Kemal ANADOL
Cüruf: Demir boku!
18 Eylül 2021 Cumartesi

Okurlarımdan özür diliyorum. Yukarıdaki başlık bana ait değil. Türk Dil Kurumu’nun 1988 baskısı Türkçe Sözlüğün 285. sayfasında cürufun karşılığı aynen şöyle: Maden posası, demir boku, dışık. Sözü Aliağa’da Nemrut Körfezi arkasında üretim yapan demir-çelik fabrikalarından çıkan cürufa getireceğimi anlamışsınızdır.

Konuya girmeden önce ülkemizdeki demir-çelik sanayii ile ilgili kısa bir bilgi vermek istiyorum. Bazı okurlarımın “Ne alâka?” diye söylendiklerini duyar gibiyim. Doğru ben hukukçuyum, metalürji mühendisi değilim. Ama yaşam insanlara her zaman yeni bir şey öğretiyor. Ordu 12 Mart 1971 muhtırasını verdiği zaman CHP Karadeniz Ereğlisi İlçe Başkanıydım. Malûm Ereğli’de ülkemizin üç entegre demir-çelik fabrikasından biri olan ERDEMİR var. Adı Ayşe olan Erdemir yüksek fırını, bakıma alınması gerekirken üretim zorlaması sonucu delinince 1. Ordu ve Sıkıyönetim Komutanı Faik Türün sabotaj suçlamasıyla işçilerle birlikte beni de Harbiye zindanlarına tıkmıştı. Bugün Askeri Müze olan Harbiye o günlerde İstanbul Merkez Komutanlığıydı. Radyoda ve basında yayınlanan sıkıyönetim bildirilerinde Ayşe’yi delen sabotajcılar olarak suçlanmış, ülkeye teşhir edilmiştik. Bereket fabrikada Amerikalı uzmanlar vardı. Onlar verdikleri raporda, Ayşe’yi delenlerin o günün jargonuyla Marksist/Leninistler değil yüksek fırını bakıma almayan yöneticiler olduğunu yazınca bu işten zor belâ kurtulmuş, yattığımızla kalmıştık. İki yıl sonra da 1973 seçimlerinde merhum Bülent Ecevit’le birlikte Zonguldak Milletvekili seçilmiştim. Kafayı demir-çeliğe takmıştım bir kez. Bu nedenle senatör ve milletvekillerinin ortaklaşa yer aldığı Kamu İktisadi Teşekkülleri (KİT) komisyonuna girdim. Bu komisyona bağlı demir-çelik alt komisyonunun da başkanı oldum. Bu görevim 1977 seçimlerinden sonra da devam etti. Komisyona gelen Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu uzmanlarından, metalürji mühendislerinden, Karabük ve İskenderun fabrikaları yöneticilerinden çok şey öğrendim.

Türkiye’de üç entegre demir-çelik kuruluşu vardır. Ereğli Demir-Çelik (ERDEMİR), Karabük Demir-Çelik (KARDEMİR) ve İskenderun Demir-Çelik (İSDEMİR). Entegre tesisler %70 demir cevheri, %30 hurda ve kok kömürü ile çalışırlar. İster çubuk demir isterse yassı üretim yapsın özel sektöre ait diğer demir-çelik fabrikaları ise %100 hurda ve elektrik enerjisi ile üretim yaparlar. Yazımızın konusu ikinci fabrikalardır. Bunların tamamı hurda ile çalışınca sağlanması ana sorun olarak karşımıza çıkıyor. Ülkemizde 17 milyon ton civarında hurda birikimi var. Bu miktar yetersiz kalıyor. Dışarıya en fazla hurda satanlar ise ABD ile AB ülkeleridir. Bunlardan zorunlu olarak ortalama 25 milyon ton ithalat yapılıyor. Yani Nemrut Körfezi’nde bekleyen gemilerin çoğu yurt dışından hurda getiriyorlar. 25 milyon ton hurdaya verdiğimiz döviz, cari açığın %8 ile 10’unu oluşturuyor. Bu açığı da üretilen ve ihraç edilen çelikle kapatıyor hatta kâra geçiyoruz. Korona salgını nedeniyle ABD ve AB ülkelerindeki demir-çelik fabrikaları çalışmayınca gerek entegre kuruluşlarımız gerekse özel sektör fabrikaları altın yıllarını yaşadılar. Gazetelerin ekonomi sayfaları, hurda ile üretim yapan tesislerin ton başına 200 ile 300 dolar arasında kâr ettiklerini yazıyor.

Bu bilgilerden sonra konuya girebiliriz. Aliağa’daki fabrikaların üretiminden geriye adına cüruf denilen, Türk Dil Kurumunun “demir boku” olarak adlandırdığı dışık kalıyor. Bu cüruf nereye konulacak, nereye dökülecektir? Ülkemizde ve dünyada metalurji sektörünün en büyük sorunu budur! Çünkü cüruf, içeriği ile doğrudan çevre sorunu yaratan bir maddedir. Yağmur suyu ile birleşince çözülmekte, insanlara, canlılara, bitkilere ve havaya zarar vermektedir. Sanayileşme bir ülke için elbette gereklidir. Ancak her sanayi kuruluşunun çevreye zarar vereceği de bilimsel bir gerçektir. Bu durumda yapılacak şey bu zararı en aza indirmek, ona göre önlem almaktır. Kısaca, cürufun bırakılacağı, döküleceği yeri özenle seçmek; ormandan, bitki örtüsünden, su kaynaklarından ve yerleşim yerlerinden uzak tutmaktır.

Bu durumda işverenlerin de kârdan zarar etmeyi göze alarak ulaşım maliyetini üstlenmeleri ve çevreye duyarlı olmaları gerekiyor.

İzmir’de böyle olmamıştır. 1/100 binlik planda Şehit Kemal Mahallesinin arkasında, tarımsal üretimin dışındaki bölge cüruf döküm alanı olarak görünüyordu. Ancak demir-çelik tesislerinin oluşturduğu şirket, İzmir İli, Foça İlçesi, Kozbeyli Köyü Gölyüzü Mevkiinde “Cüruf Geri Kazanımı, Beton Parke ve Bordür Yapımı, Dolgu Malzemesi ve Cüruf Depolama Tesisi” için İzmir Valiliğine başvurmuştur. Çünkü Gölyüzü fabrikalara çok daha yakındır. Valilik, 14.07.2011 tarih ve 1005 sayılı kararıyla “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” Kararı ve belgesini başvuru sahiplerine vermiştir. Bu karara karşı dönemin Foça ve Menemen Belediyeleri, Menemen ve Foça Ziraat Odaları ile bazı meslek odaları ve özel kişiler yargı yoluna gitmişlerdir. Üzülerek yazmak zorundayım, davalar devam ederken İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi 14.06.2013 tarih ve 97509404.301.05.868 sayılı kararla Gölyüzü’nü “Cüruf Depolama ve Cüruf Geri Kazanım Alanı” olarak belirlemiştir. Gölyüzü, ormanların, zeytin ağaçlarının ortasında, içinde su kaynaklarının bulunduğu bir doğa güzelliği iken bugün tam bir çevre felâketi yaşamakta, cüruf yığınları tepeler oluşturmaktadır. Gölyüzü’nün çevresinde Yeniköy, Kozbeyli, Gencelli, Horozgediği gibi yerleşim yerleri bulunmaktadır. İddiaya göre, Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararına karşı Gölyüzü’ne cüruf dökülmeye devam ediliyor. Turizm alanında yıldızı parlayan Kozbeyli’nin bir yanından giren ve dar sokaklarda trafiği allak bullak ederek ilerleyen ağır tonajlı kamyonlar cürufu Gölyüzü’ne boşaltıyor ve dönüp köyün öbür yanından çıkıp gidiyor. Bu trafik her Allah’ın günü defalarca yineleniyor! Günübirliğine beldeye gelen yerli turistler manzarayı hayretle, dehşetle ve ibretle izliyor! Trafik güvenliği hak getire… Görüntü kirliliği en üst düzeyde…

Cürufun yol yapımında ve çimento sanayiinde kullanıldığı savı ise bir şehir efsanesidir. Siz hiç beşi bir yerde müteahhit takımının yaptığı oto yollarda, inşaatlarda cüruf kullandığına tanık oldunuz mu? Ayrıca kırsal kesimde köy yollarında kullanılan cürufun bileşenlerinin yağmurla çözülerek yeraltı sularına karışacağı ve daha zararlı hale geleceği uzman bilim adamları tarafından defalarca yinelendi. Cüruf ancak ayrı bir işlemle öğütülerek toz haline getirilirse çimento sanayisinde o da az bir ölçüde işe yarayabilir. Onun için de maliyeti yüksek ayrı bir fabrika kurmak gerekir. Cüruf işe yarasa demir-çelik patronları onu Gölyüzü’ne döker, o güzelim yerde demir bokundan tepeler oluştururlar mı?

Bu satırları okurken bazı kişilerin ve özellikle patronların “Ne yani sanayileşmeye karşı mısın?” dediklerini duyar gibiyim. Elbette değilim. Efendiler, bir tesis kurulurken yer seçimi, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık gibi kavramların öne çıktığını ve bunların olmazsa olmaz nitelik taşıdığının farkında değil misiniz yoksa?

Çevrecilerin tepkisiyle yıllar sonra takabildiğiniz baca filtreleri aklınıza fabrikayı kurarken niye gelmedi? Bacalarınızdan çıkan dumanların üstünden geçtiği Menemen Ovasının ülkenin ıspanak üretiminin yüzde otuzunu karşıladığını biliyor musunuz? Gerenköy domatesinin, sultaniye üzümün, silajlık mısırın, şeftalinin, pamuğun hiç mi değeri yok. Elbette sanayileşeceğiz, istihdam yaratacağız, ülkeye döviz kazandıracağız. Ama şu iyi bilinmelidir; sanayileşme enayileşme değildir! Ülkeye demir-çelik kadar tarım ve hayvancılık da gereklidir. Sanayi, tarım, turizm, ormancılık, hayvancılık ve balıkçılık kalkınmamızın ana unsurlarıdır. Bunların tamamı bir bütündür. Biri diğeri için ötelenemez.

Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Şu anda Şehit Kemal’in arkasındaki bölge 1/100 binlik planda rezerv cüruf alanı olarak görünüyor. Üretim ve kazançta altın yılını yaşayan patronlar kârdan az da olsa zarar etmeyi göz almalıdırlar. Gölyüzü cennetini cehenneme çevirmekten vaz geçip cüruflarını Şehit Kemal arkasında belirlenen tarım dışı yere dökmelidirler. Başka çözüm yolu yok!

Çevre duyarlılığını yakından bildiğim değerli İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’den rica ediyorum. Biliyorum işiniz yoğun, koca İzmir’in bin bir sorunuyla baş etmeye çalışıyorsunuz. Lütfen sadece iki saatinizi ayırıp Gölyüzü’ne gidip utanç tepelerini görün. İnanıyorum ki orada kararınızı verecek, size yakışanı yapacaksınız.

Ayrıca Foçalı ve İzmirli yurttaşlar olarak Çevre Bakanını, İzmir Valisini ve ilgili bürokratları göreve davet ediyoruz. Bu ülke hepimizin. Savaşta toprakları için kanımızı dökmeye hazır olduğumuz yurdumuzun barışta da havasını, sularını, denizlerini, ormanlarını korumak vatandaşlık görevimizdir.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 14 yorum var, 10 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Saliha Akardere 24 Eylül 2021 Cuma 08:07

Çevreye değer vermeliyiz..!! Sanayi atıklarını tarım yapılmayan yerlere dökmeliyiz ama bu çürüsün kullanılması için çalışmalar yapılmalı.Tarım alanlarını korumalı ve çoğaltmalıyız...Filtresi olmayan fabrikalara cezalar arttırılmalı.Güneş enerjisininden faydalanmayı çoğaltmalıyız...!!!

Yorumu oyla      0      0  
Irfan Ersonmez 21 Eylül 2021 Salı 12:57

Sagolunuz Kemal Bey .Çok önemli bir bölge sorununa değinmişsiniz. Belediyemiz maalesef Gencelli Kozbeyli bölgesine önem vermiyor. Inşallah bundan sonra ilgilenirler.Tesekkurler...

Yorumu oyla      0      0  
M.Ergin Kurt 20 Eylül 2021 Pazartesi 14:56

Bahse konu bölge b?y?k bir zirai alandır, Bu bölgenin, yapısına uygun işlevi olmalıdır. Sanayi artıklarının çevreye zarar vermiyecek şekilde depolanması ve imha alanları yaratılması gerekir. Tek adam sisteminin kafa yapısı buna m?sait değildir... Ancak toplum olarak bununla m?cadeleye azimli ve kararlı olmamız gerekmektedir. Cennet yurdumuzu bu rant cılardan kurtarmamız lazım.

Yorumu oyla      0      0  
BİRAY YERSU 20 Eylül 2021 Pazartesi 13:35

Bilgi dolu bir makale.. çok şey öğrendim .. cüruf alanının durumu dehşet verici…ve tepe tepe hızla büyüyor..curufun çorak bir bölgeye naklini destekliyorum….

Yorumu oyla      0      0  
Arif Ali Cangı 19 Eylül 2021 Pazar 10:22

Aliağa''da termik santrallere karşı birlikte mücadele ettiğimiz Sayın Kemal Anadol''un "demir boku"nu yazması takdire şayan, kalemine sağlık. Ancak şu" sanayileşmenin gerekliliği kabulü" geçen yüzyılda kaldı. Bugün iklim krizi ve salgın hastalıklarla boğuşurken yaşamdan yana olan hiç kimse artık sanayileşme, büyüme, kalkınma ve hatta sürdürülebilir kalkınma sözcük ve kavramlarına olumlu anlam yüklemiyor. Gerçekten de daha fazla kar, daha fazla kazançla, sermaye biriktirmekten başka hiç bir şey düşünmeyen ve sözcük ve kavramlarla amacını gölgelemeye çalışan kapitalist sistemin dünyayı getirdiği hal bu. Demir Çelik fabrikalarının yurt dışından aldıkları atıkların bedeli patronlara kar, emekçilere sağlıksız emek sömürüsü, insan ve diğer canlılara, doğaya ölüm. Bunun savunulacak bir yanı yok. ihtiyacın üzerinde üretim yapan bu fabrikaların kapatılması, çalışanlar için doğayla uyumlu işlerin yaratılmasından başka çare yok, pansuman tedbirler ile sorun çözülemez, sorunun kaynağını kurutmak gerek. Selamlar

Yorumu oyla      1      0  
Nedime. Saracoğlu 19 Eylül 2021 Pazar 09:33

ben. bir. fo calı olarak. bu. bokların buradan. kalkmasını istiyotım

Yorumu oyla      0      0  
Adınız:AYNUR acar 18 Eylül 2021 Cumartesi 15:59

Teşekkür ederiz güzel özetlediniz

Yorumu oyla      0      0  
Hüseyin Karaduman 18 Eylül 2021 Cumartesi 15:35

Sayın Kemal Anadol’un , Kozbeyli köyünde lüks villası bar... Aynı hassaslığı Şehit Kemal için de göstermeli diyorum...

Yorumu oyla      0      1  
İlke Eryılmaz 18 Eylül 2021 Cumartesi 13:21

Sanayileşmek,enayileşmek değildir(Kemal Anadol)

Yorumu oyla      0      1  
SENER EROL 18 Eylül 2021 Cumartesi 12:09

icerigi cokaydinlatici biryazi coktesekkurederim.bubilgilendirmenin ilcemize ve bolgeye katkisi olacagina inaniyorum.saygilarimla.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Bu neyin telaşı?
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Muhalefetin ağzındaki bakla: Partisiz başkan
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
'Oyumu Kemal Bey'e veririm ancak...'
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
'Dip dalgası' hangi limana yanaşacak?
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Dünya Çocuk Felci Günü ve Covid-19
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Huylunun huyu
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Bir Döviz Hikâyesi
Filiz SEZER
Filiz SEZER
Sanat ve hafıza
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
Şirinler ve dünya düzenine kısa bir bakış
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva