalısın…İster kahve sat ister traktör…Talep yaratmalısın zekan, çalışkanlığın, emeğin ve tevazuunla.

Yoktan var edeceksen gerçekten ihtiyacı olmalı insanlığın…Vay be iyi ki yapmış dedirtmelisin yüzyıllar boyunca adınla yaşamalısın…

Hırsın paraya değil, dürüstlüğe, yaratıcılığa, liyakate, inandığın değerlere, hizmet ettiğin insanlığa, gelecek nesillere ulaştıracağın kendinden bir parçaya olmalı…

Hayatına anlam katmak istiyorsan eğer;

Seçimlerine sahip çıkmayı, önüne serilen fırsatları iyi değerlendirmeyi, ne olacaksan en iyisi olmaya çalışmayı, öğrenmeyi sürdürmeyi, okumayı, araştırmayı, her düştüğünde yeniden kalkmayı, cesareti, gerektiğinde kendine gülmeyi, kendini geçmeyi, kendini sevmeyi öğrenmelisin evlat…

Bu hayatta yapacağın en önemli tercih “üniversite tercihi” değil;

Bu hayata varlığınla kattıkların,

Hayatını anlamlandırma sürecinde yaptıkların ve

Hayata karşı tutumundur evlat…

Meslek sahibi zaten olacaksın, önemli olan üretken araştıran fayda sağlayan iyi bir insan olmak…

Önemli olan anlam yaratan biri olmak…Doğru eylemlerle doğru yaşam biçimi tercihleri ile…

Victor E. Frankl’ın çok sevdiğim bir sözü var: “İkinci defa yaşıyormuşçasına ve ilk kez hata yapmışçasına yaşayın” –

Kitap Önerisi : İnsanın Anlam Arayışı –Victor E.Frankl (Okuyan Us Yayınları)

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 7 yorum var, 7 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Sevinç Hepakçin 17 Ağustos 2020 Pazartesi 23:11

Aydacım yazın çok güzel, anlamlı ve akıcı, gençlere çok güzel örnek, ellerine sağlık, sevgiler

Yorumu oyla      0      0  
Banu Kınay 16 Ağustos 2020 Pazar 00:12

Aydacim harika bif kitap onerisi . Frankl, bir psikiyatr . Çok da iyi analiz etmiş yaşamı "Gerçekten ihtiyaç duyulan şey, yşama yönelik tutumumuzdaki temel bir değişmeydi. Yaşamdan ne beklediğimizin gerçekten önemli olmadığını, asıl önemli olan şeyin yaşamın bizden ne beklediği olduğunu öğrenmemiz ve dahası umutsuz insanlara öğretmemiz gerekiyordu"

Yorumu oyla      0      0  
Atilla Baysak 15 Ağustos 2020 Cumartesi 21:16

Aydacığım çok iyi yazmışsın, tespitlerin çok doğru.

Yorumu oyla      0      0  
Ayser yenice 15 Ağustos 2020 Cumartesi 19:45

Çok begendim Aydacim

Yorumu oyla      0      0  
Bahar veryeri 15 Ağustos 2020 Cumartesi 12:57

Aydacım bu makale tam bizim içinde olduğumuz durum up to date

Yorumu oyla      0      0  
Nilbanu Ercan 15 Ağustos 2020 Cumartesi 09:56

O zaman yaşamaya devam... Ne şanslıyız ki sevdiğimiz işi yapıp üstüne bir de para kazanabilen insanlardanız... Çocuklarımıza da iyi örnek ve yoldaş oluyoruz.

Yorumu oyla      0      0  
Sevil Tığrak 15 Ağustos 2020 Cumartesi 09:51

?????? mutlu yaşam sürmeleri önemli. hem kendi hayatları hem dünya güzelleşecek.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Ekinoks: Zaman, aydınlanma ve eşitlik…
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Büyükşehir'in, otobüs hibesiyle verdiği mesaj
Kemal ARI
Kemal ARI
Atatürk büyüktür…
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Cübbeli neden ‘İzmir kaynıyor’ dedi?
Aylin AKDOĞAN
Aylin AKDOĞAN
İzmir-İN
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Anahtar liste
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Çeşme Projesi’nde iktidar-muhalefet ortaklığı
Tayfun MARO
Tayfun MARO
İzmir aşkı
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
ABD, CHP’yi istemiyor!
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Yunan halkı ile kalıcı dostluk nasıl kurulabilir?
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva