Mehmet KARABEL
Bilemezsin sana nasıl mecburum!
25 Temmuz 2020 Cumartesi

Tam altı yıl önce bugün sabaha karşıydı…

Kalp krizi geçirdi…

Bir yıldız gibi kaydı gitti, bu dünyadan…

Zaten…

Bu güzel ülkenin “ışık saçan” bir sanatçısıydı…

Yaşasaydı, iki hafta sonra 85 yaşını kutlayacaktı…

***

Bizim kuşağı müthiş etkileyen sinema oyuncusuydu…

Sürekli başrollerin aktristi değildi belki ama…

İri simsiyah gözleri…

Efsunlu bakışları…

Narin, incecik vücudu ve…

Kulağınızdan girip, kalbinizde tsunami etkisi yaratan sesiyle…

Rüyaları süsleyen bir sanatçıydı…

***

Kavurucu bir ağustos sıcağında…

İzmir’de dünyaya geldi…

Babası avukattı; iki ağabeyi vardı…

O doğduktan sonra babası avukatlığı bıraktı; kaymakam oldu…

Çok narin bir kız çocuğuydu…

Adını, “Çolpan” koydular…

Türk ve Moğol mitolojilerinde “Gezegenler Tanrısı” anlamına geliyordu…

Bir diğer anlamı da…

“Çoban Yıldızı”ydı…

Adı üstünde, “mistik güçler”in merkezi…

***

İlk ve ortaokulu İzmir’de tamamladı…

Babasının görevi yüzünden liseye Balıkesir’de başladı…

Kalbinden “7 Tepeli Şehir” İstanbul geçiyordu…

Kandilli Kız Lisesi’ne yatılı olarak geçiş yaptı; mezun oldu…

Her zaman hedefleri olan bir kızdı…

O hedeflerden biri de oyunculuktu…

Balıkesir Lisesi’nde sahneye çıkmışlığı vardı…

Ardından Halkevi’ndeki temsiller…

Gördüğü kalabalık, aldığı alkış O’nu mest etmişti…

Üniversite eğitimi için İstanbul’da…

Ağabeyi ünlü şair Attila İlhan’ın yanında kaldı…

Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’ne kaydoldu…

Ancak içindeki o oyunculuk tutkusu sönecek gibi değildi…

Arkadaşlarıyla “Akademi Tiyatrosu”nu kurdu…

Amatör de olsa…

O artık bir “oyuncu”ydu…

***

Şansı yaver gidiyordu…

İlk kez 1957’de…

Tam da 21 yaşında kameraların karşısına geçti…

Şakir Sırmalı’nın yönettiği…

Alexandre Dumas’nın romanından uyarlanan…

“Kamelyalı Kadın” ile sinemaya “merhaba” dedi…

Fikret Hakan ile başrolü paylaştı…

Eleştirmenler filmi ve yönetmeni adeta linç ettiler…

“Kamelyalı Kadın” alay konusu olmuştu…

Ancak…

Başroldeki genç kızın oyunculuğuna kimse laf etmedi…

Çünkü…

Beyaz perdeden ışığı yansıyan O İzmirli genç kız…

Siyah-beyaz bir Fransız filminden çıkmış gibiydi…

Yakaları kalkık pardesülü, saçlarını at kuyruğu yapmış…

Yağmurda yürüyen bir kız gibi...

O görüntü yıllarca hafızalardan silinmedi…

Film beğenilmemişti ama…

Bu hikayenin İzmirli genç kızı…

O filmle Yeşilçam starları arasında yerini buldu…

Farklı bir oyunculuk anlayışı vardı…

Cesurca her rolün hakkını veriyordu…

Bu yetenekleri nedeniyle…

Ömür boyu, Rol seçen oyuncu” unvanıyla tanındı…

Eline su dökülemez bir “Karakter Oyuncu” kimliği ile öne çıktı…

***

Hem sinemayı hem tiyatroyu birlikte götürdü…

Sahne tozundan bir türlü vazgeçemiyordu…

Artık İzmirli efsunlu kızın ışığı fark edilmişti…

“Kamelyalı Kadın”ın ardından…

İki yıl içinde beş filmde oynadı…

Sıra…

Hayatının rolünü sergilediği “Yalnızlar Rıhtımı”na geldiğinde…

Sanki her şey yeniden başlıyordu…

O filmin senaryosunu “Ali Kaptanoğlu” takma adıyla…

Ağabeyi Attilâ İlhan yazmış; Ömer Lütfi Akad yönetmişti…

Başrolü Sadri Alışık’la paylaşıyordu…

Filmin bazı sahneleri için İzmir'e gelmişti…

“Yalnızlar Rıhtımı”nın çekimi tamamlandığında…

Sadri Alışık, birlikte başrol paylaştığı İzmirli kıza…

Çoktan aşık olmuştu…

Hiç beklemediler, aynı yıl dünya evine girdiler…

Bilir misiniz?

Bizim İzmirli güzel oyuncu…

Sadri Alışık’la dünya evine girmeden önce…

Metin Erksan, Fikret Hakan ve Münir Özkul ile nişanlanmıştı…

Oysa…

Sadri Alışık ile birlikte nikahta attığı imza…

Gerçek bir aşkın simgesiydi ve…

Sadece ölümün ayıracağı türden bir nikah töreniydi…

Kadere bakın ki, aynen öyle oldu…

Sadri Alışık’ın karaciğeri iflas etmişti…

İşte, o kahreden, ömürden ömür alan o günleri…

Büyük aşkı İzmirli kız şöyle anlattı:

Amerika’ya gidip organ nakli yapılmasına karar verildi… Sadri bana giderken diyordu ki; (Ben şu anda buradayım, ama dönüşte kargoda olabilirim... Kendini buna hazırla…) Amerika’daki Türkler çok ilgilendi… Üstünde “Turist Ömer Born Again” yazan tişörtler yapıldı… Hastanede yanına gittiğimde gözü kapalı yatıyordu… Doktor geldi, (Olur mu öyle bir şey?) dedi ve (Sadri!) diye bağırdı… Şöyle bir baktı ve gözlerini tekrar kapattı… Bir an monitörde kalp atışlarının giderek azaldığını gördüm... Sadri’ye bir şey oluyor diye yoğun bakım şefine fırladım... Kalp atışları yavaş yavaş düşmeye başladı. Serumdan sonra toparlanıyor duygusuna kapıldık ama birden gitti!
Ondan sonra ne yaptığımı bilemiyorum... Ben ona sarılıyorum... Sanki içimdeki kuvvet ile onu canlandıracağım gibi bir his taşıyordum… Öylece kaybettik Sadri Alışık’ı…”

Takvimler, 18 Mart 1995’i gösteriyordu…

Büyük usta Sadri Alışık…

Büyük aşkı o İzmirli kadını 36 yıl sonra bırakıp gitmişti…

***

İzmirli usta oyuncu, hayatının aşkı Sadri’nin adına yaşatmaya kararlıydı…

İki yıl sonra “Sadri Alışık Tiyatrosu”nu açtı…

“Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Ödülleri”ni başlattı…

Oğlu Kerem’le birlikte “Sadri Alışık Kültür Merkezi”ni kurdu…

Çünkü…

Bu azimli kadına göre…

Sinema ve tiyatroya gönül veren herkes…

“Küçük mutlulukla yetinen birer savaşçı”ydı…

***

Sonuna geldiğimiz bu hikaye…

Büyük şair Attila İlhan’ın kardeşi…

Türk Sineması’nın usta aktörü Sadri Alışık’ın karısı…

Oyuncu Kerem Alışık’ın annesi…

Devlet Sanatçısı Çolpan İlhan’ın hayat hikâyesidir…

300’e yakın filmde oynadı…

70’li yılların ortasına kadar hep başroldeydi…

Hiç boş oturmadı; hep san’atı ile yaşadı…

78 yaşında bu dünyaya veda etti…

İstanbul Zincirlikuyu’daki kabirleri büyük aşkı ile yan yana…

***

Bitiriyoruz…

İzmirli Çolpan İlhan…

Kimilerine göre…

Bir Attila İlhan Projesi”ydi…

Döneminin yıldızları olarak kabul edilen…

Türkan Şoray'a, Filiz Akın'a, Fatma Girik ve Hülya Koçyiğit’e…

Hiç benzemedi…

Hep, Yeşilçam’ın “en dramatik kadın” rollerinde büyüdü!

Ününü o “çok zor” rollerle pekiştirdi…

Ağabeyi Atilla İlhan’ın kalemine aldığı…

“Ben sana mecburum bilemezsin… / Adını mıh gibi aklımda tutuyorum… / Büyüdükça büyüyor gözlerin… / Ben sana mecburum bilemezsin… / İçimi seninle ısıtıyorum…” dizelerinin kendisine adanmasını istedi hep…

Çünkü…

Sadri Alışık, O’nun her şeyi…

O da…

Sadri Alışık’ın her şeyiydi…

Şimdi böyle aşklar var mı, sizce?

Nokta…

Sonsöz: “Bir hırsla öptüm ki, ah unutamam… Ay ışığında deniz akordiyon solosu, pırıl pırıl yaşadım üç dakika tastamam… / Atilla İlhan…”

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Ferda ESER 25 Temmuz 2020 Cumartesi 10:51

Fotoğrafa bakınca katledilen Pınar GÜLTEKİN’i benzettim bir an. Yaşasa ne de güzel sanatçı olacaktı belki de,tanıtım filminde de oynamış ah yavrum içim yanıyor.Kadın cinayetleri son bulsun umudumla.İkisini de rahmetle anıyorum.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Bu cezalar Google Amca’yı üzer mi?
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
İngiltere’nin son ırkçılık raporu: Bölücü
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Açıldık... Saçıldık... Bak ne hale geldik!
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Çiftçi yabancı şirketlere tarım topraklarını neden satıyor?
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Naif ve sahici
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Muhtarken bunları yapabiliyorlarsa!
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Tarım arazileri…
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Boğazlar sorunu
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Oturan boğa
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Balık hafızası
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva