Mahmut YILMAZ
Bilimsel çözümler
13 Eylül 2018 Perşembe

Bir önceki yazımda yazılmakta olan şiirden bir bölüm yayınlamıştım.

Özellikle yakın dostlarım akrabalarım tarafından kısmen endişeli, karamsar, umutsuz bulunmuş, abim Özer Yılmaz bile yazının altına şiirin son bölümünü aklından bile geçirme” diye yorum yapmış.

Öncelikle dostlarımın, okuyucularımın bu endişelerine teşekkür ediyorum.

Kemoterapi alanların bağışıklıkları azalır, vücut korunamaz hale gelir. İşte bu durumda olanlar için en büyük tehlike enfeksiyon kapmasıdır. Ben hayatı çok ciddiye alan biri değilim. Onun için toplumdan uzak durayım maske takayım gibi tedbirleri almadım, almıyorum da. Çünkü kendimi hiçbir zaman hasta gibi hissetmedim, hissetmek de istemiyorum. Ziyaret etmek isteyenlere de misafirim olarak geleceksen gel. Ama hasta ziyaretine gelme diyorum.

Bunları yazmaktaki amacım elbette şahsi sorunlarımı paylaşmak değil.

Hasbelkader üç beş satır yazanlardan olarak her nerede, hangi ortamlarda olursam olayım belki mesleğimin de gereği olarak olaylardan insanlardan hikayeler çıkarmaya çalışırım. Şiirde böyle bir hikayeler manzumesidir.

Bir kadın geldi bulunduğumuz bölüme, kızını arıyordu. Ağlıyordu. Bir sakin ol dedik, bir bardak su verdik, ne oldu anlat dedik.

Anlattı:

Kızı yirmibeş yaşındaymış, kanser olmuş. Babası ben kemoterapi aldırmam deyip duyduğu her karışımı ilaç diye içirmiş. Belli ki alternatif tıp simsarlarının eline düşmüş. Hatta önermişler eşek sütü dahi içirmiş. Elbette hiç birisi çare olmamış ve bütün vücudunu sarmış. Çocuk ağrılardan duramıyor. Hastahaneye getirmişler yer yok adam kızı alıp gitmiş.

Neyse kadın telefonla kocasını arayacak konturu yok, hemen bir telefon bulundu bu seferde numarayı bilmiyor. Şu numara bulucular vasıtasıyla bulduk, aradı kadın.

 Şimdi bir başka hastahaneye götürmüştür diye düşüneceksiniz. Hayır, acıları azalsın diye Çankaya civarında gezdiriyormuş. Kemeraltı’nın da o civarda, aktarlarında o civarda olduğunu düşünürsek niye bir deniz kenarına değilde Çankaya’ya götürdüğünü anlamışsınızdır herhalde.

Ne yazık ki o anda telefonum yanımda olmadığı için aramalar benim telefonumdan yapılmadı. Baba diye geçinen bu mahlukatın adını da not edemedim. Telefonu kullandıranı da sonradan bulamadım. Eğer bulabilseydim bu mahlukatın hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunacaktım.

 Bu düpedüz cinayet.

Şimdi karamsar diye bu hikayeyi yazmayayım mı ey dostlar.

Yazmamın asıl nedeni bilime dikkat çekmek.

Kendi tecrübelerimle insanları uyarmak bilime yöneltmek.

Bilimsel anlamda kullanılan alternatif tıpa lafımız yok elbette.

İstanbul’da yaşayan Erzurum’lu nineye oğlu, ana Erzurum’a kar yağacakmış demiş. Ninede, sahipsiz memleket karda yağar yağmurda, demiş.

Bizim memlekette böyle sahipsiz bir memleket olduğu için Alternatif Tıp Simsarlar her yeri kaplamış durumda. Prof. Ünvanlı simsarlar mı ararsınız. Dolandırıcı simsarlar mı ararsınız, hepsi var. Bundan 7-8 sene önce Ankara’da bürosunda kanser otu satan avukat bile gördüm. Yani simsarlığın mesleği yok.

Bu arada yasaların yetkilendirdiği gerçek simsarların bu simsarlarla ilgisi yok, yanlış anlaşılmaya.

Herhalde ürettiği balın on katı bal satma mucizesi sadece bizde mevcuttur. Ah birde ürettiğimizin on katı sanayi ürünlerini satabilme başarırsak değme keyfimize diyeceğim ama onu da naylon faturalarla yapıyorlar.

Dikkat çekmek istediğim ikinci husus kanser artık çaresiz bir hastalık değil. İnternetteki bilgi kirliliğine bakmayın. Neredeyse her türe farklı ilaç bulmuşlar.

Sadece geç kalmayın.

Ben belki biraz geç kalmama rağmen Kent Hastahanesinde Doç. Dr. Gürbüz Görümlü’ nün tedavisi ile kanseri yendim.

Ha birde hastalığınızı duyup da “kaçıncı evre” diye soranlara gülüp geçin. Onlar en az bir onbeş yıl öncesinde kalmışlar.

Bu gün iki şiir olsun

KAPILAR

Şimdi sarı bir kurdeleyle dolaşıyorum

Vurulmasın diye papatyalar

Gökkuşağının altın ayazı

Suçlu bir tarih gibi süzülür

İsli gömleğimin yakasından

Ve yakam urganlarından darağaçlarının

/eski bir ocağa kiremit dizer

ıslanmasın diye çocuklar/

Yağlasak kapıları uyuyacaktı sokak

Uyuyacaktı sarı şiltesinde

Niçinlerini yumurtlayan sığırcık

Bir mevsimde biz yazacaktık

Sarımsak yalnızlığa

Sokul ey kırılgan ahbaplığım

En masum düşlere hükmedecek yargıç

Kırılan kalemlerde iki defa yazarsın kaderini

Biri benimle susamak özgürlüğe

Biri seninle sevişmek yalnızlığı

Ve hatta kuyuya atılan gölgeyiz

Gök kadar temiz

 

ARAMAZLAR

Ey tanrı ararlar seni

Kafada kurarlar seni

Hayale yorarlar seni

Özlerinde aramazlar

 

Görünürsün uçan kuşta

Sıcak yazda soğuk kışta

Bıraktığın dağda taşta

İzlerinde aramazlar

 

İnsana yüklerler sanın

Kulu olurlar insanın

Gece gören yarasanın

Gözlerinde aramazlar

 

Güzün toprağa atılan

Yazın yaşama katılan

Rüzgar ile anlatılan

Sözlerinde aramazlar
 

Dereler olup ta akan

Toprağın altından çıkan

Dokununca eli yakan

Közlerinde aramazlar.

 

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 3 yorum var, 3 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Mukadder çimen 14 Eylül 2018 Cuma 22:54

Yazar Mahmut Yılmaz''ın diğer yazılarında okudum.gercekten mükemmel düşünen insanlar için hep gercekler kaleme alınmış.tesekkurler

Yorumu oyla      0      0  
ÖZER YILMAZı 13 Eylül 2018 Perşembe 19:43

Şimdi ferahlatıcı vegönlüme huzur veren bir makale yayınlamışsın.Anlattığın genç kıza çok üzüldüm.Ancak ülkemizde üfürükçüler otçular bir gerçek.Allah herkese akıl versin doğru yolu bulsun.İnsan hayatını bilime dayalı tıp doktorları tedavi ediyor.iyileştiriyor.Allah onların eksikliğini vermesin.Selamlar.

Yorumu oyla      1      0  
Gürsan ercan 13 Eylül 2018 Perşembe 18:32

Yazınıza ,şiirlerinize bayıldım!Gönlünüze ,Özünüze sağlık...

Yorumu oyla      1      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Aylin AKDOĞAN
Aylin AKDOĞAN
İzmir-İN
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Bir ‘kadın’ neden Atatürk heykelini parçalamak ister?
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Yediklerimizi bilerek mi yiyoruz?
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Acem oyunu!
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Aman kabız olmayın, piyasada ilacı yok!
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Adaylık
Hüseyin ASLAN
Hüseyin ASLAN
Enflasyon; Kötülüklerin anası...
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
KAF DAĞI
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Kapitalizme “evet” Emperyalizme “hayır”
Hanzade ÜNUZ
Hanzade ÜNUZ
‘Atatürk’ün gözlüğü yakıyor öğretmenim’
ÇOK OKUNANLAR
SPOR CAFE
Suavi YARDIMOĞLU
Suavi YARDIMOĞLU
Sportif izdüşümler (3)
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva