Harun ÖZDEMİR
İslâmcı Şehir olabilir mi?!
9 Mayıs 2016 Pazartesi

Bir kent kurmayı tasarlamak ve inşaya koyulmak, hakikaten büyük beyinlerin kalkışabileceği uzun soluklu bir iştir. Hayallerini anlayabilecek mimarlar ve mühendisleri bulabilen liderler, tarihi kalıcı bir şekilde değiştirebilmiştir.

Yeni Kent” tasarlamak, yalnızca birbirini tamamlayan fonksiyonel ve estetik mimari eserleri inşaya niyetlenmekle sınırlı değildir; bundan çok daha fazlasıdır!

Geleceğin sektörlerini öngörüp yeni hayatı başlatmak, ancak “kompleks” işbölümünü yapabilecek ekonomik ve sosyal yapıya ilişkin “örnekler”i yeni kentte hayata geçirebilmekle mümkündür.

Tarihte ne kadar medeniyet kurulmuşsa bunların temelleri, dâhiyane bir şekilde tasarlanmış “yeni kent”lerde atılabilmiştir.

Çok sayıdaki Mezopotamya kenti; Eski Mısır’da Teb, Abidos ve Memphis; Ege’de kurulan 12 İonia kenti, Atina, Roma, Kudüs, İstanbul, Pekin, Medine, Bağdat, Şam, Kahire, Kordoba, Londra, Paris, Viyana, Moskova, St.Petesburg… üzerinde medeniyetin temellerinin atıldığı kentlere örnek gösterilebilir. Bu kentler iyi tasarlandığı için, hızla büyüyüp medeniyet merkezi olabilmişlerdir.

Söz konusu kentlerin hepsi büyük düşünebilen devlet adamları tarafından kurulmuştur.

***

Her şey hayal etmekle başlar!

Hayali olmayanlar, günlük yaşar. Hiçbir ciddi sorunu da çözemez!

Bir kenti tasavvur edemeyen devlet adamlarının en iyisi, ancak; “yapı” bazında cami, katedral, saray, şato, çeşme, kervansaray, yol, köprü, okul, fabrika… yapabilir. Ülkeye serpiştirilmiş bu tür yapılar arasında da yeni bir yaşam inşa etmek mümkün olmaz.

Fatih Sultan Mehmet, en azından İstanbul’da Fatih gibi bir semti kurabilmiştir. Arkadan gelenler ise; şahane de olsa ancak yapı bazında birer ikişer bina yapabilmişlerdir. Mustafa Kemal’e kadar sıfırdan bir kentin önemini kavrayan bir devlet adamı çıkmamıştır. 

Yeni bir kent üzerinde düşünmek, ancak yeni bir medeniyet hayali kurmak ve rüyasına kapılmakla ilgilidir.

Her lider, büyük projelere imza atmak ister!

Ama çoğu lider, büyük düşünmenin ne olduğunu bile bilmeden ölür!

Liderlerin yakın çevrelerinin en büyük marifeti, bitmeyen düşmanlar icat etmek ise o lidere kimse yardımcı olamaz! Düşman üretme becerisini hikmet-i hükümet sananlara bir sözümüz olamaz! Tanrı onları korusun! Yaptıklarıyla övünebilirler!  

***

Her lideri sürekli tedirgin eden, başarıdan alıkoymaya çalışan düşmanlar;

30 yaşındaki Çar I.Petro’ya da soğuk terler döktürmüşler; ancak St. Petersburg(1703-1725)’un temelini atmaktan alıkoyamamışlardır. III. Napolyon(1853-1867)’un Paris’i, Avusturya Kralı Franz Joseph (1857-1888)’in 25 yaşında Viyana’nın inşasına engel olamamışlardır.

Mustafa Kemal’i de, Ankara’nın temellerini atarken kuş tüyü yataklarda uyutmamışlardı!

***

Sellerin sürükleyip getirdiği alüvyon yığınları gibi… Savaşların… Ekonomik ve sosyal krizlerin taşıdığı insan yığınları da plansız şekilde gecekondu kentler kurabilir.

Hızla ve hoyratça tükettiğimiz İstanbul’a anlam veremeyenler, Ankara’yı da anlayamadı.

Alüvyon yığını insanların oluşturduğu gecekondular, kimseyi mutlu edemediği gibi huzur da vermedi!

Alüvyon topraklar ne kadar verimli ise alüvyon yığını insanlar ve gecekondular da tarımdan yüz kat daha kazandıran rantlar yaratabildi!

Küçük ve basit… Sadece yapı bazında tasarlanmış… Evden çok deliğe veya oyuğa benzeyen çirkinlik abidesi inler… Sakinlerini mutlu etmese de müteahhitlere ve imar bürokrasisine fabrika işletmekten daha çok para kazandırabildi. Bu durumdan çıkarabileceğimiz ders, % 99’ü Müslüman olan bir ülkede bundan daha iyi olamazdı!

Yeni bir kenti hayal dahi edemeyenlerin gecekonduları fırsata dönüştürmekten başka ne emelleri olabilirdi ki?!

Hani diyorum, Hıristiyan olsaydık belki içimizden bu gidişe dur diyen mimarlar, mühendisler ve müteahhitler çıkabilirdi!  

Ne devşirebiliyoruz ne de dışarıdan kent mimarları getirebiliyoruz!

Din de değiştiremeyeceğimize göre “Kaderimiz!” deyip katlanıyoruz!

Yanlış anlaşılmasın; bu tablo bütün İslâm ülkelerinde de aynı; Dubai gibi kime ve neye hizmet ettiği bilinmeyen birkaç kent hariç!

Beş vakit namazın kılındığı, 100 bine yaklaşan cami ve mescitleri mütemadiyen doldurup boşaltan 21.yüzyılın Müslümanlarınca hala ;“yeni kent” ne demektir, niçin gereklidir, terörü, yoksulluğu önlemeye, insan olmaya ve insanca yaşamaya… faydası var mıdır… bu konular düşünülmüş değildir! 

Anlaşılan o ki, sözünü ettiğimiz “İslâmcı Kent”; nice ulum- şeriyye ve ulum-u funun tahsiline rağmen henüz mümkün değildir!

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 5 yorum var, 5 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
10 Mayıs 2016 Salı 11:44

Ortadoğu Müslüman şehirlerine bir göz attığımızda gördüğümüz nedir?düzensiz, kontrolsüz, gelişigüzel yapılaşma.gri bir kent görünümğ, yarım kalmış binalar, sıvasız binala, toprak-çamur yollar insanın ruhunu yoran görüntüler, insanın ruhunu besleyen rahatlatan estetikten yoksun. bu estetik yoksunluğu bizim şehirlerde de yok mu? fazlasıyla var. mütehitler bina yaparken, estetiğe, mimariye önem vermiyor.bir yanda gecekondulaşmaya izin verilirken diğer yandan kentlerin mimari özellikten yoksun binaları birer beton yığınına dönüşüyor.suudi kentleri birer islam kentleri diyebiliriz, kadınların ancak bir erkek refakatinde sokağa çıkabildikleri bir vahabi anlayışı ki, bu islamla ne kadar bağdaşır?

Yorumu oyla      0      0  
Enes YALÇIN 9 Mayıs 2016 Pazartesi 15:10

Kentten kaçalım, bulabilirsek şehre koşalım. Avm şeklinde cereyan eden çarşıyı terk edip bize ait olan bazarda buluşalım.

Yorumu oyla      0      0  
m.y. 9 Mayıs 2016 Pazartesi 12:11

kentlerin korunmasına yönelik, baktığımızda, büyük projelerden biride Osmanlı izmirinde gediz nehrinin alivüyonlarla izmir körfezini kapatmaması için 1860 larda yapılan yatağının değiştirilmesi işlemidir. bu yabancı mühendislerin projeleri ile gediz nehrinin bugünkü yatağının ve rotasının açılarak körfezin kurtarılmasını sağlamıştır.projenin başındaki ragıp paşanın ismide burada yapılan bir dalyana verilmiştir.yaklaşık 150 yıl önce Osmanlının gösterdiği korumacılığa bugün devlettin körfez derinleştirme ve yüzülebilir körfez projesine körfezin kurtarılması için hala çed raporu çıkmamış olması düşündürücüdür.

Yorumu oyla      0      0  
muhalif 9 Mayıs 2016 Pazartesi 12:01

şehirleşmek ayrı bir şey, bir kültür meselesi, kentleşmeye dini, sosyal yaşam olarak tutturabiliriz.hristiyanlar tarım toplumundan, sanayi toplumuna geçebilmiş bir toplum, islam toplumu ise tarım toplumunu bile geçememiş, yani biraz kaderci ve herşeyi "Allahtan" bekleyen bir anlayış. kuranın "oku" emrinide sadece kutsal metinleriin orijinalini okumak olarak anlamış.müslümanlar ancak 21.yy.da petrol dolarları ile batı takldi kentler üretmekte,gökdelenler diktirmekte,mekkede lonradaki bigbeni taklik etmekte, dubaide newyorku, batının şeklini almakta fikir ve düşüncesini reddetmekte.bu da iğreti durmakta.deveden lüx otomobillere terfi etmekte ama,kendisi üretememekte.

Yorumu oyla      0      0  
Hüseyin Ahmetoğlu 9 Mayıs 2016 Pazartesi 08:37

Kentin vazgeçtik de mahalle aralarındaki o eski ahenk,dostluk,muhabbet Bitmiş.birilerin istilasına uğramış gibiyiz Allah sonumuzu hayırlı eylesin

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Sekülarizm kıskacı
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Nasıl zır cahil bırakıldık nasıl mankafalaştırıldık!
Nüvit TOKDEMİR
Nüvit TOKDEMİR
Çocuklara kıymayın efendiler!
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Eskiden ne TEOG vardı, ne MEOG… Ne kadar mutluyduk biz…
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Dünyadan koparken
Serdar DEĞİRMENCİ
Serdar DEĞİRMENCİ
Kabahatin çoğu
Fatih YAPAR
Fatih YAPAR
Orda bir köy var uzakta
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Dijital Kültür de kalıcıdır Özdemir Abi…
Aylin AKDOĞAN
Aylin AKDOĞAN
İZMİR-İN
Neşe ÖNEN
Neşe ÖNEN
Tırışkadan Masallar ve Adalet!
ÇOK OKUNANLAR
SPOR CAFE
Suavi YARDIMOĞLU
Suavi YARDIMOĞLU
Sportif izdüşümler (3)
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva