Oya DEMİR
Bir kıvılcım ve çare-siz-siniz!
15 Ağustos 2020 Cumartesi

"Bir nokta açıktır: Dünyamız emin ellerde değildir. Yeni dünya düzeni, yeryüzünü ölüme mahkum etmiştir" (Peter F. Drucker)

Her şey nasıl başladı bilmiyorum. Bir anda, karşı kıyıda bir alev gördük. Küçük bir alan yanıyordu. Saat 22.50… Hemen itfaiye ve güvenliği aradık (22.51). Ekiplerin yönlendirildiği bilgisi geldi… Etrafta ise bir hareket yoktu, ne bir far, ne bir insan… Sadece karanlık ve rüzgar… Beklemeye ve gözlemlemeye başladık…

Bir süre sonra karanlığa hareketlilik karıştı, yanan farlar, hızla giden araçlar. Belli bir noktada sabit duran arabaların farları (Yolu kapattıklarını tahmin ediyoruz)… Ondan sonrası tam bir bilinmez… Yangın nasıl o kadar hızla ilerledi, nasıl bir kaç tepeyi aşıp, yanı başımıza geldi? Nasıl kontrolden çıktı? Kontrolden mi çıktı yoksa hiç mi kontrol edilememişti? O ufak yanan alan birden nasıl hektarlara ulaştı? Bilmiyorum…

Tek bildiğim o çaresizlik hissi… Yanı başınızda alevler yükseliyor, hızla ilerliyor, havada kara duman, denizde alevlerin gölgesi büyüyor, içinizde ayrı bir yangın… Tarif edilemez acı bir hüzün…

Biliyorsunuz ki orada canlılar var… Bitkiler, havyanlar, ağaçlar, bazı yerlerde insanlar. Ve siz hiç bir şey yapamıyorsunuz, çaresizsiniz… Eliniz kolunuz bağlı, evde bir telaş, uzaktan gelen sesleri, komşuları dinliyor ve bekliyorsunuz…

Aklınızda binlerce deli soru: Neden havadan söndürme çalışması ilk anda başlamadı? Hayatını yanan alanda sürdüren, geçimini o topraklardan sağlayan köylüler ne olacak? Yüzlerce insanın yaşadığı yerleşim yerleri, çocuklar, yaşlılar. Yangın yerleşim yerlerine ulaşırsa? O ağaçlar gidince ne olacak? Hayvanları kurtarmanın bir yolu yok mu? Yangın söndürme ekiplerindekileri kim koruyacak?

Yaklaşık 1 saat içinde artık yangın pek çok yeri sarmıştı… Ne zaman ve nasıl duracağı ise bilinmeyen bir denklem olmuştu…

Anonslar başladı ve evleri boşaltmamız istendi… Yüzlerce araba yollara döküldü… İzmir otobanına geldiğimizde, bu defa uzaktan görünen duman ve yoğun bir is kokusu sardı etrafı… O zaman anladık ki, bizim gördüğümüzden çok daha büyük bir alan yanıyor… Sabah havadan müdahale ile yangın söndürüldü… Okuduğumuz haberler 150-200 hektar alanın yandığını ve yok olduğunu söylüyor…

O gece ve ertesi gün pek çok şey yazıldı ve söylendi sosyal medyada, haberlerde. Bazıları gerçekten yanlış ve yalan… Bazıları soru işaretleri bırakan, bazıları ise insanı hayrete düşüren… 

Yangını ilk gördüğümüz anlardan (22.51) gece 01.02’ye kadar olan kısa sürede yanan yerlere yakın bir birey olarak, şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki; başta Çeşme Belediyesi olmak üzere polis, jandarma ve kim olduğunu bilmediğimiz yetkililer sahadaydı, kısa zamanda olay yerine gelmişlerdi. Sosyal medyada yer alan ‘yetkililer yok’ mesaj ve isyanlarını ve bazı diğer paylaşımları anlamak ve kabul etmek mümkün değil.            

Çok sistemli, oldukça sakin ve en önemlisi nazik bir şekilde evlerin boşaltılması anonslarını yaptılar, anons yapmakla kalmayıp, bilgi verdiler, evlerde uyuyan olup olmadığını, civarda tanıdıklarımız var ise arayıp haber vermemizi istediler. 

Yolda hangi yöne gitmemiz gerektiğini belirttiler, Çeşme Belediyesi’nin otobüsleri Ildır’daydı ve yoldayken gelen başka otobüsler gördük. Nereye gideceğimizi sordular ve direkt Çeşme’ye gidebileceğimiz bilgisini verdiler. Konaklayacak yeri olmayanlar için otellerin açıldığını bu anlarda öğrendik. Gece 01.15 civarı İzmir’den giden arazi araçları, yangın söndürme araçları ve başka destek araçlarını da yollarda gördük… İzmir’de yaşadığımız için sorunsuz bir şekilde bizler evlerimize ulaştık… 

Belediye Başkanı Ekrem Oran, Kaymakam Ünal Çakıcı, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bazı Milletvekilleri, ve diğer yetkililer bilgi verdi, açıklamalar yaptı, bizzat çalışmalara katıldı. İlçe belediyelerinden destekler geldi… Medya haber yaptı… Halk işbirliği içinde hareket etti. 

Ne yazık ki, bütün iyi niyetli çalışmalara rağmen onlarca hektar alan yandı, yüzlerce hayvanın ve bitkinin hayatı sona erdi… 

Bu yangın bir kez daha gösterdi ki önemli olan felaket anında yaptıklarınız değil, olmaması için aldığınız önlemler. Umarım hem bireysel olarak hem de kamu ve özel sektör, yerel ve merkezi yönetimler olarak önlem almaya daha fazla dikkat ederiz. Yaptırımları arttırırız. Umarım ki yatırımlarımızı gece de çalışabilen hava yangın söndürme araçlarına yatırırız. Bireyler olarak felaketin her zaman yanı başımızda olduğunu, önlem almanın önemini sürekli hatırlarız, içinde yaşadığımız çevreyi her zaman koruruz, çocuklarımıza felaket anında neler yapmaları gerektiğini öğretiriz (bunun önemini daha sonra yazacağım).  

Şimdi hepimize düşen acil sorumluluk ve görev ise bir an önce seferberlik başlatıp, yanan her ağaç yerine, en az iki ağaç dikmek, yanan bölgelerdeki imar yasaklarını, sit alanı kurallarını arttırmak, olası yangınlara karşı önlemleri gözden geçirmek, eksikleri tamamlamak… 

Ve o gece, o çaresizlik hissini yaşamış biri olarak, süreci gören ve yöneten bütün yetkililerimize sormak istiyorum; Belediye Başkanımız Ekrem Oran, Kaymakamımız Ünal Çakıcı, Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli ve Milletvekillerimiz; İlk ağacı ne zaman dikiyoruz?

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 2 yorum var, 2 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Serpil Özal 16 Ağustos 2020 Pazar 01:37

İlk önce yazınız bu kadarmış güzel anlatılır teşekkürler.Yazınızı okurken sanki o anları yaşadım.Ayrıca tavsiyeleriniz çok yerinde ve özellikle Tarım ve Orman Bakanına yönelttiğiniz soru.Bakalım ne zaman ilk fidanı dikecek.

Yorumu oyla      0      0  
Nalan Mat 16 Ağustos 2020 Pazar 00:34

Çok güzel bir makale sevgili Oya Demir. İlk mesajı gördüğüm andan itibaren her yangında aklımdan yüreğimden geçenlerin hepsini dile getirmişsin. Bayramın birinci günü Ürkmez’e gelirken Doğanbey’de görüp te hissettiklerim aynısı idi. Nasıl kıyıp ta yakıyorlar?????? Kalemine yüreğine sağlık...????????

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Fatih YAPAR
Fatih YAPAR
Yeni dönemin favorisi göçmenler
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Karantina’daki hastanın adını ifşa etmek doğru mu?
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Kapatalım gitsin!
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
İfşa yetmez, para cezaları ağırlaştırılmalı
Ahmet Aydın AKANSU
Ahmet Aydın AKANSU
Ya Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı dinlemiyorlar ya da…
Tayfun MARO
Tayfun MARO
TARKEM neden solun hedefinde?
Kemal ARI
Kemal ARI
İzmir’in niçin bir ‘kurtuluş anıtı’ yok?
Aylin AKDOĞAN
Aylin AKDOĞAN
İzmir-İN
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Suskun bürokrasi
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Doğu, Batı gibi olamaz!
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva