Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Dünyanın geleceğini planlamak?
22 Ekim 2020 Perşembe

Salgın nedeniyle evimizde kaldığımız zaman içinde bir kitap sever olarak Şevket Süreyya Aydemir’in “Kırmızı Mektuplar ve Son yazılar” adlı kitabını okudum.

Bu kitap ışığında  Aydemir’in uzak görüşlüğünü  yansıtmadan önce, yaşamı  hakkında kısa bilgi vermek yerinde olacak.

Aydemir,Edirne Öğretmen Okulu’nu bitirdi. Kuşağının büyük çoğunluğu gibi O da Turancılık akımının ateşli bir taraftarıydı.  Azerbaycan’da kurulan hükümete öğretmen olarak atanarak 1919-20 yıllarını Azerbaycan’da geçti. Ancak Kafkasya’nın çok etnikli yapısını görünce Turancı düşüncelerinin doğru olup olmadığını sorgulamaya başladı. Bakü’de yapılan Türkiye Gizli Komünist Fırkası’na katıldı ve sonrasında da  Türkiye Komünist Parti(TKP)’ye girdi. Moskova’ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’ne (KUTV) kaydoldu. Ekonomi eğitimi gördükten sonra 1923 yılında Türkiye’ye döndü.

Aydemir, Türkiye’ye döndükten sonra, “Aydınlık” dergisinde komünist fikirleri yaymaya çalışan yazılar yazdı ve tutuklandı. 1927’de çıkarılan genel aftan yararlanarak hapisten çıktı. Bundan sonra bir tür “milliyetçi komünizm” anlayışını savunmaya başladıysa da, Türkiye için geçerli düşüncenin “Kemalizm olduğu görüşü”nü kabul etti.Bu görüş değişikliği sonucunda, Vedat Nedim Tör’le birlikte TKP’den ayrıldı.

Aydemir, 1928’de bürokrat olarak Ankara’da çalışmaya başladı. 1932 yılında Atatürk’ün isteği üzerine Yakup Kadri Karaosmanoğlu ile birlikte “Kadro” dergisini çıkarttı.

Aydemir, bir düşün adamı olarak,çoğumuzun bildiği  “Tek Adam”, “İkinci Adam”, “Menderes’in Dramı”, “Enver Paşa” gibi biyografik kitaplar ve “Suyu Arayan Adam” gibi otobiyografik denemeler dışında “Toprak Uyanırsa” ve “Kahramanlar Doğmalıydı” adlı romanları da yazdı

“Kırmızı Mektuplar ve Son Yazılar”, Aydemir'in 1979 yılında ölümünden beş yıl sonra yayınlanan son kitabıdır. Kitap,KUTV’dan arkadaşı olan Rus Pavel ve Çinli Liu Shaco-chi ile olan özel yazışmalarını ve ölmeden önce kaleme aldığı son yazılarını  içeriyor.

Kitabda Çin ile öngörüleri de var.Aydemir şöyle diyor; “Ama anlaşılıyor ki şimdi dünyada bir başka Çin var. Hatta yarınki yüzyıl, belki bir Çin yüzyılı olabilir. Fakat bugün de dünyanın terazisinde büyük ağırlık, Uzakdoğu'dadır. Dünya nüfusunun üçte biri kadar Çinlidir. Dünyada doğan her dört çocuktan biri Çin’de doğuyor. Ve yüzyılımızın sonunda, yani 2.000 yılında Çin, dünya terazisine, bir milyarlık nüfusunu koyacaktır.”

Bu öngörü Çin’in ekonomi büyümesiyle doğrulandı.

Günümüz uzmanları da Çin’in ekonomik başarısını büyük ölçüde istikrarlı hükümetlere; sabırlı stratejik planlamaya; yüksek tasarruf ve yatırım oranlarına; dinamik (devlet destekli) ticaret, yatırım ve sanayi politikalarına; enflasyonun ve kamu açıklarının  denetimine  ağırlık veren makroekonomik politikalara, aile bağlarına dayalı disiplinli iş ve ahlak anlayışına dayandığına değiniyorlar. Bu  durumuyla Batı emperyalizminin cenderesinden çıkmak isteyen gelişme yolundaki ülkelere kalkınma modeli  olarak ilham kaynağı olabileceğini bildiriyorlar.

Bununla birlikte ekonomik büyüme ile yetinilmemesi,salt ekonomik büyümenin  zengin yoksul ayrımını derinleştirdiği, toplumda gerilimlere yol açtığı, enerji güvenliği ve ekolojik tahribat nedenleriyle Çin’e ağır maliyetler getirdiği belirtilmekte, “dengeli kalkınma”, “büyümenin kalitesinin iyileştirilmesi” ve “ekonomik toplum” gibi yaklaşımların dile getirilmesi doğrultusunda gelişmeler var. Çin mucizesinin devamının ancak ve ancak büyümenin kalitesini arttırmakla  olabileceği dile getiriliyor.

Aslında dile getirmeye çalıştığım ana tema, elbette Çin Mucizesi’nin nedenlerini  irdelemek değil.

Birincisi;Türkiye’de de bunu öngören düşün adamlarının olduğu idi.Bunlardan birisi de Aydemir’dir. ”Suyu Arayan Adam” kitabında  da “21.yüzyıl bir Çin yüzyılı olabilir”sözlerini yazmıştı.

İkincisi de şu; Türkiye ekonomiden dış siyasete değin geleceğini  planlarken Çin Mucizesi’nin nedenlerini görmeli mi?

Ancak kesinlikle ve kesinlikle  dikkate alınması nokta ise; “Amerikan Öykünmesinden Çin Öykünmesine de geçilmemeli” derim.

Aslında Atatürk önderliğindeki Türk Milli Mücadelesi ve devrimlerinin, XX. yüzyılın başlarında emperyalizmin esareti altında olan ve uluslaşamayan birçok doğulu topluma örnek olduğu gibi Çin’deki  milli uyanışı hareketine de örnek olduğu biliniyor.

Bu bağlamda,Türkiye özelinde olduğu üzere dünyanın da  geleceğini planlarken öncelikle  neo-liberal  sistemin değiştirilemez yaklaşımının  değiştirilebileceğini kavramak ve kamu önderliğinde planlı ekonomi-politikanın devreye girmesinden başka çarenin olmadığını belirtmek gerekiyor.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Veda zamanı geldiğinde…
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Bir Başkadır Artistik Kanıtlar
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Sarışın fettan efsane!
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Yalanın gücü
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Al sana mücbir sebep!
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Derdim bir olsaydı ağlamak kolaydı
Filiz SEZER
Filiz SEZER
Yalnızlık senfonisi
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Çevreyi, Çevre Bakanlığı’ndan korumak!
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Vazgeçmenin zamanı
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Tombaladan başkan!
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva