Hüseyin ASLAN
Ekonominin yüzde 30’u kayıt dışı…
11 Şubat 2019 Pazartesi

Vergi vermek; yurttaşlık bilincinin gelişmesi açısından son derece önemlidir. Yurttaşlık bilincini geliştirmek için “vergi mükellefi” sayısının arttırılmasına ihtiyaç var. Çünkü; vergi veren insanın bu vergilerin ülkeyi yönetenler tarafından nasıl harcandığı konusunda “hesap sorma” sorumluluğu ve yeteneği gelişir.

Aynı zamanda; ülkeyi yönetenler de “hesap verme” yükümlülüğünü hissederler. Böylece; “hesap sorabilen” bir toplum ve “hesap verebilen” bir “yönetim”le demokrasi şeffaflaşarak kalite kazanır.

82 milyon nüfusa sahip olan ülkemizde 11 milyon “mükellef” sayısı yetersizdir.

Oysa; ABD ve Japonya’da nüfusun yarısı “vergi mükellefi”dir.

Türkiye’de işin kolayına kaçılıyor; vergiler “kaynağında” tahsil ediliyor. Daha açık bir anlatımla; işçi ve memurdan vergi “bordro”da kesiliyor, aybaşında maaşını alırken vergisini de “peşin” ödüyor.

Üstelik; “sefalet” ücreti diye tanımlanan asgari ücretliden de vergi alınıyor.

Bu arada; gelir vergisi tablosuna baktığımızda, toplam gelir vergisinin ancak yüzde 4’ü “beyanname” vermek suretiyle toplanıyor. Diğer kısımlar ise “kaynak”ta toplanıyor.

Kaynakta tahsil edilen gelir vergisinin yüzde 67’sini de çalışan kesim, daha anlaşılır bir ifadeyle işçi ve memurlar ödüyor.

Öte yandan; uzmanlardan alınan bilgiye göre; Kurumlar Vergisi’nde ilk 10 mükellef, toplam verginin yüzde 20’sini, ilk 100 mükellef ise yüzde 44’ünü ödüyor.

Çözüm; “vergi adaleti”ni eksiksiz sağlamaktan geçiyor. Bunun yolu da; sadece işçiye, memura, çalışan kesime “yüklenmek”ten değil; vergi tabanını genişleterek “mükellef” sayısını artırmaktan ve “vergi adalet”ini sağlamaktan geçiyor.

TOPLAM MÜKELLEF 11 MİLYON
Gelir idaresi Başkanlığı istatistiklere göre; 2018 Ekim ayı itibariyle toplam “mükellef” sayısı 10 milyon 962 bin.

Bu arada; Gelir Vergisi mükellef sayısı 11 milyon 922 bin, kira gelirinden beyanname veren mükellef sayısı 1 milyon 993 bin, kurumlar vergisi mükellef sayısı 802 bin. KDV mükellefi sayısı 2 milyon 672 bin.

Ayrıca; vergi gelirlerinin yüzde 60’ını Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ve Katma Değer Vergisi (KDV) gelirleri oluşturuyor.

Önemli bir nokta da; seçim ortamında ve ekonomik “kriz” sürecinde devlet; belli bir süre, belli oranlarda ÖTV ve KDV almamak suretiyle ekonomiyi canlandırmaya çalışıyor. Bunun adı; gelir kaybıdır.

Ekonomide “kayıt dışı”lığı, ekonomik kriz, vergi mevzuatının karmaşıklığı, istisnalar ve muafiyetler de tetikliyor.

ADALETSİZ VERGİ
Unutmayalım ki; enflasyon (hayat pahallılığı) adı konmamış “adaletsiz” bir vergi türüdür.

TUİK’in açıklanan Ocak ayı tüketici fiyat artışları %1.06 olurken yıllık artış %20.35’e yükseldi.

Ocak Ayı’nda en yüksek artış %6.43’le gıda ve alkolsüz içecekler gurubunda gerçekleşti. Yıllık bazda gıda enflasyonu (gıdadaki fiyat artışı) %30.97’ye çıktı.

Bu tablo; dar ve sabit gelirlilerin yüksek enflasyondan en çok etkilenen kesim olduğunu gösteriyor.

Ayrıca; vergi indirimlerinin sona ermesiyle hayat pahallılığının, enflasyondaki yükselişin devam etme riski taşıdığını gösteriyor.

Bir yandan gıda fiyatlarındaki “anormal” yükseliş, diğer yandan da ekonomideki daralma vergi gelirlerindeki azalma; “seçim ortamı”nda Hükümet’i yeni “arayış”a yöneltti.

Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, gıda fiyatlarındaki artışı “kontrol” altına alabilmek için belediyelerin “tanzim satış” noktaları oluşturacağını açıkladı.

Aslında gözden kaçan nokta; zirai ilaçtan gübre ve mazota kadar tarımda meydana gelen maliyet artışı, çiftçinin “ekip-biçmek”ten vazgeçmesi ve oluşan üretim azalmasıdır.

İthalata “ağırlık” vererek fiyat artışını önlemeye çalışmak, çiftçiyi üretimden caydırmaktan başka sonuç vermez.

Çare; maliyeti düşürecek ve üretimi artıracak bir politikayı uygulamaktır.

Sonuç olarak: Çare; ekonominin “makro” dengelerini sağlamak, adil vergi düzeniyle vergi tabanını genişletmek ve ekonominin tümünü “kayıt altı”na almaktır.

Tarım sektöründe de fiyat artışlarını “dizginlemek”; ancak, maliyet artışını “frenlemek” ve üretimi özendirmekle mümkündür.

Tanzim satış noktaları oluşturmak ve ithalata yönelmek; “seçim ortamı” için uygulamaya konulan geçici çözümdür.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
zfg 13 Şubat 2019 Çarşamba 09:59

güzel bir inceleme yazısı

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Toplantıda dünya kurtarılmaz
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Neden bu seçimin “heyecanı” yok?
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
Tunç Soyer
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Sevgililer Günü
Nüvit TOKDEMİR
Nüvit TOKDEMİR
Gidiyor!
Hanzade ÜNUZ
Hanzade ÜNUZ
Tramvaydaki yaşam tarzı
Işıl Öztürk BULUT
Işıl Öztürk BULUT
Artık yetmez mi?
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Araştırayım dedim… Gerisini hatırlamıyorum!
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Hiyerarşik yapılar çözülüyor
Cemil DİRİM
Cemil DİRİM
Sağlıkta vatandaşın haklarını kim koruyacak?
ÇOK OKUNANLAR
SPOR CAFE
Suavi YARDIMOĞLU
Suavi YARDIMOĞLU
Sportif izdüşümler (3)
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva