Nedim ATİLLA
Geç kalmak, adalet ve liyakat
25 Haziran 2019 Salı

Bir ülkenin hayatında da insanın yaşamında da hiçbir geç kalma kayıp değildir. Tarihsel birikim bize gösteriyor ki, geç kalınmış şeyler çoğu zaman daha değerlidir. İstanbul sonuçlarına böyle bakmak gerek diye düşünüyorum.

Seçim süreci bittiğine göre 2.5 aydır yazmadığım bir şeyleri yazayım şimdi…

Yeni başkanlardan ne beklerim: Atamaların liyakat ve ehliyet esasına göre yapıldığı, sadece belirli derneklerin gözetilmediği, hakkaniyetin gözetildiği, eleştirinin suç olmadığı, ranta dava denilmediği yerel yöneticilik…

Ayrıca siyasetin gönüllülük esası çerçevesinde tüm politikacılardan beklediklerimi yeni başkanlardan beklerim:

Adalet ve liyakat… Nezaket ve saygı… İnsaf ve hakkaniyet…  Merhamet ve empati…  Hoşgörü ve tahammül… Samimiyet ve tutarlılık… Muhakeme ve sorgulama… Gayret ve emek…

Yineleyeyim şimdi… Yerel seçimden çıkarılacak ders net: Kentli kentine sahip çıkıyor.  Demek ki artık kentler çokça tanığı olduğumuz “ben-bilirimci” davranışla değil, demokratik anlayışla yönetilmeli.  Burada hedef net olmalı: Buyurgan değil, akla, bilime saygılı, demokratik, paylaşımcı belediyecilik.

Gazeteciliğin birinci kuralı eleştirmek olduğuna göre bu ilkelere uymayan belediyecileri bundan sonra da eleştireceğiz tabii ki…

***

Liyakat, Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü’nde “bir kimsenin, kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumu” olarak tanımlanıyor. Liyakat, ayrıca, Latince kazanmak, hak etmek anlamına gelen mereo kökünün, Yunanca güç, iktidar anlamına gelen kratia sözcüğü ile birleşiminin “meritokrasi” olarak Türkçeleştirilmiş haliyle de karşımıza çıkıyor.

Yeterlilik ilkesi olarak da adlandırabileceğimiz liyakat, verilen görevi başarı ile yapabilme yetisi olarak tanımlanabilir. Göreve kabul edilme ve yükselmelerde “bilgi, görgü ve diplomayı” esas alan bir anlayıştır.

Bu bağlamda liyakat; toplumda değerlerin ve hak edenlerin üst kademelerde yer bulmasını öngörmekte ve hem kamu sektöründe hem özel sektörde idare erkinin, kayırma olmadan, bilgi, başarı ve yetenek kıstaslarına göre şekillenmesine olanak tanımaktadır.

Seffaflik.org adlı sitede geniş geniş okuyabileceğiniz gibi Türkiye’de anayasal ve yasal açıdan, liyakat sistemine ilişkin düzenlemeler bulunsa da, Türkiye Şeffaflık Sistemi’nin belirleyici özelliklerinden olan yasalarla uygulama arasındaki uçurum liyakat konusunda da kendini göstermektedir.

Demokrasinin ve hukuk devletinin temellerinden olan devletin vatandaşa eşit mesafede bulunması gerekliliği maalesef yaygın kayırmacılık ve siyasi patronaj sistemi yüzünden zarar görmektedir. Sadece belli kurumlara özgü olmayıp kamu personel sisteminin neredeyse tamamına yerleşmiş olan kayırmacılık, bürokrasinin siyasal tarafsızlığını azaltarak işleyişine zarar vermektedir. Bu eksende, Türkiye’de yozlaşmış bir liyakat modelinin olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Liyakat ilkesinin tesisi, Türkiye’de şeffaflık sisteminin sağlıklı işleyişi için atılması gereken adımların başında gelmektedir. Liyakat ölçütleri sağlandığı sürece yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık gibi suçlarla baş edebilmek mümkündür.

***

Ekrem İmamoğlu bütün belediye başkanlarına, hatta kendi partisi içindeki bazı kurnazlara da ders vererek başlamış: “Artık partizanlık bitti! Artık liyakat ve ahlak var ahlak! Artık hak, hukuk, adalet var!... Liyakatle ve çalışkan olan herkes benimle çalışabilir. Referans kağıtlarıyla işe girme dönemi bitmiştir…”

Dileriz öyle olur…

Bu sözleri İmamoğlu’nun “kimseye diyet borcum yok”şeklinde okumak gerekir. Keşke tüm başkanların ödeyecek diyetleri olmasa…

Ekrem İmamoğlu’nun zafer konuşmasında rövanşist cümleler de kurmamış olmasını da çok önemsiyorum. İlk açıklamasında hiç sözetmediği Cumhuriyet ve Atatürk vurgularının da Beylikdüzü’nde dile getirilmesi gibi…

İmamoğlu, önce İstanbul’un sonra bütün Türkiye’nin binebileceği yeni bir gemiyi denize indirdi. Bu geminin demokrasi, adalet, liyakat ve sevgiden oluştuğunu söylüyor, herkese bu gemide yer olduğu mesajını veriyor… Ne güzel değil mi?

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Mesele S-400 değil
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Referanduma gidin!
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Tarımın hal-i pürmelali!(*)
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Savrulmak
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
‘Cesur yürek’
Abdi KARAGÖZOĞLU
Abdi KARAGÖZOĞLU
1914 Altay Ruhu
Fatih YAPAR
Fatih YAPAR
Aşktın sen, gidişinden bildim seni!
Nüvit TOKDEMİR
Nüvit TOKDEMİR
Yokluk içinde
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Değerli hocalarımdan iki kıymetli kitap
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
Hard Talk’da İmamoğlu
ÇOK OKUNANLAR
SPOR CAFE
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva